Umran dergisinin Eylül 2026 sayısı çıktı

Umran dergisinin Eylül 2026 sayısı çıktı

​​​​​​​Umran dergisi Eylül 2026/385. sayısında dizginsiz kapitalizmin daha da tehlikeli dijital feodalizm aşamasına doğru ilerlediği vasatta Tunus’ta tutuklanan Raşid Gannuşi odaklı bir manşetle çıktı.

Dergide, Raşid Gannuşi’nin dizginsiz kapitalizmin daha da tehlikeli dijital feodalizm aşamasına doğru ilerlediği vasatta hapsedildiği vurgulanıyor. Arap ayaklanmalarının mayalandığı Tunus’a damga vuran Nahda’nın tasfiyesiülkenin en önemli hareketlerinden birinin ortadan kaldırılışının sembolü görülüyor. Ancak Gannuşi’nin tutuklanmasına ilişkin kayda değer güçlü itirazlar yükselmediği de belirtiliyor. Zira Gannuşi, yalnızca çağdaş İslâm dünyasının mühim siyasi aktörlerinden biri değil, aynı zamanda özgürlük, şûra, insan hakları, çoğulculuk ve anayasal düzen üzerine geliştirdiği fikirlerle İslâmcı siyasi düşünceye yön vermiş bir şahsiyettir. Ayrıca umutsuzluk, şiddet, nihilizm ve intihar bağlamında dedikleri de kıymetlidir. Nitekim günümüzün gerçek sorunu, dünyanın saçma veya boş olduğuna dair hissiyatın adı olan nihilizm ve anlamsızlık duygusudur.

Dünya ve Türkiye Gündemi

Umran’ınGündem sayfaları Metin Alpaslan’ın “Çerçeve Yasa, Umutlar, Riskler ve Cevap Bekleyen Sorular” yazısıyla başlıyor. Alpaslan hem umutların ve olumlu görüşlerin hem de karamsarlığın, korku ve olumsuz görüşlerin tabii olarak bir arada bulunduğunu belirtiyor. Süreç ilerlerken “ihtiyatla iyimserlik, şüphe ile umut daima yan yana olacaktır” diyor ve şunun altını çiziyor: “Türkiye’de adaletsizlik, ekonomik eşitsizlik, siyasi kutuplaşma ve kimlik çatışmasına yol açan mevcut düzen devam ettiği sürece yeni sorunlar üretilecektir. Kalıcı çözüm adalet, hukuk, toplumsal bütünleşme ve kardeşliği birlikte inşa etmekten geçmektedir.”

Celalettin Vatandaş, irade, sorumluluk ve ahlakla desteklenmeyen özgürlüğün kısa sürede sınırsız arzunun başka bir adına dönüşeceğini hatırlatıyor “Özgürlük Miti ve Ebeveyn Otoritesinin Çözülmesi” yazısında. Doğru sınırın, özgürlüğü ortadan kaldırmak yerine onu taşınabilir hâle getireceğini vurguluyor.

Burhanettin Can ihtilaf ahlakı konulu yazısında Türkiye’nin ve İslâm dünyasının en ciddi sorunlarından birinin farklı düşünce ve bakış açılarına karşı gösterilen tahammülsüzlük olduğunu belirtiyor. Can, farklı düşünenlerin tekfirle, ihanetle suçlanarak onlara hakaret edilmesinden kurtulmanın ihtilaf ahlakı ile mümkün olabileceğini kaydediyor.

Ömer Behram Özdemir “Mekke Antlaşması: Ortadoğu'da Yeni Bir Güvenlik Mimarisine Doğru” yazısında, ise Mekke Antlaşması’nın bölgesel aktörlerin kendi güvenliklerini yalnızca küresel güçlerin garantilerine bırakmak istemediğini gösterdiğini dile getiriyor ve ekliyor: “Türkiye’nin savunma sanayii kapasitesi, Pakistan’ın stratejik caydırıcılığı ve Suudi Arabistan’ın ekonomik gücü aynı çerçevede birleştiriliyor. Üç ülke aynı zamanda geçmişte kendilerini birbirinden uzaklaştıran ideolojik ayrışmaları stratejik iş birliğinin önüne koymamaya çalışıyor.”

Ortadoğu’dan dünyaya sayfalarında ise Osman Mirgani, Sudan diyalog konferansının iç savaşın başlamasından bu yana Sudan halkı için en iyi fırsat ve belki de yapılabilecek en iyi şey olabileceğinin altını çiziyor. Ukrayna’nın İstanbul Antlaşması’ndan geri adım atmasına odaklanan Sami Amara, Batı’nın Ukrayna’yı nasıl içinden çıkılmaz bir duruma sürüklediğini gözler önüne seriyor. İsrail savaş uçaklarının Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırı odaklı analiz ise, Ortadoğu’da İbrahim Antlaşmaları ile kurulmak istenen düzenin sonuna geldiğini ortaya koyuyor.

Raşid Gannuşi, Çağdaş İslâmcı Söylem ve Eksik Parçalar

Hiç şüphesiz Gannuşi’nin hayatı modern Tunus’un tarihidir ve Seyyid Kutub ile Malik bin Nebi’nin düşünceleri arasında dalgalanan çağdaş İslâmcı söylemin de. Habib Burgiba, Zeynelabidin bin Ali ve Kays bin Said despotluklarının onun siyasi hayatını nasıl doğrudan etkilediğini görürüz. Ancak Tunus’daki despotluk, sömürgeci Fransız jakobenliği ile Batıcı laikliğin sert uygulamalarını eklektik biçimde bir araya getirmiştir. Despotların hemen her dönemde “dünya siyasetinin kuytusunda” kendilerine nasıl bir yer açtığını, Yasemin Devrimi ile ümitlerin arttığını ve yeni tarz despotun Tunus’ta tekrar güç kazandığını görüyoruz. Derginin sonraki sayılarında da sürdüreceği Gannuşi odaklı yazılarda düşünürün Mahmud Derviş’i hatırlatırcasına “kimsek oyuz/ hâlâ buradayız biz/ büyük hayallerimiz var/ yaşıyoruz, hayattayız…/ ve devamı var hayallerin/ öyleyse bil kim olduğunu…/ olmak için.” dediği vurgulanıyor.

Umran’ın bu sayısındaki DosyasınaMustafa Aydın “Raşid Gannuşi: Tunus Zindanlarında Bir İslâm Düşünürü ve Siyasetçi”, Mehmet Beyhan “Tunus'un Işığından Korkan Kays Bin Said”, Mehmet Furkan Ören “Raşid Gannuşi'de Özgürlük, Laiklik ve Otorite”, Mehmet Akın ise “Raşid Gannuşi ve Filistin Mücadelesi” başlıklı yazılarıyla katkıda bulunuyor.

Kültür-Sanat

Kaan Küçük’ün “Filistin’i Sırtında Taşıyan Ressam: Süleyman Mansur” yazısıyla başlıyor Kültür-Sanat bölümü. Küçük, olgunluk çağında kendisine 2024 Necip Fazıl Uluslararası Kültür Sanat Ödülü takdim edilen ressamın çizimlerine yansıyan Kudüs ve Filistin imgesine odaklanıyor.

Halim Sezer “Çok Yönlü Bir Sanatçı Olarak Şahin Uçar” yazısında Kûfi Script and Philosophy of History isimli kitabının yanı sıra “Kûfi’nin İhtişamı: Geometriden Hikmete” sergisiyle gündeme gelen sanatçıyı, Cumhuriyet devrindeki kültür mücadelesi ekseninde değerlendiriyor. Sezer, felsefe ile hemhal Uçar’ın çok boyutlu sanatçı kişiliğine dair şimdiye değin kayda değer metinlerin yazılmamasını büyük bir eksiklik olarak görüyor.

Nazgülü Çarkanat bu ay Ankara ve İstanbul’da konser verecek olan Sami Yusuf’a odaklanıyor. Çarkanat, Yusuf’un Reflections (Düşünceler) programı kayıtlarının en geniş manasıyla sanatta yeni imkânlar keşfetmeyi, daha önceleri ayırdına varmadıklarımızın ayırdına varmayı, medeniyet merkezli donanımımızı güçlendirmeyi, hayatın her aşamasında yeni bilgiler ve dikkatler edinmeyi mümkün kıldığını belirginleştiriyor.

umrandeergisi385

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir