“Türkiye’de İslam’a Karşı Savaş Var!”

“Türkiye’de İslam’a Karşı Savaş Var!”

Kemalizmin Batıcı bir ideoloji, Türkiye’nin yönünü Batı’ya çeviren bir akım olduğunu söyleyen Steinbach, “Türkiye’de İslam’a karşı savaş yürüten ve Kürt sorununun çözümünü de engelleyen güç, Kemalizmdir, Kemalist odaklardır.” şeklinde konuştu.

1973 yılında kurulan ve Avrupa'da kendi alanında en saygınlar arasında yer alan Alman Şark Enstitüsü (Deutsche Orientinstitut)'nün kurucusu ve Türkiye uzmanı Prof. Udo Steinbach, AK Parti'nin kapatılması girişiminin büyük bir hata olduğunu söyleyerek, Türkiye Cumhuriyeti'nin Kemalizm düşüncesi üzerine kurulduğunu belirtti. Prof. Steinbach, "Türkiye ne bir hukuk devleti olmayı başarabildi, ne de din özgürlüğü var. Din özgürlüğünün olması bir yana, bu coğrafyada halkın dinine karşı savaş veren bir yönetim ve güç var" ifadelerini kullanarak, Ahmedinejad'ın Türkiye ziyaretinin çok önemli mesajlar içerdiğini, fakat laik medyanın Anıtkabir inadıyla bu mesajı kasıtlı olarak gölgelediğini kaydetti. Kemalizmin Batıcı bir ideoloji, Türkiye'nin yönünü Batı'ya çeviren bir akım olduğunu birkaç defa tekrarlayan Steinbach, "Türkiye'de İslam'a karşı savaş yürüten ve Kürt sorununun çözümünü de engelleyen güç, Kemalizmdir, Kemalist odaklardır" şeklinde konuştu.

"NE HUKUK DEVLETİ, NE DE DİN ÖZGÜRLÜĞÜ VAR"

Almanya'nın Hessen eyaletinin Darmstadt iline bağlı Frankfurt am Main ilçesinde verdiği konferansta konuşan Steinbach, "Kriz, karar vermektir" şeklindeki Yunan atasözünü zikrederek sözlerine başladı ve "Türkiye'de şu anda yaşanan krizin mahiyeti işte budur. Türkiye şu anda bir karar verme sürecindedir. Kriz, bu yüzdendir" dedi. Bu krizin ülkedeki siyasî çizginin gelecekteki istikametini belirleyecek denli önemli bir kırılma noktası olduğuna işaret eden 1943 Pethau doğumlu Steinbach, "Bu kriz, Türkiye'nin hangi yöne doğru gideceği kararını verme aşamasında olduğunun işaretidir" şeklinde konuştu. "AK Parti'nin kapatılması girişimini anlamıyorum" diyen İslambilimci şarkiyatçı Steinbach, "AK Parti kapatılmış olsaydı bundan radikal akımlar kazançlı çıkacaktı" tespitinde bulundu. AK Parti'nin yasaklanmasının Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği sürecini olumsuz etkileyeceğini de söylemine dahil eden Steinbach, "Ancak Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde 'hukuk devleti' ve 'dîn özgürlüğü' gibi konular göz önünde tutulduğunda, AB üyeliğinin uzak bir hedef olduğunu düşünüyorum. Çünkü Türkiye ne bir hukuk devleti olmayı başarabildi, ne de din özgürlüğü var. Din özgürlüğünün olması bir yana, bu coğrafyada halkın dinine karşı savaş veren bir yönetim ve güç var." ifadelerini kullandı. 2002 seçimlerinde AK Parti'nin zaferi ile birlikte, ülkenin İslamî karakterini vurgulandığını ama aynı zamanda Avrupa yolunda ilerlemek isteyen bir iktidarın başa geldiğinin dile getiren Steinbach, bu çerçevede AK Parti'nin kapatılması davasının Kemalist elit grupların "iktidar savaşı" olduğunu öne sürdü.

"AK PARTİ KAPATILSAYDI AB HAYÂLDİ"

"Bu iktidar savaşını, geçen yıl Ahmet Necdet Sezer'in yerine gelecek olan cumhurbaşkanının belirlenmesi sürecinde de yoğun bir şekilde yaşamıştık. O sıralarda bu ihtilaftan AK Parti'nin zaferle çıktığını düşünmüştüm. Ama görüyoruz ki, devlet elitleri dediğimiz, Kemalizmin klasik ilkelerini, yani laikliği savunanlar, bu savaşta geri adım atmamışlar. Şimdi kendi yöntemleriyle politik ihtilafı yeniden oluşturuyorlar." sözleriyle konuşmasını sürdüren Marburg Philipps Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Udo Steinbach, iktidar çekişmesinin ülkede sonu belli olmayan bir gerginlik yarattığını ifade etti ve bu durumun son yıllarda demokratikleşme adına gerçekleştirilen dönüşüme de zarar verdiğini, istikrarı bozarak, boşluk yarattığını belirtti. "Birçok politik güç ülkede oluşan boşluğu doldurmaya çalışacaktır. Zira bu süreçte böylesi bir boşluğun olması kaçınılmazdır. Türkiye'de çok sayıda radikal organizasyon ve güç odaklarının olduğunu biliyoruz. Bunlar oluşan iktidar boşluğundan istifade etmek isteyecek; bu da ülkenin istikrarsızlaşması anlamına gelecektir. Ayrıca Türkiye için bununla ilişkili başka bir sorun da, AB ile ilişkilerin bundan böyle nasıl devam edeceğidir. Çünkü AB için, % 47'lik bir oyla iktidara gelen bir partinin kapatılması Türkiye'yle müzakerelerin devam etmesinde büyük bir sorun teşkil edecektir." açıklamasında bulunan Steinbach, sözlerinin devamında, "Bence top şimdi AK Parti'de. Avrupa'dan geniş katılımlı tam destek için dönüşüm ve demokratikleşme süreci kararlılıkla devam ettirilmelidir. İlk adım 301'inci maddenin kaldırılması olmalı; ardından da demokratikleşme yolunda önemli ve büyük adımlar atılmalıdır. O zaman sadece AB'nin desteğini değil, Avrupa kamuoyunun ve elbette Türkiye'deki geniş bir çevrenin de desteğini almak mümkün olacaktır. Bunun sonucunda ise parti kapatma sürecinin devamı güçleşecektir." biçiminde konuştu. Prof. Steinbach, yeni anayasa tasarısının bazı eksikler taşımasına rağmen, sivil toplumun gelişmesi ve Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından büyük önem arz ettiğini de söyledi.

"AHMEDİNEJAD ÖNEMLİ MESAJLAR VERDİ"

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın Türkiye ziyareti ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmelere, İstanbul'daki Sultanahmed Camii'nde Cuma namazı kılmasına değinmeden geçemeyen Steinbach, "Türkiye ve İran, inanç ve düşünce olarak, siyasî çizgi olarak farklı iki uç noktadadırlar. Ahmedinejad'ın Türkiye ziyareti bu bağlamda çok önemliydi ve burada her iki cumhurbaşkanı da oldukça önemli ve anlamlı mesajlar verdiler." değerlendirmesinde bulundu. Buna karşılık kendilerini laikliğin sözcüsü olarak ilan eden medyanın kasıtlı olarak gezideki bu mesajları manipüle ettiğini ve tamamen Anıtkabir ziyaretine odaklandığını hatırlatan Prof. Steinbach, "80'li yılarda, İran'ın o zamanki cumhurbaşkanı olan Ali Ekber Haşimî Refsencanî'nin Türkiye ziyaretinde de aynı sorun yaşanmıştı. O da Anıtkabir'e gitmek istemeyince Kemalistler ortalığı galeyena vermişti." sözlerine yer verdi.

"KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNÜ KEMALİSTLER ENGELLİYOR"

Konuşmasının bu periyodunda lafı 28 Şubat 1997'deki post–modern darbeye getiren Steinbach, "Türkiye'de ordu 90'lı yılların sonlarında iki önemli mesaj verdi. 97'deki 28 Şubat darbesiyle 'Türkiye'de İslam devletinin şansı yok' mesajını, 99'da PKK lideri Abdullah Öcalan'ı yakalayarak da 'Kürt devletinin şansı yok' mesajını verdi." yorumunda bulundu. Kemalizmin Batıcı bir ideoloji, Türkiye'nin yönünü Batı'ya çeviren bir akım olduğunu birkaç defa tekrarlayan Steinbach, "Türkiye'de İslam'a karşı savaş yürüten ve Kürt sorununun çözümünü de engelleyen güç, Kemalizmdir, Kemalist odaklardır." şeklinde konuştu. İktidardaki AK Parti'nin demokratik, İslam'la barışık, Kürt sorununun çözümünde de açık bir politikaya sahip olduğunu vurgulayan Steinbach, konuşmasının sonunda "Türkiye'de iki güç var: Türkiye'nin demokratikleşmesini, özgürleşmesini ve özgür bir toplum olmasını isteyen siviller ve Türkiye'yi baskıcı, içine kapanık bir ülke yapmaya çalışan askerler." değerlendirmesinde bulundu.

İbrahim Sediyani / HAKSÖZ-HABER

(Frankfurt am Main / ALMANYA)

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir