“TSK’nın İmtiyazlı Konumu” Semineri

“TSK’nın İmtiyazlı Konumu” Semineri

Beykoz Özgür-Der’in düzenlediği “Türkiye’deki Egemen İktidar Yapısının Unsurları” adlı seminerler dizisinin bu ayki konuğu Rıdvan Kaya idi.

Rıdvan Kaya, seminerde "TSK'nın İmtiyazlı Konumu" konulu bir sunum gerçekleştirdi.

ORDUNUN TÜRKİYE'DEKİ FONKSİYONU

 

Rıdvan Kaya konuşmasına ordunun Türkiye'deki fonksiyonundan bahsederek başladı. Türkiye'de ordunun iktidar bloğunun en güçlü unsuru olduğunu ve belli konjonktürel gelişmelere bağlı olarak zaman zaman güç kaybına uğramakla birlikte gerek sistem, gerekse de toplumsal yapı açısından belirleyici konumunu sürdürdüğünü belirten Kaya, Türkiye devletinin model aldığı Batılı ülkelerde ise ordunun etkinliğinin çok daha küçük olduğunu kaydetti.  

 

ORDUNUN GÜCÜNÜN TEMEL NEDENİ

 

Kaya, orduların gücünün asıl kaynağının "silaha sahip" olmasından kaynaklandığını ve sistem üzerindeki otoritesinin de en temelde silahla sağlandığına hatırlatarak, ayrıca hiyerarşik örgütlenme ve itaat kültürünün de bu olguyu güçlendirdiğine işaret etti. Türkiye'de ilaveten ordunun resmi ideolojinin muhafızlığı rolünü de üstlenmiş olmasının askerin siyaset ve toplum üzerindeki tahakkümüne yol açtığını belirtti.

  

Kaya konuşmasından şunları kaydetti:

"Asker kendisinin hemen her yerde belirleyici güç olduğuna inanır ve sürekli biçimde de durumdan vazife çıkarır. Türkiye'de ordunun siyaset ve iktidar üzerinde bu kadar güçlü olmasında yasal mevzuat ile birlikte darbeci geleneğin büyük rolü var. Ayrıca toplumun kültüründe yaygın biçimde yeri olan "ordu-millet" telakkisi de bu rolü besler. Türkiye'de ordunun belirleyici konumu, bilhassa arka arkaya gerçekleştirilen darbelerle tahkim edilmiştir. Daha kuruluş aşamasında militarist bir mantığın ve işleyişin egemen kılındığı Cumhuriyet 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra tekrarlanan darbe süreçleri ile askeri cumhuriyete dönüşmüştür.

 

Yasal mevzuat açısından TSK İç Hizmetler Kanunu 35. madde ordunun görevini tanımlamaktadır ve "Türk Yurdunu ve Cumhuriyeti korumak ve kollamaktır" şeklindedir. Ne var ki bu madde bilahare darbecilerce bir meşruiyet formülüne dönüştürülmüştür. Oysa daha tehlikenin mevcudiyetinin tespitinden itibaren normal hukuk devletinde tüm bu işleyiş seçilmiş organlara aittir. Tabi sürekli biçimde seçilmiş kadroların gaflet, dalalet, hatta hıyanet içinde olduklarına dair eğitim verilen bir ülkede askerlerin seçilmişlere güven duymaları beklenemez. Dolayısıyla asker kendisini gerektiğinde tehdit tanımını yapacak, gerektiğinde de bu tehdide karşı harekete geçecek güç konumuna oturtur.

 

TSK'NIN ROLLERİ

        

Askerin sistem içinde konumun belirginleşmesinde darbe süreçlerinde ihdas edilen birtakım organların belirleyici olduğunu söyleyen Kaya, bunlar arasında MGK'nın bir hayli önemli olduğunu söyledi. Anayasa Mahkemesi gibi 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra kurulan MGK (Milli Güvenlik Kurulu)'nun MGK, iktidarın adeta askerlerce denetlendiği, paylaşıldığı bir organ halinde işlediğini vurguladı.

 

MGK'nın ana gündeminin genellikle "iç tehdit" konusu olduğunu belirten Kaya, 28 Şubat sürecinde bu durumun çok çarpıcı hukuksuzluklara, baskı ve dayatmalara yol açtığını hatırlattı. AB uyum yasaları doğrultusunda atılan bir takım adımlar ve 2002 seçimlerinden sonra MGK'nın yapısında önemli değişimle gidildiğini kaydeden Kaya, şu anda sürecin normalleşmeye doğru evrildiğini söyledi.

 

MİT'in konumuna da değinen Kaya, askerlerin MİT içinde de çok etkili olduğunu, bu yüzden darbelerin istihbaratının yapılmadığını, engellendiğini belirterek aynı süreçte MİT'in de asker gölgesinden kurtulmaya başladığını kaydetti. Askerlerin yasal kurumlar dışında illegal nitelikli birtakım örgütlenmeler de geliştirdiğini, bunların içinde Özel Harp Dairesi ve JİTEM'in öne çıktığını söyleyen Kaya varlığı hala inkar edilmesine rağmen JİTEM'in Ergenekon sürecinde pek çok kriliş ve karanlık faaliyetinin açığa çıktığını hatırlattı.

  

Ordunun yargı ayağında da farklı konumu vardır. Sistem kendi içinde askerler için ayrı bir yargılama sistemi oluşturmuştur diyen Kaya, bu çerçevede askeri mahkemeler, Askeri Yargıtay, Askeri Danıştay türünden yargı kurumlarının yapısının yargıda çift başlığa neden olduğunu belirtti. YAŞ (Yüksek Askeri Şura ) kararlarının yargı denetiminden bağımsız olmasının ise hukuk mantığına taban tabana ters bir durum oluşturduğunu kaydetti.

 

ORDU VE DARBE

 

Askerin devasa mevcudu ve denetime kapalı bütçesiyle ülke kaynaklarını eriten bir kurum görünümünde olduğunu söyleyen Kaya konuşmasının sonunda sistem üzerinde militarist bir görünümün ağırlığının devam etmesinde Kemalist resmi ideolojinin belirleyici olduğunu vurguladı. Darbelere karşı gerçekçi bir tavır almanın Kemalist anlayışla hesaplaşmadan mümkün olamayacağının altını çizdi.

 

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir