Susurluk skandalı sanıklarından merhum Özel Harekat Polislerinden Oğuz Yorulmaz'ın annesi Nuran Yorulmaz, oğlunun öldürülmeden önceki yaşadığı tüm sırları açıklamanın zamanı geldi diyerek şunları dile getirdi;
İşte anne Nuran Yorulmaz'ın konuşmalarından satırbaşları;
CİNAYETLERİ DEVLET İŞLETTİ
"Devlet tüm faili meçhul cinayetleri oğlum ve arkadaşlarına işletti. O dönemin Başbakanı, İçişleri Bakanı ve Jandarma Komutanı Tuğgeneral Veli Küçük'ün emirlerine riayet ederek, oğlum Oğuz ve arkadaşları 'Devlet bize ne görev verdiyse yerine getirmek zorundayız' diyerek ünlü Kumarhaneler Kralı Ömer Lütfü Topal'ın cinayetiyle ilgili talimatı devlet yetkililerinden aldığını zamanında bana söyledi.
OĞLUMU DA ONLAR ÖLDÜRDÜ
"Bu cinayetin haricinde oğlum ve arkadaşları, toplam 93 kişinin daha ölümünden sorumludurlar. Tüm bu işlenen cinayetlerden sonra oğlumu da onların öldürdüğünden adım gibi eminim. Bu işlerde sadece Veli Küçük sorumlu tutulmayıp, o dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin de bu cinayetlerden sorgulanmalı ve yargılanmalıdır."
DEVLET OĞLUMU KULLANDI
Anne Nuran Yorulmaz, PKK'ya karşı evlatlarını kullanan devletin daha sonra oğlunu bir kenara kaldırıp attığını iddia etti. "Oğlunuzun rahmetli olmasından sonra geride kalanlara devlet sahip çıktı mı?" sorusuna da anne Yorulmaz şöyle cevap verdi;
"Devlet bize sahip çıkmadı. Bir tane torunum var, ben onu yetiştirmek için tarhana, turşu ve erişte yapıp satıyorum. Torunum şuanda üniversiteye gidiyor. Ama yaşlandığım için çok da yardım edemiyorum. Oysa Tansu Çiller 'Bu devlet için kurşun atan da kurşun yiyen de şereflidir' diyordu... Hani nerde o sözler? Hepsi unutuldu... Maşa gibi kullandılar evladımı sonra attılar bir kenara ve çekildiler işin içinden."
Anne Nuran Yorulmaz operasyonda siyasi boyutun sınırlı kaldığını anlatırken de oğlundan dinlediği bir hikayeyi paylaştı.
ALPARSLAN PEHLİVANLI'NIN KATİLİNİ OĞLUM ÖLDÜRDÜ
Star Haber muhabirinin sorduğu "Eski ANAP Milletvekili Alparslan Pehlivanlı'ın katilini sizin oğlunuz mu öldürdü?" sorusuna Yorulmaz şöyle yanıt verdi;
"Evet, oğlum arkadaşlarıyla birlikte öldürdü. O zamanın Başbakan'ı Alparslan Pehlivanlı öldürüldükten sonra rahmetli Abdullah Çatlı'ya telefon ediyor ve 'Pehlivanlı'nın kanı yerde kalmasın' diyor. Çatlı da bu durumu benim oğluma havale ediyor."(İnternethaber)
Susurluk'ta Kim, Neden 'Sus'tu?
Eski Meclis Susurluk Araştırma Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, araştırma esnasında yaşadıklarını anlattı. İşte çarpıcı ve Ergenekon'a ışık tutan açıklamalar
Eski Meclis Susurluk Araştırma Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, araştırma esnasında karşılaştığı güçlükler hakkında bilgi verdi. Yeni Aktüel Dergisi'ne konuşan Elkatmış, dönemin Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman'ı JİTEM hakkında bilgi almak için komisyona davet ettiklerini, ancak kendisine oynanan oyunu dile getirdi.
Koman, komisyonun ilk çağırısına 'TSK bünyesinde JİTEM diye bir kuruluş yoktur' yanıtını vererek katılmadı. Bunun üzerine ikinci olarak 'MİT müsteşarı sıfatı'yla komisyona davet edildi. Bu çağrıyı da reddeden Koman, gerekçe olarak gizli ibareli şu zarfı gönderdi: "Komisyonunuz beni davet etmiştir. Ancak MİT kanununa göre müsteşar ancak Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve MGK'na bilgi verebilir. Onun dışında hiçbir kurum veya kişiye bilgi veremez. Bu nedenle komisyonunuza gelip bilgi vermem mümkün değildir."
Yeni Aktüel Dergisi, 'Teoman Koman konusunda oyuna geldim' başlığıyla yayımladığı haberde Mehmet Elkatmış'ın Susurluk olayını araştırırken karşılaştığı güçlüklere, komisyon üyelerine ve yaşadığı ilginç olaylara yer verdi. Araştırma sırasında her taşın altından JİTEM'in çıktığını belirten Elkatmış, bu konuda dönemin Jandarma Komutanı Koman'ın komisyona davet edildiğini belirtiyor. Koman'ın komisyona gelmemesi üzerine eski Bayındırlık ve İskan Bakanı Yaşar Topçu, şu ricada bulunuyor: "Rahatsızlıkları var. Ne sıfatla çağırdığımızı yazmamızı istiyorlar, sizden rica ediyorum, bir yazı yazın." Bunun üzerine Koman'ın 'MİT müsteşarı sıfatıyla komisyona çağrıldığını belirten Elkatmış, kendilerine gönderilen gizli ibareli zarfla "Komisyonunuz beni davet etmiştir. Ancak MİT kanununa göre müsteşar ancak Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve MGK'na bilgi verebilir. Onun dışında hiçbir kurum veya kişiye bilgi veremez. Bu nedenle komisyonunuza gelip bilgi vermem mümkün değildir. Ancak bu iş sanki silahlı kuvvetlerle TBMM arasında bir güç gösterisine dönüşmüştür" yanıtını aldıklarını belirtiyor.
Elkatmış, konu hakkındaki beyanları yayılınca hakkında tazminat davası açıldığını, ancak mahkemenin reddettiğini söylüyor. Susurluk davasıyla ilgili Genelkurmay Başkanlığı'na da bir yazı yazdıklarını ifade eden Elkatmış, Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir'den "TSK mensuplarının bu gibi konularla hiçbir dahli yoktur." yanıtını alıyor. Bunun üzerine Genelkurmay'a ikinci bir yazı gönderen komisyona Çevik Bir'den, "TSK ısrarla olayların içine çekilmeye çalışılmaktadır. Bundan üzüntü duymaktayız." yazısı geliyor.
Elkatmış, 12 Eylül öncesinde Abdullah Çatlı ve arkadaşlarının kullanılması hakkında Kenan Evren'in dinlenmesini istediğini de dile getiriyor. Ancak Yaşar Topçu, bir basın toplantısı düzenleyerek "Elkatmış şov yapıyor. Partisiyle silahlı kuvvetlerin arası iyi değil, ondan yapıyor" iddiasında bulunuyor. Topçu ile bunun tartışmasını yaptıkları sırasında kendisini dönemin Meclis Başkanı Mustafa Kalemli'nin aradığını söyleyen Elkatmış, "Kararınız Evren'i çok üzmüş. Kamuoyunda yanlış anlaşılacağını düşünüyor, çağırmanızı istemiyor" sözleriyle karşılaşıyor. Tansu Çiller, Veli Küçük ve Ömer Lütfi Topal'ın ikinci eşinin komisyona çağrılma kararı alındığını da açıklayan Elkatmış, kararın istismar edilmesi üzerine konuyu kapattığını belirtiyor.
Elkatmış, Ergenekon terör örgütü soruşturması hakkındaki görüşlerini de dile getiriyor. Bu yapının içinde olanların sadece tutuklanan emekli paşalarla sınırlı olmadığını belirten Elkatmış, "Gelişmeler bu işin sadece askeri kanatla sınırlı olmadığı, iş aleminde, siyasette, bürokraside, medyada da uzantıları olduğunu gösteriyor" diyor. 'Darbe günlükleri'nin yayımlandığı dönemde TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı olan Elkatmış, konunun komisyona taşınamaması hakkında şunları söylüyor: "Günlükleri okudum. Kimseden ses çıkmayınca konuya komisyonun gündemine aldım. Fakat CHP'li üyeler benim asker düşmanlığı yaptığımı söylediler. Konuyu komisyonda oylamaya açtım. CHP'liler oylama yapılmasın istediler. Oylamada maalesef karar yeter sayısına ulaşamadık. Darbecilere karşı demokratik bir duruş sergilenmesini istiyordum. Yoksa biz orada yargılama yapmıyorduk.