Emin Çölaşan, Ali Sirmen, Meral Taner, Korkut Özal, Ali Bulaç, Gülay Göktürk'ün katıldığı programda Ali Kırca, yönetici pozisyonda Kürt sorununu "Güneydoğu meselesi" bağlamında ve İslam'ın birleştirici olmayan yan bir unsur olarak sunmaya çalışırken Emin Çölaşan, ikiyüzlülüğün ve faşizmin sözcülüğüne soyunmuştu adeta. Çölaşan'ın CHP'nin çarşaf politikasıyla ilgili "Baykal takiyye yapıyorsa da yapsın, bu kadar hakkı vardır. Bu takiyyeyi hoşgörüyle karşılıyorum!" derken AK Parti'yi dün Kemalizm'i, devleti eleştirenlerin şimdi takiyye yaptıklarını belirterek geçmişte söylediklerinin arkasında olmaya çağırması kendisini iyice komik duruma düşürmeye yetmişti. Çölaşan ardından Vecdi Gönül'e sahip çıkmaktan da geri kalmadı: "Vecdi Gönül 'Ermeniler ve Rumlar kalsaydı milli devleti kuramazdık' demişti. Ki ben de buna katılıyorum. Eğer bunlar kalsaydı, AB Ermenilerin ve Rumların haklarını koruyarak tepemize binecekti, şimdi güneydoğu meselesinde olduğu gibi."
"Asker dışında çözüm yoktur; AKP AB'yi askeri saf dışı bırakmak için kullanıyor, Ergenekon gibi yalan iddialarla korku üretmeye çalışıyor…" gibi vurgulara karşı Gülay Göktürk, Korkut Özal ve Ali Bulaç karşı cevap vermeye çalıştı. Bu kanat ise AKP'nin son devletçi tavrını eleştiriyor ve bir an önce eski kimliğine dönmeye davet ediyor. Asker ve yargı kurumlarını ise çözümün önünde engel olarak addediyor.
İşte çok okunan yazarların dilinden Türkiye'nin gündeminin yorumu:
Emin Çölaşan: Baykal'ın yaptığının normal olduğunu savunmakla beraber, Baykal'ın çarşaflılara yaptığı jestin aynısını Mümtaz Soysal gibi sosyal demokratlara ve daha önce ihraç ettiği kişilere neden yapılmadığını eleştirdi. Bunun bir seçim atağı olduğunu söyleyip, kamusal alanda türbana, çarşafa karşı çıkması ile çarşaflıya rozet takmasının çelişki olmadığını söylüyor. Çarşaflı sıkma başlı, başörtülü, türbanlı diye kapalıları ayırıyor.
Ali Sirmen: CHP oy almak için bu tür kampanyalardan birini 1947 seçimleri öncesinde de yapmıştı ve hezimete uğramıştı. O dönem İHL kursları ilahiyatlar açtırmıştı. CHP kendi aslına döndüğü zaman daha fazla oy almıştır. Baykal'ın CHP'sinin ekonomik sosyal vs meselelerde hiçbir açılım yapamadığı için kalkıp bu tarz bir şeye sarılması durumun ne kadar kötü olduğunu göstermektedir.
Gülay Göktürk: CHP'nin tabanının hepsi açık değildi. Aralarında çarşaflı başörtülü bayanlar da vardı. Sanki ilk defa böyle biri varmış gibi yansıtılması doğru değildir. Bu olayı samimi gerçek bir açılımın sebebi olacağını düşünüyorum. Olay fazla bir önem arz etmiyor. Keşke Baykal samimi olsa ve devamı gelse. (devamı nasıl gelecek)
Meral Taner: Bu hiç ciddi bir davranış gibi gelmiyor bana. CHP'nin teşkilatlarını gezdiğim zamanlarda yaşamayan mekanlar, yaşam dışı mekanlar gayet köhne yerler olduğunu gördük fakat AKP'nin gayet farklıydı. CHP halktan kopmuş bir durumdaydı. Sonra eleştiriler yönelttik ve sonrasında cumhuriyet halk evleri açıldı, gidip bu evlere baktığımızda bu alanlarda bulunanların çoğunluğunun başörtülü olduğunu gördük.
Çölaşan: Baykal son kartlarını kullanıyor. Türban kamuda yasaktır ve yasak olması da gerekir. Türban bir siyasi simgedir. Eğer bu yasak kalkarsa bunlar Türkiye'yi mahvederler. Baykal'ın bu açılımı laikle çelişmez. Baykal takiyye yapıyorsa da yapsın, bu kadar hakkı vardır. Bu takiyyeyi hoşgörüyle karşılıyorum.
Ali Sirmen: Laiklik dindarlara karşı değil, din istismarcılarına karşı olmalıdır.
Ali Bulaç: (Samimi buluyor musunuz) arkadaşlar oryantalist bir dil kullanıyorlar. Annem çarşaflı babam şalvarlıydı. Kara çarşaflı veya sıkma başlı diyerek aşağılamak doğru değildir. Siyasette samimiyet olmaz, siyaset karşılık bir çıkar meselesidir. Siyasetçi ne kadar oy alırıma bakar. Bu açılımı doğru buluyorum ve toplumun bazı kesimlerinin birbirine yakınlaşmasını sağlayabileceğini düşünüyorum. Sosyal demokrat partiler hak ve özgürlüklere sahip çıkan partilerdirler. CHP'de sosyal demokrat ise bunu yapmak zorundadır. Halkımız gündüz plaja gidiyor, Cuma namaza gidiyor, akşam kafayı çekiyor ama dinine dil uzatıldı mı ayaklanıyor. Bu açılım çok akıllıcadır, AKP ve MHP'yi çok rahatsız etmiştir çünkü oylarda oynama yapabilecek bir adımdır.
Korkut Özal: Bu meselelerin hiçbirinin Türkiye'nin sorunlarını çözebileceğini zannetmiyorum. İsterse CHP tek başına lider olsun. Tek başına lider olan Menderes, Demirel, Özal ve Erdoğan göreve Obama gibi başladılar Bush gibi bitirdiler. Burada bozuk bir sistem var. 46'da BM yeni kurulmuştu ve Türkiye'ye çok partiyi dayattılar. 42 seçiminde istenenlerin adının yazıldığı zarflar seçmenlere dağıtıldı ve bunları kutulara atın denerek seçim yapıldı. 46 yılında ise çok parti döneminin ilk seçiminde açık oylama gizli tasnif yapıldı. Yüzde 75 demokrat parti olmasına rağmen resmi kayıtlar gizli olduğu için yüzde 75 CHP çıktı. 50 seçimleri en güzeliydi. Kâğıtta tüm vekillerin ismi vardı ve insanlar birkaç vekil seçerdiler, parti seçmezdiler.
Ali Kırca: Hep güneydoğu meselesi diyor, açık bir şekilde Kürt meselesi demiyordu.
Emin Çölaşan: AKP iktidarının pembe kandırmaca tabloları fos çıkmıştır, bu iktidar bitmiştir. AB'yi askeri saf dışı bırakmak için kullanmaları falan ve Ergenekon gibi yalan iddialarla korku üretmeye çalışıyor. Tek vatan tek millet tek din diyen Erdoğan belediye başkanı iken "TC'de etnik bunalım bulunmakta, Türkiye Türklerindir söylemi yanlıştır. Kürtler ayrı yaşamak isterse Osmanlı eyalet sisteminin kullanılabileceğini" söylemiş. Yani güneydoğuya özerlik peşinde olan biri. Devlet bu sorunu Kemalist bir yaklaşımla bitiremez, doğu ve Güneydoğu Kürdistan olarak geçmişte tanımlanmıştı şimdi de tanımlanabilir, demiş. Tayyib'in bu çelişkilerini nereye koyacağız. Abdullah Gül de "Ne mutlu türküm lafını her yere hatta olmadık yerlere yaza yaza sıkıntılar oluşturulmuştur." demiş. Bu kafa şu anda cumhurbaşkanı. Gül RP milletvekili iken söylemiş. Bunlar laikliğin Atatürkçülüğün düşmanı yani uygarlığın düşmanıdırlar. Bu adamlar söylediklerinin arkasında olsunlar, şimdi takiyye yapmasınlar. Dün Kemalizmi, devleti eleştir şimdi onların arkasında ol. Bu ne çelişki.
Korkut Özal: Çölaşan burada insanların dedikodularını yapıyor. Bu dedikodularla hiçbir yere gidemeyiz.
Gülay Göktürk: Gül ve Erdoğan'ın geçmişte söyledikleri gayet güzelmiş. (keşke şimdi de savunsalar) Erdoğan dengeleri korumak askerle uzlaşmak uğruna bazı önemli hatalar yapmıştır. Bu bağlamda bir savcısını bile harcayabilmiştir. Tabii bu Bush oldu deyip üzerini çizmemizi gerektirmez. Ak Parti bitti söylemine katılmıyorum. Bush oldu demek yıkmaya başlamak anlamına geliyor. AKP içinde milliyetçi bir kanat vardır. (milliyetçi bu kanat ön plana çıkmış olabilir) Kürt meselesindeki temel yanlışı, AKP seçimlerde kaleleri ele geçireceğiz söyleminin sonunda karşı tarafta kalesini korumaya kendini odaklamıştır ve bu söyle ayrılıkçılık yaratmıştır.
Korku Özal: İstediği kadar oy alsın, sistem hiçbir şeye izin vermiyor. Anayasa Mahkemesi, Danıştay, yargı, YÖK falan filan sistemin argümanları serbest harekete izin vermez.
Ali Bulaç: Siyaset sahnesinde Türkiye'nin partisi olabilecek bir tek AKP var. CHP Sivas'tan öteye, MHP etnik Türklerin illerinden öteye, DTP etnik Kürtlerin illerinden öteye oy almamıştır. 2005'ten bu yana baktığımızda AKP'nin Türkiye partisi olmaktan uzaklaşmıştır bu yüzden miladı dolmuştur diye düşünüyorum. AKP yeni bir vizyonla ortaya çıkarsa sosyolojik olarak tarihi geçmiş olan AKP tekrar destek bulabilir. Türkiye'nin 3 temel sorunu var:
1. Temel hak ve özgürlüklerin önü açılmadı. Oy veren muhafazakarlar, Kürtler ve varoşların özgürlüklerinin önü açılmadı. 2003'te büyük bir şans elde etmişti ama vizyon yoktu. "Erbakan'ın kafasıyla iktidar olmaz uzlaşarak yeni bir çığır açacağız!" dediler.
2. Ekonomideki milli gelir bölüşümündeki haksızlıklar ortadan kaldırılamadı.
3. Kürt meselesi, Tayyip "12.08.2005'te bu benim sorunumdur" dedi. "Devlet hata yapmıştır ve bu benim sorunumdur" dedi. 2007 seçimlerinde Kürtlerin yüzde 80'i AKP'ye oy verdi. Bu Kürtlüğümüzü bıraktık anlamında değil, sorunu sen çözeceksin diyerek oy verdi. Fakat AKP bunu kullanmadı. PKK'nın provokasyonlarına yenildi.
90'larda Çiller'i yanlış yöneten ekip, şimdi AKP'yi de yönetmekte. Türkiye devletinin insanlarının çoğu vatanının bölünmesini falan istemez fakat idari yönetim bunu iyi okuyamamakta. Merkezi oligarşiye yani gizli devlete karşı çıkarsa toplumu kazanır. AKP'nin kaleleri fethedeceğiz sözlerini Bulaç da eleştirdi. Anayasa Mahkemesi halkı idarecilere karşı korur ama bizde tam dersi işliyor.
Ali Sirmen: Şimdiye kadar gelen hiçbir iktidarın Kürt meselesi hakkında geliştirdiği kapsamlı bir politika olmamıştır. Askeri de suçlamamak gerekiyor çünkü asker dışında çözüm üreten yoktur. Kürtlerin hakkını koruyanların da iyi konuşmaları gerekiyor
Gülay Göktürk: Her konuştuklarında içeri atıldılar, nasıl konuşsunlar. Devlet kendisi politika oluşturulmasına izin vermedi. Kırmızıçizgiler hep vardı.
Ali Sirmen: Pompalı tüfek olayındaki Tayyib'in lafı, Kürt-Türk ayrışmasına sebep olmuştur. Bu olay oldukça vahim bir olaydır. Mesele bütün yönleri ile ele alınmalıdır. Kürtler adına konuşanlar, somut talepler ortaya atmıyorlar. Sloganlarla yürütülen bir Kürt sorunu vardır. Ekonomik durumu düzeltin her şey düzelir sloganı doğru değildir. Dünyada ekonomisi düzelen ırkların taleplerinin hiç bitmediği görülmektedir. Kimlik sorunu çözülmedikçe istediğiniz açılımı yapın fark etmez. Şiddete başvurmamak koşuluyla bütün çözümlerin/sorunların özgürce konuşulacak bir ortam oluşturulmalıdır. Kürt yoktur demek büyük bir hakarettir.
Ali Kırca: Herkes konuşulmasını istiyor. Peki devlet mi PKK mı buna izin vermiyor?
Gülay Göktürk: Her ikisi de izin vermiyor. Örneğin 3 hafta önce DTP meclise 22 özerk bölgeyi içeren bir çözüm önerisi getirdi. CHP ile MHP bunu ihanet olarak tanımladı. Nerde nasıl özgürce konuşacağız.
Emin Çölaşan: Kürt kökenli bir terör var. Geçenlerde Vecdi Gönül; Ermeniler ve Rumlar kalsaydı milli devleti kuramazdık demişti. Ki bende buna katılıyorum. Eğer bunlar kalsaydı, AB Ermenilerin ve Rumların haklarını koruyarak tepemize binecekti, şimdi güneydoğu meselesinde olduğu gibi.
Gülay Göktürk: Eğer bu ırklara bir haksızlık yapacaktıysalar AB tepemize tabii ki binseydi.
Emin Çölaşan: Türkiye bu tehcirleri yapmasaydı şimdi çok sorunları vardı. AKP dış politikada en onursuz zamanları yaşatmıştır. Kuzey Irak'a neden karadan giremiyoruz çünkü ABD buna izin vermiyor. Her gün şehit/terörist yani insanımız ölüyor. AKP'nin milliyetçi bir damarı falan yoktur tam tersine bunlar Atatürk milliyetçiliğine karşıdırlar. İslam'ın devlet modelini isteyen bir başbakan bir cumhurbaşkanı var.
ÇÖZÜM
Korkut Özal: Turgut Özal, "Eğer cumhuriyeti kuranlar Anadolu cumhuriyeti ismi verseydiler hiçbir şey olmazdı" demişti. Türklerin hiçbir devletinin adının içinde İslam veya ırk geçmemiştir. Kürt sorununun temel sorunu anayasadır. Anayasa değişmedikçe hiçbir mesele çözülmez. Öncelikle 24 anayasasına dönülmelidir. Şimdiki anayasa, anayasanın değişmesini bile engellemiştir. Ama bu anayasa ile 24 anayasasına dönülebilinir ve sonra o anayasayı kullanarak modern bir anayasa kurulabilinir. Referandum ile halka sorulur ve anayasa değiştirilir. 24'teki yetkiler Atatürk'ün yetkileridir.
Ali Sirmen: Anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez madde olan laiklik 24 anayasasında yoktur. Sadece anayasa değişikliği hiçbir zaman yeterli olmaz.
Gülay Göktürk: Anayasa değişiklikleri bir güçler dengesi olayıdır. Anayasa değişikliliğini bir sihirli değnek gibi görmek çok doğru değildir. Bir Kürt enstitüsü, özel kanalların veya okullarda Kürtçe dil eğitiminin yapılması için anayasa değişikliğine gerek yoktur. Gerek olmadığı halde yapılamıyor. (DTP'nin tüm istekleri, Öcalan'ın normal cezaevine konulması kısmi af dâhil her şey yerine getirilirse her şey çözülür mü) terör hiçbir zaman bitmez fakat marjinalleşir ve desteği gittikçe azalır. (peki, terör sürerken bunlar yapılabilir mi) terörle Kürt halkını ayırırsanız olay biter çünkü siz Kürtçe'yi veya diğer hakları teröre değil Kürtlere verirsiniz. Terör var diye Kürtlerin hakkını vermemek ne kadar doğru ki PKK o hakların verilmesini istemiyor. O terörü daha da tırmandırmak için bunların verilmesini istemez. Bir etnik kimliğin adı üst kimlik olarak oluşturulması hatadır.
Ali Bulaç: Türkiye'de yaşayan Kürtler mutsuzdur ve bu Türkiye de yaşayan herkesin sorunudur. Terörle mücadele sonuna kadar devam edecektir fakat PKK'yı bütünüyle ortadan kaldırmak sorunu bitirmez. 32500 PKK'lı 6250 asker-polis olmak üzere yaklaşık 40 bin vatandaşımız ölmüştür. Ama dağa çıkma hala artarak devam ediyor. Suriye'de Kürtlerin durumu daha da kötüdür. Onlar da Kandil'de Türkiye Kürtlerine destek vermektedirler. Suriyeli Kürtlerin kimlikleri bile yoktur. Federasyon ve ayrılıkçılık çözüm değildir. Çözüm tümüyle yeni bir anayasadır. Anayasada herhangi bir ırk adı geçmez. Üniter yapı korunarak istenirse düzenlemelerle her şey yoluna girebilir. Terör dünyanın her tarafında var, burada da sürebilir. Dilimizi değiştirmeliyiz, televizyonlarda kullanılan dil çok kötü, Güneydoğu, Kuzey Irak denilince hep aynı görüntüler var. (AKP'ye oy verme sebebi ekonomik rahatlık olacak diye mi yoksa kimlik için mi oy verdiler.) Birincisi Kürtler Türklerden ayrılmayarak yaşamak istediklerini göstermiştirler. Kürtlerin %56'sı İslam'a inanıp ibadetlerini yerine getiriyor, %0,9 dine inanmıyor, diğerleri inanıyor ama ibadetler tam değil. İslam Türklerin ve Kürtlerin alt yapısıdır.
Ali Kırca: Din bağlamı çok da bir alt yapı olduğu söylenemez. Saddam, Halepçe'de saldırırken de Müslümanlar Müslümanları öldürdü denildi falan. Bu birleştirici bir alt yapı değil sadece bir unsur olabilir deyip sözü Ali Bulaç'a vermeden Çölaşan'a verdi.
Emin Çölaşan: Nasıl 1925'te Şeyh Said isyanı İngilizler tarafından desteklenmişti, 84'te başlayan PKK olayları da uluslararası oyunlar ile başlamıştır ve hala devam etmektedir.
HAKSÖZ-HABER