1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Siyaset, Ahlak ve Adalet Anlayışımız
Siyaset, Ahlak ve Adalet Anlayışımız

Siyaset, Ahlak ve Adalet Anlayışımız

Özgür-Der Batman Şubesinde ‘’Siyaset, Ahlak ve Adalet Anlayışımız’’ konulu seminer gerçekleştirildi.

25 Mart 2019 Pazartesi 05:57A+A-

23 Mart Cumartesi akşamı Külliye Binası Mescit katında Bahadır Kurbanoğlu’nun sunumuyla gerçekleşen seminere, erkek ve hanım kardeşlerimiz yoğun katılım gösterdi.

Bahadır Kurbanoğlu sözlerine kavramların kullanımına dair bir açıklama yaparak başladı. İhtiyaçlara binaen kavramları kullanmanın çok önemli olduğunu, geçmişte Müslümanların Tevhid, Tevhidi güç derken aslında devletçi kimlikten ayrışma, muhafazakarlıktan ayrışma, milliyetçilikten kopuş manasında kullandığını, yahut tağut, tağuti sistem derken, mevcut devletin bizim devletimiz olmadığını, bizim devlet ile aramızda sorun olduğunu kitabımızın bize bunu söylediğini anlatmak için bu kavramların kullanıldığını ifade etti.

Bugünlere geldiğimizde ise şura kavramını, adalet kavramını, adalet-merhamet ilişkisini, güç-ahlak ilişkisi gibi kavramların kullanıldığını ve bu konular üzerinden ciddi tartışmaların olduğunu, bugün bu kavramların kullanımının yoğunluğunun artmasının somut ihtiyaçlardan kaynaklandığını belirtti.

Kendisini Sosyalist, İslamcı, Milliyetçi olarak tanımlayan grupların hangisine baktığımızda tüm grupların devleti (gücü) eline geçirip, kendine özgü değerler ile toplumu değiştirme idealini taşıdığını ifade eden Kurbanoğlu, siyasi tarihten edindiğimiz tecrübenin de gösterdiği üzere bu yöntemin doğru bir yöntem olmadığının altını çizdi. Bu tür bakış açılarının hepsinde bir maraz mevcut olduğunu, çünkü gücün statik bir olgu olduğunu düşündüklerini ama gücün dinamik bir olgu olduğunu gözardı ettiklerini söyledi. Gücün eline geçen kişiyi kuşattığını ve törpülediğini, kişiyi kendine benzettiğini kendi yasalarına mahkum ettiğini vurguladı.

Güç Deyince Neyi Kast Ediyoruz?

‘’Güç Deyince Neyi Kast Ediyoruz?’’ sorusunu cevaplayan Kurbanoğlu; gücün insanın doğasında olan bir şey olduğunu, hükmetme arzusun fıtri olduğunu belirtti. Fakat gücü kullanmanın ahlaki yasalarını iyi bilmek gerektiğini, ahlakın mayasında akıl, hikmet ve yapma arzusu olduğunu, akıl ve hikmet olmayan bir insanda ahlak aramanın anlamsızlığını ifade etti. ‘’Bunu bir bina olarak düşünürsek, akıl hikmetle binanın temelini oluşturacağız. Temelinden çıkan sütunlar emanet, samimiyet, tutarlılık vs. olacaktır. Peki neden bu binayı oluşturuyoruz veya oluşturmak zorundayız. Adalete yürümek, adaleti ayakta tutmak  için.’’ dedi.

Nisa Suresi 135. Ayette ‘’kûnû kavvâmîne bi’l kıst’’ ifadesinde Rabbimizin, ‘’Adaleti titizlikle ayakta tutma adına adil şahitler olun, bu sizin sıfatınız olsun, kimliğiniz bu olsun. Senin ana kimliğin bu olsun.’’ emrini insanlara ilettiğini ve (sıdk, izzet, vakar, tevazu, cesaret, sabır, tevbe, af vs.) kavramların da bu emrin dairesi içerisinde yer aldığını belirtti. Bu kavramların sadece bireysel kavramlar olmadığını, aynı zamanda siyasi kavramlar olduğunu, toplumsallaşmasını istediğimiz şeyin aynı zamanda da siyasi olduğunun altını çizdi.

Güç-Ahlak ilişkisi bağlamında; ‘’Güç olmadan hakiki manada ahlak olmaz, ahlak olmadan da o güç, güç olmaz’’ diyen Bahadır Kurbanoğlu, ahlaki olmayan gücü Kur’an’ın Firavun örneğinde olduğu gibi örümcek ağına benzettiğini ifade etti. ‘’Yani ahlak güç ile var oluyor, güç ile inşa ediliyor ve güç ile sınanıyor. Ahlak gücün öznesidir.’’ dedi.

Güce sahip olmayan kişilerin ahlak konuştuğunu, sınanmadan-imtihandan geçemediği alanlarla ilgili önermeler ortaya koyan kişilerin olduğunu fakat sırf bununla ahlakın inşa olunamayacağını söyledi.  Fakat bu ahlaki olguları hiç konuşmadan güce doğru yol alınırsa o gücün insanı hiç ummadığı şekilde evirip çevirdiğini, işte bugün yaşadığımız manzaranın da bu olduğunu ifade etti.

‘’Güç zehirlenmesi bir anda olan bir şey değil. Kendisini çok samimi gören, İslami alt yapısı olduğunu varsayan, uzun vadeli siyasal tecrübelerden geçmiş, nice badireler atlatmış gayet halisane niyetlerle hareket ettiğini iddia edenler bugün bu temerküzü yaşamaktalar. Gücü varoluşsal bir olgu olarak görmeye başlıyor ve kendisi olmadan bu gücün kırılacağını iddia ediyorlar’’dedi.

Mevcut iktidarın başa gelmesinden itibaren, İslami diye nitelenen STK’lara öğrenci, gençlik vb. çeşitli çalışmalar adı altında müthiş kaynaklar aktarılmaya başlandığını, bu durumun STK’ları konuşamaz hale getirdiğini, bu tür yardımlardan yararlanan çoğu STK’nın dönüşümler yaşadığını, artık iktidarın yaptığı yanlışları dahi görmeyecek hale geldiklerini söyledi. Bu suskunluğun nedenini hükümetle beraber olan eylem bütünselliğine bağlayan Kurbanoğlu, STK’ların imkanları nimet sayan bir bakış açısına sahip hale geldiklerini belirtti. Bu konuda ‘’Peki ne yapılmalıydı?’’ sorusuna ise ‘’Hiçbir şekilde o ilişki kurulmazdı, ne para ne yakınlaşma ilişkisi. Dışarda kalınmalıydı. Hükümetin bu siyasi yolculuğunda uyarma görevi üstlenilmeliydi.’’ dedi.

‘’Adil olmak için, adil şahitler olmamız için karşıdakinin kimliğinin hiçbir önemi yoktur.’’ diyen Kurbanoğlu, bize bunu Allah’ın emretmesinin yeterli olduğunu, Adaleti kulun hatırı için değil, Allah’ın hatırı için ayakta tutmamız gerektiğinin altını çizdi.

Bu bağlamı örneklerle açan Kurbanoğlu, hangi kimlik sahiplerine ilişkin olursa olsun “suçun şahsiliği”ni Allah’ın emrettiğini, “adil yargılanma hakkı”nı Allah’ın emrettiğini,“lekelenmeme hakkı”ndan Allah’ın bahsettiğini, fakat bugün siyaset-yargı-medya üçlüsünün 2.5 yıldır Allah’ın söz ettiğimiz hadlerini göz göre göre çiğnediğini vurguladı.

Bu anlamda medyanın yargı üzerindeki yoğun bir etkisinin göründüğünü, normal şartlarda tutuksuz yargılanacak kişilerin sırf medyanın lekeleme kampanyasından ötürü hakimler tarafından serbest bırakılamadığını, yargının medyanın kara propagandasından, FETÖ’cü yaftasından çekindiğini söyledi.

Olay-Olgu Karşısında Değişmeyen İlkeleri Belirlemeliyiz

Kurbanoğlu, evde yaşadığımız en ufak olaydan, en büyük toplumsal olaya kadar adil olabilmemiz için kendimize ölçüler edinmemiz gerektiğini ve bunu hayata taşımamızın ne kadar önemli olduğunu, bu konuda eksikliklerimizin ortada olduğunu ve kendimizi eğitmemiz gerektiği ifade etti.

Son olarak; ‘’Çocuklarımıza bu kavramları öğretmemiz gerek. Ölçülerimizi öğretmemiz gerek. İslami STK’lar olarak uyarıcılık görevimizi yerine getirmemiz gerek.’’ diyerek sözlerini sonlandırdı.

bhd1.jpg

bhd2.jpg

HABERE YORUM KAT

1 Yorum