"Şimdi sen ölürsen, onlar ebedî mi kalacaklar?"

Senden önce de hiçbir beşere ebedîlik vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ebedî mi kalacaklar? Enbiya/34

                                

Senden önce de hiçbir beşere ebedîlik vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ebedî mi kalacaklar? Enbiya/34

Biz senden önce hiçbir beşeri ebedî kılmadık. Bu Allah’ın bir yasasıdır. Resuller de ölümlüdür. Bir gün sen de bu dünyaya veda edeceksin. Çünkü peygamberin Allah gibi yetkileri yoktur. Hayat ve ölüm peygamberin kendi elinde değildir. Peygamber Allah’ın yarattığı, Allah yasalarına teslim bir kuldur. O mükemmel bir kuldur. Evet ey peygamberim biz senden önce hiçbir insana ebedîlik vermedik. Evet her şey ve herkes kuldur ve herkes için bir zaman, bir ecel belirlemiştir Rabbimiz. Kendisinden başka her şey fânîdir. Her şey eceli geldiği zaman yok olmaya mahkumdur. Bâkî olan sadece bu kâinatın yaratıcısı ve yarattığı varlıkların yasalarının ve ecellerinin tayin edicisi olan Rabbimizdir. 

Öyleyse ey şu anda yeryüzünde müslümanlara hayat hakkı tanımayan, Allah kullarına zulmedenler, zannetmeyin ki bu dünya, bu hayat devam edecek. Zannetmeyin ki ölmeyeceksiniz. Sizden öncekiler ölmediler mi? Hangi taraf olursa olsun, ister tercihini Allah’tan yana kullanan, hayatını Allah için yaşayan müslümanlardan olsun, isterse hayatlarına Allah’ı karıştırmayarak kendi hevâ ve hevesleri istikâmetinde bir hayat yaşamadan yana olan kâfir ve müşrikler olsun. İster Allah’ın en sevgili peygamberleri olsun, ister en büyük Allah düşmanı olsun Allah herkes için ölümü yazmıştır. Kimse bu yasanın dışına çıkma imkânına sahip değildir. 
     

BASAİRUL KUR’AN


Râzî'nin, bu ayet ile ilgili açıklamalar şu şekildedir:

​1. Nüzul Sebebi ve Müşriklerin Yanılgısı
​Râzî, ayetin iniş arka planına değinerek Mekkeli müşriklerin psikolojisini ortaya koyar. Müşrikler, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) getirdiği mesajı çürütmekte aciz kaldıklarında, "Bekleyin, nasıl olsa o da bir gün ölecek, biz de onun getirdiği bu dinden ve davetten kurtulacağız" diyerek teselli bulmaya çalışıyorlardı.

​Râzî’ye göre Allah Teâlâ bu ayetle, inkârcıların bu beklentilerinin ne kadar büyük bir mantık hatası ve cehalet olduğunu yüzlerine vurmuştur.

​2. "Senden Önce de Hiçbir Beşere Ebedîlik Vermedik"

​Râzî bu kısımda "beşer" vurgusuna dikkat çeker. Dünyaya gelen, etten ve kemikten olan, insani özellikler taşıyan hiçbir varlık ölümsüz kılınmamıştır.

​Gelip geçmiş bütün büyük peygamberler (Hz. Âdem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa) ölmüştür.

​Eğer insanlardan birine ölümsüzlük verilecek olsaydı, bu en başta Allah’ın en sevgili kulu ve elçisi olan Hz. Muhammed’e (s.a.v.) verilirdi. O bile öleceğine göre, dünyada ebedi kalacağını düşünmek tam bir ahmaklıktır.

​3. "Şimdi Sen Ölürsen, Onlar Ebedî mi Kalacaklar?" 

​Râzî, bu cümlenin belağat (hitabet sanatı) açısından müthiş bir susturma (ilzam) yöntemi içerdiğini belirtir. Ayetteki soru retoriktir (inkâri istifham). Yani, "Hayır, sen öldüğünde onlar ebedi kalmayacaklar, onlar da kesinlikle ölecekler" demektir.

​Düşmanların, Hz. Peygamber’in ölümüyle sevinmelerinin hiçbir mantıklı gerekçesi yoktur. Çünkü onun ölümü düşmanlarına ölümsüzlük kazandırmayacaktır.
​Kendisi de ölecek olan bir varlığın, başkasının ölümünü bir zafer veya kurtuluş olarak görmesi tam bir akıl tutulmasıdır. Ölüm herkesi eşitleyecektir.

​4. Ölüm Bir Ceza veya Aşağılanma Değildir
​Fahruddin er-Râzî, müşriklerin "ölümü" Peygamber için bir yenilgi veya haşa Allah'ın onu terk etmesi gibi algıladıklarını ifade eder. Ayet bu algıyı kırar:

​Ölüm, bir insanın değersizliğinden dolayı başına gelen bir ceza değildir. Eğer öyle olsaydı, Allah en şerefli kulları olan peygamberleri ölümlü kılmazdı. Ölüm, dünya hayatının fıtri bir kanunudur ve asıl hayat ahirettir.
       

TEFSİRİ KEBİR

Kur'an Haberleri

“Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur”
“Onlar ise oradaki delillerden yüz çevirmektedirler”
“Yeryüzü, üstündekilerle sarsılmasın diye biz orada sabit dağlar yarattık”
“Göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık”
Onlardan kim: "Ben, Allah’tan başka bir ilahım." derse işte onu biz, cehennemle cezalandırırız.