Ali Karahasanoğlu / Yeni Akit
Ne kadar alçaksınız
Görüşme masasında iken, İsrail’in savaş uçakları, Katar’da Hamas’lı yetkililere saldırı düzenlemişti.
“Görüşme masasında oturanlara saldırı hangi sahtekarlığın ürünü” demiş itiraz etmiştik.
Aynısını, İran ile yapılan görüşmeler devam ederken, bu sefer ABD gösterdi..
NATO’dan bir ses duymadık, “Bölgede üyemiz devlet var.. ABD’nin o alanda bir saldırı başlatması, üyemizin güvenliğini tehlikeye atabilir” demediler.
Ellerini ovuşturdular..
Tıpkı, PKK saldırılarında, Türkiye’ye bir küçücük destek açıklaması yapmadıkları gibi..
Alçakça, sahtekarca oyunlarını sahneye koydular..
Suriye’de Esed dönemi sürerken, sınır ötesinden bu tarafa, hatta bazıları okul binalarımıza isabet edecek şekilde top atışları yapıldı..
“Türkiye bizim müttefikimiz, bizim üyemiz. Üyemize saldırı, hepimize saldırıdır. Anında tüm ordularımızı Türkiye’nin güney sınırına yığıyoruz.. O atılan bombaları, atanlarla birlikte toprağa gömeceğiz” diyen Bir NATO yetkilisi görmedik..
Nasıl sahtekarlarsınız siz.
Nasıl alçaklarsınız siz..
Ege’de; iki günde bir, hem de Türkiye’nin onayı ile NATO üyesi yapılan Yunanistan’ın ergenlik krizlerinde, bir sefer NATO’dan açıklama duymadık: “Üye devletlerimizin, kendi aralarında güç gösterileri asla kabul edilemez.”
NATO üyesi olmayan Kıbrıs Rum yönetiminin, KKTC üzerinden, Türkiye’ye yönelik hadsiz açıklamalar bölgedeki askerlerimize yönelik fiili saldırılar sırasında da, NATO’dan bir açıklama duymadık..
Şimdi geldik..
Dost ve kardeş ülke İran’ın kendi topraklarını ve ülkesinin egemenlik haklarını koruma amacı ile, misilleme amaçlı operasyonlarına, saniyesinde açıklama geldi.
Durun sahtekar NATO’cular..
Durun.
Biz yine sizden yardım istemezdik ama..
"PKK’ya silah desteği veren üyeleriniz var. Bu alçaklıktır. Üyelerinize sahip çıkın” dediğimizde, NATO’dan bir açıklama yapılmasını beklerdik..
Yunanistan’ın boyunu aşan işlere giriştiği günlerde, “Elimizden bir kaza çıkacak. Şu yaramaz çocuğunuza sahip çıkın” dediğimizde, bir açıklama yapmalarını beklerdik..
O günlerde yapılmayan açıklamalar..
Şimdi anında, saniyesinde geldi.
Hani diyesim geliyor, NATO’dan maaş alan bir eleman, İran’dan atılmış gibi bir füze yolladı, diğer eleman da hemen bir saniye sonra, o açıklamayı mı yaptı?
Gerçekten, bu acelecilik niye?
165 ilkokul çağındaki kızını toprağa verdiği günün ertesinde, İsrail’e 300 değil, 3 bin füze atsa, İran’ın hakkıdır..
Bölgedeki ABD üslerine yüzlerce değil, binlerce füze gönderse, İran’ın hakkıdır.
Asla kabul edemem. Asla gönlüm razı gelmez. Asla onaylamam ama..
İran’ın kendisini savunmak için, insanlığı korumak için, bir avuç terörist hayduta karşı attığı füzelerden bir tanesi (ki, İran’ın ateşlemediği halde, bölgeyi karıştırmak isteyen şer güçlerin organize ettiği ihtimalini de hepten devredışı bırakmamamız gerekir) topraklarımıza düştü diye..
3. Dünya savaşını mı çıkaracağız.
1992’de Muavenet gemimize üç ayrı onay merkezinden geçerek ateşlenen füze ile saldırı olduğunda hık demediğimiz ortada iken..
Şehidlerimiz olduğu halde, tazminatla dosyayı kapattığımız bir gerçek iken..
Şimdi kimin gönderdiği belirsiz, cana ve mala zarar vermemiş, nereye yöneldiği de şüpheli bir füze üzerinden, 3. Dünya savaşı mı çıkartmamız isteniyor..
Kaldı ki, Türk hava sahasını kullanmasını arzu etmesek de..
Sonuçta Türkiye’de bir noktayı hedef almayan, büyük ihtimalle Kıbrıs Rum kesimindeki üslere yönelen bir füzenin, NATO sistemi tarafından düşürülmesi, bir taşla iki kuş vurma taktiğini de bize gösteriyor.
Bir yandan NATO üyesi olmayan Kıbrıs Rum kesimi, bu çakal kuruluş tarafından koruma altına alınmış olunuyor.
Diğer taraftan füze sanki Türkiye’yi hedef almış gibi, kamuoyunda algı yapıyorlar..
İran, Türkiye’ye füze atacak olsa, kendi sınırından bunu atacağına.
Niye Irak ve Suriye hava sahasını kullanacağı bir rotayı takip etsin..
Ki, İranlı yetkililer de, Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan ile görüşmelerinde, böyle bir hedef almanın söz konusu olmadığını belirttiklerine göre..
İşin içinde, belki de iki kuş değil, çok daha fazla kuş avlama operasyonları olduğunu söylememiz gerekir..
Bu çerçevede NATO yönetimine soralım:
3 Ekim 2012’de, Akçakale’ye Esed döneminde Suriye tarafından düzenlenen havan saldırısında anne ve dört çocuğu hayatını kaybetti.
Neredeydiniz, ahlaksızlar.
2016 yılında ve 2018 yılında, Kilis’e atılan roketlerle sivillerimiz öldü..
Neredeydiniz, sahtekar ortaklar..
Esed döneminde yine, Mardin-Nusaybin’e atılan havan mermilerinde 8 sivilimizi kaybettik.
2022 yılında dahi, Gaziantep Karkamış ilçesine roket ile Suriye tarafından yapılan saldırıda, biri öğretmen ve biri çocuk üç insanımızı kaybettik..
Nato hava radar sistemi, diğer sistemleri bu saldırılar sırasında nerede idi, Noel tatiline erkenden mi çıkmıştılar?
Şimdi, misilleme hakkını kullanmak isteyen, çaresizlik içindeki İran’dan bir kaza sonucu Hatay hava sahasını da kullanan füze üzerinden, o NATO’nun yaptığı açıklamaya bakınız:
“Türkiye dahil tüm müttefiklerin yanındayız”
Ahlaksızlığa bakar mısınız.
Üye devletlerin saldırıya uğramasına karşı koymak için kurulan ittifak.
Üye devletlerden birisinin (ABD), üye olmayan bir devletin (İsrail) şantajı ile başlattığı, bir başka ülkeye (İran) saldırıda, sanki üye devletlere saldırı varmış gibi, destek açıklaması yapıyorlar.
Sahtekarlar, yapsanıza açıklamanızı: “Kuruluş gayemiz, üye devletlerin saldırgan tutum izlemeleri halini kapsamaz. Üye devletler, bir başka ülkeye saldırdığında dahi, o üye devletin bodyguardlığını yapma görevimiz yoktur. ABD’nin İran’a saldırısı konusunda, biz kendimizi görevli addetmiyoruz.”
Yazdıklarım, NATO’nun avukatlığını yapmaya şeklinde yorumlanmasın ama..
Onların bile kuruluş amaçları anlatılırken, “Bir üye devlete yapılan silahlı saldırı, tüm üyelere yapılmış sayılır.” denilerek, üye devlete yapılacak saldırıyı şart koşmaktadır.
Öyle ki, bu saldırı, ayrıca haksız bir saldırı da olması gerekir. Misilleme çerçevesinde yapılan saldırı, aslında teknik anlamda yardımlaşmayı gerektiren bir saldırı olarak da nitelendirilemez.
Şöyle de denilebilir:
NATO, bir “suç ortaklığı” örgütü olmak üzere değil, bir “koruma kalkanı” olmak üzere kurulmuştur..
Eeee?
“İran’ın Türkiye’yi hedef almasını kınıyoruz. Bölgedeki ayrım gözetmeyen saldırıların sürmesi karşısında, Türkiye dahil tüm müttefiklerimizin yanındayız” ifadeleri de ne demek oluyor?
Bu apaçık bir sahtekarlık değilse, nedir..
İran’ın Türkiye’yi hedef aldığına dair bir açıklama yok, tam aksine, hedef alınmadığını belirten açıklamalar var iken.. Hemen külhanbeyliğine soyunup..
Ama YPG’nin açık beyanlarına rağmen, yanımızda durma açıklaması yapmayan NATO, şimdi İran ile Türkiye’yi karşı karşıya getirmek için mi, bu alçakça çarpıtmaları içeren açıklamayı yapıyor..
İçimizdeki ırkçıların hemen bana yönelik linç saldırılarına geçeceklerini biliyorum. Onlara da hatırlatayım..
Etkisiz hale getirilen füze, sınırın diğer yanında Kamışlı’ya düşmüş. Yani İran füzesinin parçaları, bizim topraklarımıza düşmemiş..
İran’dan atıldığı düşünülen füzeyi düşürmek için NATO’nun karşılama teçhizatının parçalarının ise, ne ilginçtir Dörtyol içemize düştüğü belirtiliyor..
Yani İran’ın suçu sabit değil..
NATO’nun “Sizi koruyorum” derken işlediği suç sabit..
Provokasyon kokuları yoğunlaştı..
Allah ülkemizi, tüm müslümanları korusun. Aramıza fitne tohumları eklemek isteyenleri perişan eylesin.