“Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şerefiniz ve zikriniz ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” (Enbiya: 10)
Kur’an mucizesi bütün kuşaklara hitap eden bir mucizedir. Yalnızca bir kuşağa hitap eden, sonra da işlevi biten ve sadece bu kuşak içinde şahit olanları etkileyen maddi mucizeler gibi değildir.
Araplar bu Kur’an’ın içerdiği mesajı, yeryüzünün doğusuna, batısına taşıdıkları sıralarda, insanlar arasında bir üstünlükleri vardı, her yerde onlardan söz edilirdi. Bu Kur’an inmeden önce insanlar arasında sözü edilen bir millet değildiler. Bu Kur’ana sarıldıkları, onun öngördüğü hayatı yaşadıklar sürece insanlar hep onlardan söz ettiler, bu Kur’an sayesinde asırlar boyu insanlığa önderlik yaptılar. Bu kitaptan onun öngördüğü hayattan vazgeçtikleri zaman insanlık da onları terketti.
Bugün de Araplar veya herhangi bir millet eğer insanlığa bu kitabı sunacak olurlarsa, insanlar katında saygın bir konuma gelirler, onun sayesinde tanınır, her tarafta kendilerinden söz edilir, onunla yücelirler.
FİZİLALİL KUR’AN
Zemahşerî’nin bu ayete dair yaptığı derinlikli tefsir özetle şu ana başlıklar etrafında şekillenir:
1. "Zikr" Kelimesinin Anlamı: Şan, Şeref ve Öğüt
Zemahşerî, ayette geçen "fîhi zikrukum" (فيه ذكركم) ifadesi üzerinde titizlikle durur ve buradaki "zikr" kelimesine iki temel anlam yükler:
Şan ve Şeref: Bu kitap (Kur'an), sizin için en büyük şeref kaynağıdır. Araplar İslam'dan önce dünya sahnesinde büyük bir siyasi veya kültürel güce sahip değilken, Kur'an sayesinde isimleri tüm dünyaya yayılmış, dilleri ve nesilleri ebedi bir şerefe kavuşmuştur. Zemahşerî bunu vurgulamak için "Sizin şerefiniz ve dünyadaki namınız bu kitap sayesindedir" der.
Öğüt ve Hatırlatma: İkinci bir veche olarak, ihtiyacınız olan tüm dini ve dünyevi nasihatler, ibretler ve doğrular bu kitabın içinde açıkça yer almaktadır.
2. Ayetin sonundaki "E-felâ ta'kılûn" (أفلا تعقلون - Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?) kısmını yorumlarken Zemahşerî, muhatapların içine düştüğü tezatlığı ortaya koyar.
Mekkeli müşrikler, kendilerini yüceltecek, tarihteki konumlarını en üst seviyeye çıkaracak ve onlara ebedi saadeti getirecek bir kitaba karşı çıkıyorlardı. Zemahşerî, bir insanın kendisi için tamamen fayda, şan ve şeref olan bir nimeti elinin tersiyle itmesini akıl tutulması olarak nitelendirir. Ayetteki bu sorunun, onları sert bir dille kınayan ve akıllarını başlarına almaya davet eden bir azarlama (tevbih) olduğunu belirtir.
3. Edebi ve Belagat Yönü
Dilbilimsel tefsirin babası sayılan Zemahşerî, ayetteki hitabın psikolojik etkisine de değinir. Allah'ın "Size öyle bir kitap indirdik ki..." diyerek söze başlaması, doğrudan insan onuruna ve aklına yapılmış büyük bir iltifattır. Kur'an'ın başka bir kavme değil, onların içinden çıkan bir peygambere ve onların dilinde inmesi, baştan aşağı bir gurur vesilesi olması gerekirken, yüz çevirmelerinin mantıksızlığı belagat incelikleriyle anlatılır.
Özetle Zemahşerî der ki: Kur'an, insanı ve özellikle ilk muhatapları olan toplumu cehalet karanlığından çıkarıp dünyaya efendi yapan bir şeref belgesidir. İnsanın kendi şerefine düşman olması ise ancak aklını hiç kullanmamasının bir sonucudur.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ