1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Seküler-Haredi çatışması işgalci rejimi içten kemiriyor
Seküler-Haredi çatışması işgalci rejimi içten kemiriyor

Seküler-Haredi çatışması işgalci rejimi içten kemiriyor

Abdullah Muradoğlu, İsrail'de tüm çabalara rağmen yaşanan tersine göçün, ekonomik adaletsizliklerin ve askeri muafiyet kavgalarının Siyonist projenin iflasına işaret ettiğini ifade ediyor.

31 Mayıs 2026 Pazar 12:02A+A-

Yeni Şafak / Abdullah Muradoğlu

İsrail’in asker açığı krize dönüştü!

İsrail’de asker olmayı reddeden “Ultra-Ortodoks Haredi Yahudiler” sık sık polisle karşı karşıya geliyorlar. İsrail ordusu asker açığını gidermekte son derece zorlanıyor, Netanyahu ise Harediler’in desteğini kaybetmek istemiyor. İsrail Ordusu Hükümet ve Harediler arasında sıkışmış durumda. Öte yandan ”Asker krizi” seküler Yahudiler ile ultra-Ortodoks Yahudiler arasındaki çatışmayı da yansıtıyor. İsrail’in Batı dünyasıyla ilişkisinde önemli bir bağlantı olan Avrupa kökenli laik-seküler Yahudiler nüfuzlarını büyük ölçüde kaybetmiş görünüyorlar.

Nitekim İsrail Cumhurbaşkanı İsaac Herzog Batı Kudüs’te düzenlenen bir programda İsrail toplumunun kenar mahallelerinden merkeze doğru hareket eden bir “canavarlaşma” sürecinin yaşandığına dikkat çekmişti. Ultra-Ortodoks Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben –Givir ise yaptığı bir paylaşımda “İsrail devletinin yüz binlerce vatandaşını canavar olarak nitelendiren bir cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanlığı görevine layık değildir” demişti.

İçe doğru patlayan İsrail, şiddeti dışa doğru yayarak parçalanmayı önlemeye çalışıyor. Ancak İsrail toplumunun bölünmesi genç ve eğitimli Yahudilerin ülkeden kaçışlarıyla derinleşiyor. Avrupa Yahudileri arasında İsrail doğumluların oranı son birkaç yıldır artmış bulunuyor. Yahudiler’in İsrail’e göç etmesi Siyonist bir projeydi. Şimdiyse “tersine göç” yaşanıyor.

2025’de “İsrail Demokrasi Enstitüsü” tarafından yapılan bir araştırmaya göre önemli sayıda genç Yahudi ülkeyi terk etmeyi düşünüyor. Göç etmeyi düşünenlerin yüzde 43’ü Avrupa Birliği ülkelerini tercih ediyor. “AB”yi ABD ve Kanada takip ediyor. İsrail artık Yahudiler için güvenli bir sığınak değil. Avrupa’da Yahudi karşıtlığının hortladığı iddialarına rağmen İsrail’den kaçışların devam ediyor olması Siyonizmin iflas ettiğinin bir göstergesi.

Avrupa kökenli seküler –laik Yahudiler’in İsrail nüfusu içindeki paylarıysa giderek azalıyor. Köktenci Yahudiler’in nüfuslarıysa giderek artıyor. Nüfus yapısındaki bu değişim ultra-Ortodoks Yahudiler arasındaki doğum oranının son derece yüksek olmasının sonucudur.

İsrail›in ilk başbakanı David Ben-Gurion ultra-ortodoks Yahudiler’i içerde tutabilmek için Yeşiva’larda(Tevrat Okullarında) okuyan Yahudilerin askerlikten muaf tutulmasını sağlamıştı. O dönemde Harediler’in sayısı pek fazla olmadığı için hoş görülen bu tavizler şimdi seküler-laik Yahudiler için tahammül edilemez nitelikte politik bir olgu haline geldi.

Askere gitmeyi reddeden Harediler’in sayısınınsa herhangi bir yıl askere alınma çağındaki İsraillilerin önemli bir yüzdesini teşkil ettiği söyleniyor. On binlerce askere çağırma emri gönderiliyor, ancak çok az sayıda kişi bu emre itaat ediyor. Bu durumun devam etmesi halinde 2027’de personel sayısında ciddi bir çöküş yaşanması bekleniyor. Asker açığının giderilememesi tekrar tekrar görev yapan yedek askerleri ve ailelerini öfkelendiriyor.

Dini Siyonist yayınlardaysa askere gitmek istemeyenlerin sadece Harediler’den ibaret olmadığına vurgu yapılıyor. Dinî Siyonistler, Harediler’in günah keçisi yapıldıklarından şikâyet ediyorlar. Bu yayınlara göre ruh sağlığını gerekçe göstererek askerlikten muafiyet belgesi alanların önemli bir kısmı seküler-laik Yahudiler. Keza bu yayınlarda muafiyet belgesi temininin avukatlar ve psikiyatristler için yağlı bir iş kapısı haline geldiği de ifade ediliyor.

“İsrail Demokrasi Enstitüsü”nün yaptığı bir ankete göre seküler İsraillilerin Yüzde 98,5’i askere gitmeyen Harediler’e yaptırım uygulanmasını destekliyor. Netanyahu’nun ultra-Ortodoks ortaklarıysa Harediler’in zorla askere alınması halinde hükümetten ayrılmakla tehdit ediyorlar. Netanyahu’nun en büyük korkusuysa ultra-Ortodokslarla ittifakın bozulması.

Seküler-Laik Yahudilerin şikâyet ettiği bir diğer husus ise askerlikten muaf tutulan Yeşiva öğrencilerinin iş gücüne katılmamaları. Yeşivalar için ayrılan ödenekler de şikâyet konusu ediliyor. Seküler Yahudiler Yeşiva’ları “asalaklar” olarak niteliyorlar. Vasıflı iş gücünün önemli bir kaynağı olan eğitimli genç Yahudilerin İsrail’den kaçışlarında bu faktörler de rol oynuyor.

İsrail asker açığını kapatmak için Afrikalılar dahil Yahudi olmayan bazı etnik grupları “paralı asker” olarak istihdam etmeyi bile düşünüyor. Sözde ‘Yahudi üstünlüğü’ne vurgu yapan dinî ve ırkçı Siyonistler için böyle bir durum pek kabul edilebilir görünmüyor. Velhasıl, hem dışarıya göç, hem asker açığı, hem de seküler-laiklerle Harediler ayrışması İsrail’in kâbusları. Soykırım yaparak Filistinliler’i özyurtlarında silmek isteyen Siyonistler kendilerini de siliyorlar.

HABERE YORUM KAT