Mısır'da kayıp dosyaları büyüyor

Mısır'da kayıp dosyaları büyüyor

Mısır'daki zorla alıkonulma ve kayıp vakalarının ele alındığı insan hakları panelinde, kayıp kişilerin akıbetlerinin açıklanması ve gözaltı merkezlerine bağımsız erişim talep edildi.

Zorla Kaybetme Mağdurları Uluslararası Günü kapsamında düzenlenen bir insan hakları panelinde, Mısır'daki zorla kaybetme vakaları ele alındı. Katılımcılar, kayıp kişilerin akıbetlerinin derhal açıklanmasını ve gözaltı merkezlerine ilişkin bağımsız denetim mekanizmalarının oluşturulmasını talep etti.

Mısır'da zorla alıkonulup sonra kaybedilme vakaları” başlıklı panele gazeteciler, araştırmacılar, avukatlar ve insan hakları aktivistleri katıldı.

Panelde, Mısır'da bazı kişilerin aileleri ve avukatlarıyla iletişimlerinin kesilmesiyle başlayan, ardından bir bölümünün soruşturma makamları önüne çıkarılarak davalar kapsamında tutuklanmasıyla sonuçlanan bir uygulama biçiminin tekrarlandığı savunuldu.

İnsan Çalışmaları Medya Merkezi Direktörü gazeteci Mey el-Verdani, zorla kaybetmenin uluslararası hukuk açısından insanlığa karşı suç niteliğinde olduğunu belirterek kayıp kişilerin akıbetlerinin açıklanmasını ve bu tür ihlallere maruz kalan gazeteci ve medya çalışanlarının korunmasını istedi.

El-Verdani, panelde zorla kaybedildiğini veya kaybolduktan sonra gözaltına alınmaya devam edildiğini söylediği bazı gazetecilerin dosyalarını da gündeme getirdi. Bunlar arasında Ahmed Subey, Muhsin Razi, “Oksijen” adıyla bilinen Muhammed İbrahim Rıdvan, Ahmed Münteşir, Mahmud Saad Diyab, Tevfik Ganem, Bedir Muhammed Bedir, Eşref Ömer ve Halid Memduh yer aldı.

“İnsanların zorla alıkonulup sonrada kaybedilmeleri bileşik bir suçtur”

Uluslararası hukukçu Abdülmecid el-Merari, zorla kaybetmeyi “bir dizi ihlali bünyesinde barındıran bileşik bir suç” olarak nitelendirdi.

Merari, Mısır'ın Tüm Kişilerin Zorla Kaybetmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme'ye taraf olmamasının, ülkenin onayladığı diğer uluslararası sözleşme ve insan hakları sözleşmelerinden doğan yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını savundu.

İnsan Hakları için el-Kerame Örgütü'nün hukuk araştırmacısı ve iletişim-medya sorumlusu Muhammed el-Ahmedi ise kuruluşun 2013'ten bu yana Mısır'daki zorla kaybetme ve gizli gözaltı vakalarını belgelediğini söyledi.

El-Ahmedi, örgütün bu dönemde en az 4 bin kaçırma ve gizli gözaltı vakasını belgelediğini öne sürdü.

Kuruluşun, BM'nin zorla veya istem dışı kaybetmeler çalışma grubuna acil başvurular gönderdiğini, insan hakları raporları hazırladığını ve dosyayla ilgili uluslararası baskı kampanyalarına katıldığını belirten el-Ahmedi, bu girişimlerin bazı gözaltındaki kişilerin soruşturma makamları önüne çıkarılmasına katkı sağladığını savundu.

Avukat ve insan hakları savunucularına yönelik baskı iddiası

Cenevre merkezli İşkence Mağdurları Derneği Genel Sekreteri Adel el-Macri, zorla kaybetme vakalarını belgeleyen avukat ve insan hakları savunucularının da hedef alındığını söyledi.

El-Macri, İbrahim Metvali, İzzet Ganim, Huda Abdülmünim ve Muhammed Ebu Hurayra gibi isimlerin dosyalarına dikkat çekti.

El-Macri ayrıca insan hakları kuruluşlarının tahminlerine dayanarak, 2013-2026 yılları arasında Mısır'da 20 binden fazla zorla kaybetme vakasının kayda geçtiğini öne sürdü. Bu tahminlere göre vakaların çoğunun, kişilerin soruşturma makamları önüne çıkarılmasından önce görece kısa süreli olduğu belirtildi.

Uluslararası Avukatlar Birliği'nin izleme birimi sorumlusu avukat Hüseyin Ammar ise bağımsız insan hakları kuruluşlarının cezaevleri ve gözaltı merkezlerine bağımsız ziyaretler gerçekleştirmesine neden izin verilmediğini sordu.

Ammar, bağımsız ziyaretlerin tutukluların koşullarının ve ihlal iddialarının yerinde doğrulanması açısından önemli bir mekanizma olabileceğini ifade etti.

Aileler yıllardır yakınlarından haber bekliyor

İnsan Hakları için Adalet Örgütü Direktörü avukat Mahmud Cabir, zorla kaybetmenin insani boyutuna dikkat çekerek kayıp yakınlarının yıllarca çocuklarının ve aile üyelerinin akıbetini öğrenme umuduyla yaşadığı ağır koşullara vurgu yaptı.

Panelin sonunda katılımcılar, kayıp ve zorla kaybedilen tüm kişilerin bulundukları yerlerin derhal açıklanmasını, kişilerin bağımsız soruşturma makamlarının önüne çıkarılmasını ve Mısır'ın Zorla Kaybetmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme'yi onaylamasını istedi.

Katılımcılar ayrıca avukatlar, insan hakları savunucuları ve ihlalleri belgeleyen kişilere yönelik güvenlik baskısının sona erdirilmesi çağrısında bulundu.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir