Sakarya’da 163. Başörtüsü Eylemi

Sakarya’da 163. Başörtüsü Eylemi

Sakarya adalet girişimi Başörtüsü platformu 163. kez biraraya geldi. ağırlıklı olarak anayasa mahkemesinin gerekçeli kararının eleştirildiği açıklamayı SAGBP adına İlim ve Hikmet Vakfı’nın Sakarya barosu avukatlarından Haluk Can yaptı.

SAGBP; Adapazarında faaliyet yürüten Diriliş Saati dergisi, İlim ve Hikmet Vakfı, Ribat Vakfı adapazarı şubesi, Sakarya Dayanışma Derneği, ve Vahdet vakfı Adapazarı çalışma kolundan oluşuyor.

Basın açıklamanın tam metni:

"ÜNİVERSİTELER KIŞLA DEĞİLDİR"

Yıllardır bu ülkenin her türlü kaynaklarını israf ederek halka ihanet edenler, enerjisini, potansiyelini zayi ederek geleceğini karartanlar, başörtüsüne ilişkin kararın açıklanan gerekçesiyle bu fütursuzluklarına bir yenisi daha eklemişlerdir.

Vatandaşına güvenmeyen, öğrencisine, esnafına, memuruna güvenmeyen bir devlet anlayışı çağın gerisinde kalmış baskıcı rejimleri çağrıştırmaktadır. Reşit yaşta öğrencilerin tek tip bir davranış, düşünüş ve inanç kalıbına sokulmak istenmesi tam bir ilkelliktir. Sürekli niyet okuyuculuğu yapılarak, vehimler, tahminler veya kehanetler üzerinden kararlar verilerek sorunlar çözümsüz hale getirilmektedir. Bu karar; müdahaleci, yetkiyi aşan, hatta gasp eden bir karardır.Bu münasebetle, bölgede stratejik önemi her geçen gün daha da artan ülkemize, yapılacak en büyük kötülüğün, millet iradesini hiçe sayarak halkın hukuk ve adalete olan güvenlerini temelden sarsmak olduğunu önemle hatırlatmak istiyoruz.

Başörtüsüne siyasal bir simge gerekçesiyle tavır alanlar tarihin en siyasi kararlarından birini vermiş bulunuyorlar. Yıllardır sürdürülen politikalarla, onbinlerce öğrencinin öğrenim hakları ellerinden alınarak temel hak ve özgürlükler katledilmiştir. Sorun adeta bir faili meçhule sürüklenmiştir. Meclis, toplumsal mutabakat, hükümet, yök, üniversiteler,CHP, genelkurmay derken nihayet Anayasa Mahkemesi bu siyasi kararla failin kimliğini ifşa etmiştir. Anayasa Mahkemesi başkanının bu karara itiraz şerhindeki "Üniversiteler kışla değildir" yorumunu çok manidar buluyor ve altını önemle çiziyoruz.Bu kararın müsebbibi ve siyasi sözcüsü Cumhuriyet Halk Partisini ise yasakçı ve gerici tavrından dolayı şiddetle kınıyoruz.

Görülmektedir ki her fırsatta, iç ve dış mihraklara karşı, birlikten, dayanışmadan dem vuran devletin en üst kurumları, halkın büyük çoğunluğunu rencide edecek bir karara taraf olmuşlardır.Bu tavır ne aklı selimle, ne vicdanla, ne genel adalet normlarıyla ne de stratejik bir mantıkla bağdaşmaktadır.

Hukuki süreç, elbette ki sayıları ve nitelikleri azımsanmayacak hukukçular ve ihtisas sahiplerince yeterince konuşulacak ve tartışılacaktır. Ancak, annesi, eşi, çocukları başörtülü milyonların sesi olarak gelişmelerden duyduğumuz rahatsızlığı, en keskin şekilde ifade etmek istiyoruz. İslam'ın şiarı ve sembolü başörtüsüne karşı yürütülen bu sistematik ve derin mücadeleyi İslam'a ve Müslümanlara karışı mücadele kabul ediyoruz. Bilinmelidir ki, rabbimizin hiçbir buyruğunu ne tartışma ne de pazarlık konusu yapmayacağız.

Bu duygularımızın kamuoyu ile paylaşılmasından dahi rahatsız oluyorlar.

"Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak, tarih susmayacak.. Tarih sussa hakikat susmayacak... Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar, vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Allah'nın gazabından kurtulamayacaklar."

O Allah ki ortak kabul etmez. O, bu toprakların vazgeçilmez sadası ezanların da Rabbidir, başörtüsününde. Katledilen umut dolu gençlerin cenazelerinde kılınan namazında Rabbidir, başörtüsününde. El uzatmaya tenezzül edilen fitrenin, kurban derisinin de Rabbidir, tesettüründe.

Değerli Sakaryalılar; görülmektedir ki başörtüsü  üzerinden derin bir kavga yürütülmek istenmektedir. Tesettürün bir inanç meselesi olduğu, en yetkili resmi ağızlardan beyan edildiği halde, çeşitli evham ve üretilen korkularda bu kavgayı sürdürmek isteyenler, bu ülkenin enerjisini ve dinamizmini heba ederek hainlik damgasından, kıydıkları gençlerimizin anne babalarının bedduaları altında hüsrandan ve nihayet  Yüce Allah'ın elim ve pek çetin azabından kurtulamayacaklar.

SAGİR olarak, her türlü haksızlık ve zulme karşı sözümüzü yükseltmeye devam edeceğiz . Bunu, başörtüsüne sahip çıktığımız gibi İslami bir yükümlülük biliyoruz. Hususen öğrenim hakları, temel hak ve özgürlükler teslim edilinceye, müslümanca yaşama şartlarımız ikame oluncaya kadar bu erdemli duruşumuzu inşallah sürdüreceğiz.

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir