Saadet, Numan Kurtulmuş’a Emanet

Saadet, Numan Kurtulmuş’a Emanet

Milli Görüş hareketinin siyasi temsilcisi Saadet Partisi, kan değişimine gitti. Dün 3. Büyük Kongresi'ni gerçekleştiren partinin başına Prof. Dr. Numan Kurtulmuş geldi. Kurtulmuş'un tek aday olarak girdiği kongre de Necmettin Erbakan’da sürpriz bir şekild

Numan Kurtulmuş yaptığı teşekkür konuşmasında, iktidara sert eleştirilerde bulundu. Saadet'i "anamuhalefet partisi" ilan ederek hedef büyüttü: "Şimdi vira bismillah deme zamanıdır. Şimdi yeniden yola çıkma zamanıdır. Şimdi sözümüzü kavileştirme zamanıdır. Şimdi birbirimize söz verme zamanıdır. Evetleriniz evetimdir, sözünüz sözümdür. Bu evetlere bizimle evet diyen, bu sözlere ben de varım diyen her insana kapım açıktır. İster AKP'li, ister CHP'li, ister MHP'li, ister DTP'li olsun herkese sesleniyoruz, herkesi davet ediyoruz."

"Şimdi Saadet vaktidir." diyerek, AK Parti'yi sert sözlerle eleştiren Kurtulmuş, iktidar partisinin "oynanan büyük oyunun" bir parçası olduğunu iddia etti. Saadet lideri, yeni döneme ilişkin hedeflerini 4 ana başlıkta topladı: "Bu kongre SP için yeni bir atılım ve açılımın başlangıcı olacaktır. Kongre, Milli Görüş'ü siyasetin cazibe merkezi haline getirecek; Türkiye'deki ve dünyadaki statükoya karşı küresel bir alternatifin merkezi haline dönüştürecektir. Bu kongre hem camiamızı birlik ve bütünlük içinde toparlayacak hem de milletimize bir kararlılık tablosu sunacaktır."

Güncel meseleleri değerlendiren Kurtulmuş, küresel yangının sadece ekonomik ve politik olmadığını, bir uygarlık krizi olduğunu söyledi. TÜSİAD'a da yüklenen Saadet lideri, patronlar kulübünü, işçinin, memurun, emekçinin, çiftçinin canı yanarken sesini çıkarmamak, kriz kendi kapısına gelip dayandığında ise feveran etmekle suçladı. Türkiye'de ne zaman 'terör bitti' dendiyse meselenin yeniden hortladığına işaret eden Kurtulmuş, "Hiç kimse Hakkari'nin, Diyarbakır'ın, Ankara'nın, İzmir'in problemlerinin çözümünü sadece buraların problemlerinin çözümü olarak göremez. Bu derinliğe sahip olmayan bir bakış açısıyla Türkiye, bu bölgede ayakta duramayacaktır." uyarısında bulundu. Anayasa Mahkemesi'nin kritik kararları için ise şu değerlendirmeyi yaptı: "Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararıyla devre dışı bırakılan millet egemenliği ne yazık ki artık süslü bir söz olmanın dışında bir işleve sahip değildir. Anayasa Mahkemesi, bu yorumuyla milleti temsil eden Parlamento'nun yasa koyuculuk görevini devre dışı bırakmaya yeltenmiştir. Mahkeme kendiliğinden bir senato görevi ihdas etmiştir. Biz, milletin özgürlüğü, iradesi ve egemenliği üzerinde hiçbir vesayet kabul etmiyor, hepsini reddediyoruz. Bu kararla tuz kokmuştur, deniz bitmiştir."

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir