Ro Khanna canavarı gözleriyle gördü!

Ro Khanna canavarı gözleriyle gördü!

Abdullah Muradoğlu, Ro Khanna'nın Batı Şeria'daki deneyimini, Filistin'deki işgal gerçeğinin ve ABD siyasetinde İsrail'e koşulsuz desteğin zayıflamaya başladığının somut bir göstergesi olarak değerlendiriyor.

Yeni Şafak / Abdullah Muradoğlu

Ro Khanna canavarı gözleriyle gördü!

Amerikalı Demokrat Partili Ro Khanna, Kongre üyesi olmanın verdiği güven hissinin işgal altındaki Batı Şeria’da geçer akçe olduğunu düşünmüş olabilir. Khanna Batı Şeria’da silahlı Siyonist yerleşimciler tarafından taciz edilerek alıkonulduğunda gerçeklerle yüz yüze geldi.

Khanna kendisine refakat eden Amerikalı arkadaşlarıyla Batı Şeria’da bir seyahatteydi. ABD tarafından İsrail’e, İsrail hükümeti tarafından da kendilerine dağıtılan otomatik tüfeklerle yol kesen yasa dışı yerleşimciler Khanna’nın ABD Kongresi üyesi olmasını kaale bile almadılar.

Olay yerine gelen İsrail askerleriyse yolu açmak yerine, her zaman arkalarını kolladıkları yerleşimcilerle sohbet etmeyi tercih ettiler. Alıkoyma ABD’nin İsrail Büyükelçiliği’ne aksettirildikten sonra Khanna ve arkadaşlarının seyahate devam etmelerine izin verilecekti.

Verdiği bir demeçte Khanna zorla alıkonulması hakkında “O durumda kendimi çaresiz hissettim. Bir Amerikan kongre üyesini 90 dakika boyunca çaresiz hissettirebiliyorlarsa, işgal altındaki Filistinlilerin her gün nasıl hissettiklerini bir düşünün” diyordu. 2028’deki seçimlerde Demokrat Parti’den Başkan adayı olması muhtemel isimler arasında yer alan Khanna’ya yapılan muamele Filistinlilerin yılın 365 günü yaşadıkları zorbalığın en hafifiydi.
Khanna’nın, her ne yaparsa yapsın İsrail’e koşulsuz destek veren ABD Kongresi’nin bir üyesi olması sadece hayatını kurtarmış olabilir. Zira çok sayıda Amerikalı Batı Şeria’da İsrail askerleri tarafından katledildi ve bu cinayetler her zaman olduğu gibi cezasız kaldı.

Kudüs ve Batı Şeria’da yasa dışı Siyonist yerleşimcilerin sayısı 750 binden fazla. Sözde “iki devletli çözüm”ü destekleyen Avrupa Birliği’yse yerleşimcileri kınamaktan öteye geçmiyor. Yerleşimcilerin önemli bir kısmınıysa Amerikan vatandaşı Yahudiler teşkil ediyor. Khanna ve arkadaşlarının yolunu kesen, korkutan, taciz eden, hakaretler yağdıran ve zorla alıkoyan silahlı Siyonist yerleşimciler arasında Amerikan vatandaşları da yer almış olabilir.
İsrail’in mezalimine tanıklık etmek tehlikelidir. Gazze’de yüzlerce gazeteci gördüklerini anlatamasın diye katledildi. Amerika’daki İsrail yanlısı, vekiller ve senatörlerse “Ağlama Duvarı”nda ağlak pozlar veriyorlar, İsrail Hükümetinin görmelerini istediklerini yerleri görüyorlar, onların söylediklerini papağan gibi tekrar ediyorlar, ev ödevlerini alarak ülkelerine geri dönüyorlar. Khanna’nın kusuruysa İsrail’in görmesini istemediğini görmek.

Amerika’nın verdiği açık çek sayesinde İsrail’in sahip olduğu mutlak cezasızlığın zehirli bir baskı kültürü geliştirdiğini söyleyen Khanna, “Burada neler olup bittiğinin ayrıntılarını bilselerdi, hiçbir Amerikalı bunu desteklemezdi” diyordu. Tabii ki bu cümle tüm gerçeği ifade etmiyor. Amerikalı Hıristiyan Siyonistler Gazze’deki soykırımı bilerek destekliyorlar. Hıristiyan Siyonist vaizler Kudüs’ü ziyaret ettiklerinde yerel Hıristiyan kiliselerle temas etmiyorlar, Yahudi yerleşimcilerin Hıristiyanlara yaptığı zulmü de görmezden geliyorlar.

Ro Khanna ABD’deki İsrail Lobisi’nin en güçlü kuruluşlarından “Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi”nden (AIPAC) kampanya bağışı almayacağına dair taahhütname imzalayan ilk Kongre üyesiydi. İsrail’in soykırım yaptığını söyleyen Khanna da Lobi’nin hedefindeydi.
AIPAC’tan bağış almak, AIPAC’ta görüntü vermek Cumhuriyetçi ve Demokrat siyasetçiler için seçimlerde yarar sağlayan önemli bir avantaj olarak kabul ediliyordu. Yakın zamanlardaysa bu durum değişti. Bilhassa Demokrat siyasetçiler AIPAC’tan veba görmüş gibi kaçıyorlar. Artık AIPAC ile yan yana görünmek ön seçimlerde kazanmayı garanti etmiyor, tam aksine tehlikeye sokuyor. AIPAC birçok yerdeyse bağış için paravan komiteleri kullanma yoluna gidiyor.
Demokrat Parti tabanında İsrail aleyhine değişen duygular Başkan adaylarının da tutumlarını değiştirmelerine yol açıyor. Aday olması muhtemel isimler artık İsrail’e koşulsuz destek vaat edemiyorlar. Tam tersine İsrail’le ve İsrail Lobisi’yle aralarına mesafe koymaya çalışıyorlar. ABD Kongresi’ndeki en sıkı İsrail savunucusu Demokratlar bile o eski havalarında değiller.

Kamala Harris’in İsrail’e askeri desteği askıya alacağını taahhüt etmediği için 2024’teki seçimi kaybettiğini bugün herkes kabul ediyor. 2028’deki seçimlerde de “İsrail” yine test konusu olacak. Batı Şeria’da canavarı gözleriyle gören ve temas eden Kongre üyesi Ro Khanna’yı “Aday olsam da, olmasam da, Amerika’nın her köşesine gidip onların (Filistinlilerin) hikâyelerini ve Batı Şeria’da neler olup bittiğini anlatacağım” diye konuşturan gerçek budur.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir