Resmî ideolojinin tarihine açılan parantez neden kapanmıyor?

Resmî ideolojinin tarihine açılan parantez neden kapanmıyor?

Mehmet Garip Tanyıldızı, Mete Tunçay’ın Tek Parti ile resmî ideolojinin Cumhuriyet tarihine ilişkin anlatısını sorgulayan önemli bir parantez açtığını ve bu tartışmanın hâlâ kapanmadığını ifade ediyor.

Mehmet Garip Tanyıldızı / Akşam

Kapanmayan parantez

Geçtiğimiz hafta Mete Tunçay vefatının birinci sene-i devriyesinde kurucusu olduğu Tarih Vakfı tarafından düzenlenen bir toplantıyla anıldı.

Anmada, Tunçay'ın sekizinci baskısı yayımlanan kült eseri Türkiye Cumhuriyeti'nde Tek-Parti Yönetiminin Kurulması (1923-1931) kitabının Türkiye tarihyazımındaki belirleyici rolüne geniş yer verildi.

Programda konuşan Ahmet Demirel, Tunçay'ın aslında Türkiye solunu araştırırken dönemin koşullarını anlamak için bir "parantez" olarak başladığı kitabı Zafer Toprak'ın ısrarıyla yayımladığını aktarıyor.

"Parantez" olarak planlanan bir çalışmanın resmi ideolojinin eleştirisinde temel bir kaynağa dönüşmesi başlı başına üzerine uzun uzun düşünmeyi hak ediyor.

12 Eylül döneminde yayımlanan Tek Parti'nin Türkiye tarihi alanındaki akademik çalışmalarda bir milat olması her bakımdan oldukça anlamlı.

Kitabın bu özelliği o tarihe dek aralıksız devam eden ne kadar baskıcı bir iklimin hâkim olduğunu ve meselenin ne denli tabu muamelesi gördüğünü apaçık gösteriyor.

Bu özellik ayrıca resmi ideolojiye eleştirel bakışa duyulan ihtiyacın büyüklüğünü de ortaya koyuyor.

Nitekim, Tunçay'ın telif bir eser olarak planlamadığı Tek Parti kendinden sonra gelen çalışmaların görmezden gelemeyeceği referans bir kitaba dönüştü.

Solcu ve seküler bir siyaset bilimci ve tarih profesörü olan Mete Tunçay'ın Tek Parti'de resmi ideolojinin Cumhuriyet tarihini ilerici-gerici mücadelesi olarak sunan progresif tarih paradigmasını eleştirmesi, İdris Küçükömer'in Türkiye'de sağ ve sol okuması örneğinde olduğu gibi bir anlam taşıyor.

Tunçay'ın, erken Cumhuriyet döneminin tepeden inmeci modernleşme anlayışına, ulus-devlet ve laiklik uygulamalarına yönelik halkçılık ve demokrasi ile çeliştiği eleştirileri de eleştirel tarihyazımı literatürü için kurucu bir değere sahip.

Kemalist modernleşme tecrübesinin resmi ideolojsine karşı eleştirel tarihyazımına katkıları yadsınamayacak Mete Tunçay ve Tek Parti, tam da bu sebeple son yıllarda yoğunlaşan Post-Kemalizm/Post-post-Kemalizm tartışmaları kapsamında adeta taarruza maruz kalıyor.

Eleştirel tarih okumalarının dayandığı Şerif Mardin'in Türkiye siyasal tarihini merkez-çevre çatışması üzerinden analiz ettiği tezi ile birlikte Mete Tunçay'ın Tek Parti'deki tezlerinin dönemin siyasal konjonktürüne argüman sağladığı iddiaları öne sürülerek hedef alınıyor.

Buna mukabil, ideolojik saiklerle yapılan bu değerlendirmelerin Mardin'in ve Tunçay'ın tezlerine karşılık teşekküllü bir tarih okuması önerebildiğini söylemek mümkün değil.

Tek Parti'nin açtığı parantez hala kapanmadı.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir