“Referandum İçin Ne Bekliyorsunuz!”

“Referandum İçin Ne Bekliyorsunuz!”

Mademki bu sürecin sonu öyle ya da böyle postmodern ya da klasik bir darbeyle sonuçlanacak, o halde korkunun ecele ne faydası var?

Haksöz-Haber Hükümet'e Soruyor:

REFERANDUMA GİTMEK İÇİN DAHA NEYİ BEKLİYORSUNUZ!

Ülke, iyiden iyiye Militarist-Kemalist Jüristokrasinin kıskacına sokulmuş bulunuyor!

İnsanın ideoloji demeye bile dili varmayan, cahili bir hayat düzenini koruma adına bir bakıyorsunuz, tek bir adam, kendisine gönderilmiş gazete müsveddeleri üzerinden bütün bir ülkenin kaderini belirleyecek bir karara imza atabiliyor. Ülkenin yarısının desteğini almış bir partiyi, vahşi Kemalist bir hukuksuzluğun dişlileri arasında cendereye alabiliyor.

Bir bakıyorsunuz, bir dernek statüsünde olan bir kurum, basit bir tabelanın altında olmanın kendisine sağladığı güçle, kör topal da olsa işleyen hukuki süreçleri, kendi mantalitesinin çıkarları adına paspas edebiliyor. Ardından da çıkıp "sivil darbe"lerin engellenmesi gerektiğinden dem vuruyorlar.

Malum güruhlar, nefes almak nedir, dur durak nedir bilmiyorlar. Sonuna kadar gitmeye de kararlılar. Ne hukuk, ne demokrasi, ne cumhuriyet, ne meşruiyet, ne halk, ne adalet umurlarında bile değil. Allah korkusu hak getire, varsa yoksa kendi çıkarları, kendi yandaşları, kendi kurumları.

Karşılarındakilerde aynı kararlılığı görmedikçe, daha da azgınlaşacakları, ya karşıdaki ya da kendileri helak olana dek işin peşini bırakmayacakları çok net!

Daha HSYK darbesinin mürekkebi yeni akıtılmışken, AK Parti'nin kapatılma davasının ayrıntıları gündeme düşmeye başladı. Ellerindeki tüm kozları önümüzdeki birkaç ay içerisinde masaya sürecekleri ayan beyan ortada.

Peki, bu oyunda seçilmişlerin elinde, çözümü halkın lehine çevirebilecek hiç mi koz yok?

Var elbette. Az bir cesaret yeterli! Halkın kendilerine verdikleri desteğin bir avuç dinozorun nefsine teslim edilmeyecek kadar değerli olduğuna ve gün gelip bütün bu yaşananların Allah katında hesabının sorulacağına inananlar açısından var!

Mademki bir demokrasi oyunu oynanıyor ve bu oyunda güçlüler her türlü hukuksuzluğu ve zulûmatı kendi nefislerince oluşturdukları kurumlar vasıtasıyla onayabiliyorlar; o halde, askeri darbeleri kanunlar yoluyla legalleştiren ve darbecileri koruma altına almayı şiar edinmiş bu mantığa "sivil darbe"nin ne menem bir şey olduğu pekâlâ öğretilebilir!

"Sivil darbe mi demiştiniz, alın size sivil darbe!" dercesine, demokrasi oyununun seçilmişlere verdiği haklar pekâlâ kullanılabilir.

Hukuk adına!

Adalet adına!

Halk adına!

Bütün bu oyunun köşe taşları, halkın lehine olmak kaydıyla yerli yerine oturtulabilir.

Mademki bu sürecin sonu öyle ya da böyle postmodern ya da klasik bir darbeyle sonuçlanacak, o halde korkunun ecele ne faydası var?

Bugün var yarın yok olacak olanların artık bürokratlarıyla toplantı üstüne toplantı yapmayı bırakıp, kararlı adımları bir an önce sahada atmaları şart!

Bunun yolu da önce biraz cesaretten, ardından mezkûr oyunun kuralları çerçevesinde referandumdan geçiyor!

Hem de öyle böyle değil; hiç vakit kaybetmeden bu tarih öncesi dinozorlarının ellerini kollarını tamamıyla bağlayacak referandum maddelerini halkın önüne bir an önce koymak gerekiyor.

1961 Anayasası ile oluşturulmuş ve yetkileri halk ve seçilmişler aleyhine olmak kaydıyla artırılmış bulunan kurumlar lağvedilmedikçe düzlüğe çıkılmayacağı çoktan ispatlandı.

Köhnemiş ideolojilerini koruyabilmek için "Suyumu bulandırdın!" şemsiyesi altına her türlü hukuksuzluğu, adaletsizliği, çifte standardı sığdırmayı marifet bellemiş olanları kendi silahlarıyla teslim almaktan başka çıkış yolu şimdilik ufukta görünmüyor.

HAKSÖZ-HABER

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir