PKK’nın “Karakutu”sunun Sırlı Ölümü

PKK’nın “Karakutu”sunun Sırlı Ölümü

Pilot Necati" adı, neredeyse PKK'nın ortaya çıktığı 1970'lerden bu yana hiç gündemden düşmedi. Yıllar sonra Necati Kaya'nın ölümü bir mezar taşıyla ilan edildi ama tüm hayatı gibi ölümü ve mezar taşı da hâlâ tartışma konusu olmaya devam ediyor.

"Pilot Necati" adı, neredeyse PKK'nın ortaya çıktığı 1970'lerden bu yana hiç gündemden düşmedi. Yıllar sonra Necati Kaya'nın ölümü bir mezar taşıyla ilan edildi ama tüm hayatı gibi ölümü ve mezar taşı da hâlâ tartışma konusu olmaya devam ediyor. Konuyu Nokta Dergisi'nden Nevzat Çiçek bir daha gündeme getirdi. Haberi aynen iktibas ediyoruz.

Kürt sorunu ve PKK konusunda çalışan araştırmacıların en çok üstünde durdukları konuların basında Abdullah Öcalan-MİT ilişkisi gelir. Öcalan, 1984-1995 arasındaki yazılarından derlenen "Devrimin Dili ve Eylemi" kitapçığında MİT'in kendi yanına yerleştirdiği iki elemandan bahseder. Ona göre bunlar sonradan boşanacağı eşi Kesire Öcalan ve "Pilot Necati" olarak bilinen Necati Kaya'dan başkası değildir.

Abdullah Öcalan'dan boşanıp örgütü terk ettikten sonra Hüseyin Yıldırım'la evlenen Kesire Yıldırım'ın nerede yaşadığı kesin olarak bilinmiyor. Pilot Necati'nin akıbetiyle ilgili olarak Abdullah Öcalan, 1999'da İmralı'da verdiği ifadesinde, "1982'de sanırım uçağının düşmesi sonucu öldü" demişti.

Aradan yıllar geçti ve geçen haftalarda Ankara Karşıyaka Mezarlığı'nda bulunan bir mezarın Pilot Necati olarak bilinen Necati Kaya'ya ait olduğu iddia edildi. Mezarın üzerinde bulunan resim ve uçak kabartması mezarda yatanın "Pilot Necati" olduğunu ortaya koyuyordu. Konu önce Necdet Pekmezci tarafından 16 Aralık'ta Digimedya internet sitesinde dile getirildi. Geçen ayın son hafta Anka Haber Ajansı aynı haberi servise koydu ve aynı günlerinde Hürriyet, Yeni Şafak, Cumhuriyet gibi gazetelerde yayımlandı.

Haberin yayımlanmasının ardından Necdet Pekmez'e yaptığımız görüşmede söz konusu mezarda yatanın Kaya olup olmadığına dair bir kesinlik olmadığı izlenim edindik. Görüşmemizin sonucunda Pekmezci de haberin kesinlik taşımadığını açıkça ifade etti. Konuyla İlgili yaptığımız araştırmayı geliştirdikçe şu sonuca vardık: Pilot"u tanıyanların söyledikleri ve diğer bulgular birlikte değerlendirildiğinde mezardaki kişinin Öcalan'ın ifadesinde geçen Pilot Necati olması pek mümkün görünmüyor.

PKK'nın kuruluşunda vardı

Pilot Necati kimilerine göre emekli hava astsubay, kimilerine göre ordudan atılma bir subay, kimilerine göre ise bir yüzbaşı. Farklı iddialara sahip bu kişilerin ortak görüşü ise, Pilot Necati'nin MİT adına PKK'ya sızan bir ajan olduğu. Bu iddiayı Abdullah Öcalan da defalarca dile getirmiş olmasına rağmen Öcalan'a yöneltilen en ağır eleştiri de yine bu konuyla ilgili.

Necati Kaya, Ağrı nüfusuna kayıtlı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde Öcalan'la aynı dönemde okuduğu da biliniyor. Kendisi de Ağrı'lı olan Abdurrahman Ayhan "Pilot"u Öcalan'la tanıştıran kişi. Abdurahman Ayhan, görüşme taleplerimizi ısrarla reddetse de yakın çevresindeki sohbetlerde Pilot Necati'nin 2004 - 2005 yılları civarında öldüğünü ve cenazesine subayların katıldığını söylediğini biliyoruz.

Pilot Necati'nin önemi PKK'nın kuruluş aşamasında Örgüte çok büyük lojistik destek sağlamış olmasından geliyor. Abdullah Öcalan'a göre bu destekle yapılmak istenen, PKK'yı kontrol altına almak ve hızla gelişen hareketi doğmadan boğmaktı.

Abdullah Öcalan'ın 70'li yıllarda Ankara'da kaldığı evde onu gördüğünü iddia edenler var. Hatta örgütün kuruluş aşamasındaki en büyük toplantılarından biri Pilot Necati'nin evinde yapılır. 1977'de Ağrı Bozkurtlar Köyü'nde gerçekleşen ve PKK belgelerinde adı "Büyük Kürdistan Yürüyüşü" olarak geçen toplantıya Pilot Necati de katılır ve bu durum örgüt içinde ciddi rahatsızlığa yol açar. Öcalan'ın Pilot'u örgütten tasfiye etmemesi örgüt içindeki huzursuzlukları tırmandırır ve örgütten kopmalar yaşanır.

Pilot Necati'yi Ankara'daki evde görenlerden biri de önce PKK'lı daha sonra itirafçı olup JİTEM'de çalışan Abdülkadir Aygan'dır: "...Bizi Anıtkabir civarında kiraladıkları eve götürdüler. Evde kendisinden başka üç - dört kişi daha vardı. Onlarla tanıştırılmamız sırasında birisinin adının pilot olduğunu söylediler. Daha sonra arkadaşlar bana onun şahsen Ağrılı olduğunu, önceden orduda pilotluk yaptığını şimdi ise liderimizle birlikte davranan kişi olduğunu belirttiler."

Örgüt içindeki bu söylentilere konuyla ilgili araştırmalar yapan gazeteci Uğur Mumcu da itibar ediyor. Mumcu, son kitaplarından biri olan "Kürt Dosyası"nda MİT - Öcalan ilişkisi hakkında "Öcalan'ı MİT besledi" diye açıkça yazıyor. Oysa Öcalan, Pilot Necati'nin MİT elemanı olduğunu kendisinin bildiğini ve onu örgüt olarak kullandıklarını ısrarla dile getiriyor: "Bu adamlar 1976'da beni adamakıllı ele geçirmeye çalışıyorlar. Daha önceki dolaylı yollar yetmedi. Şimdi tehlikeli olmaya başlıyoruz. Pilot çok tehlikeli ve çok paralı. 'Grubunu besleyeyim abi" diyordu. 'Şu eylemi de yapalım, bu eylemi de yapalım. Ben parayı mutlaka bulup getiririm' diyordu. 'Abi' diyordu. 'Emret kendimi dört katlı bu binadan aşağı atayım.' (diyordu)."

Öcalan. gazeteci Mahir Sayın'la yaptığı söyleşilerden oluşan "Erkeği Öldürmek" kitabında Pilot Necati'yi kullandıklarını ve MİT'in paralarını yediğini açıkça belirtiyordu.

Neden havacı şehitliğinde değil

Pilot Necati'ye ait olduğu iddia edilen mezar. Ankara'daki Karşıyaka Mezarlıgı'nda M/7 no.lu adada ve 291 no.lu parselde bulunuyor. Parsellere bakıldığında Pilot Necati'nin mezarının olduğu alandaki mezarlara ağırlıklı olarak 1979 -1982 yıllarında ölenlerin defnedildikleri görülüyor, eğer Pilot Necati gerçekten ordudan emekliyse neden hava şehitliğine değil de Karşıyaka Mezarlığı'na gömülmüştü?

Mezarın üzerinde bulunan fotoğraf ve uçak motifi ile ne anlatılmak istenmişti. Şu ana kadar Pilot Necati'nin basına yansıyan hiçbir fotoğrafı yokken, gelenek olmadığı halde o fotoğrafın mezar taşına konulması düşündürücü. Ayrıca mezarın üzerinde oğlu İlker tarafından yaptırıldığı yazılıyor. SSK bilgilerine ulaştığımız İlker'in (eğer bilgiler doğruysa) 1982 yılında iki yaşında olması gerekiyor. Peki, iki yaşındaki bir insan babasının mezarını nasıl yaptırabiliyor. Bir başka yakının mezarı oğlunun adına yaptırmış olması mümkün tabii ama mezar taşıyla birilerinin o mezarda yatanın "Pilot Necati" olduğuna herkesi inandırmaya çalıştığını öne sürmek de mümkün. Mezarın üzerindeki bilgiler ve ölüm tutanağı Necati Kaya'nın 1956'da doğup 1982'de öldüğünü söylüyor. Pilot Necati Öcalan'la 1976'da tanışmıştı. Bu durumda onun 20 yaşında hem üniversite öğrencisi olduğuna hem de pilotluktan atıldığına inanmamız gerekiyor. Pilot Necati'nin 1976'da yakalattığı İbrahim Şahin İse Pilot'un o sıralar 26 - 27 yaşlarında olduğunu belirtiyor. Aynı şekilde PKK'nın ilk kuruluşunda yer alan birçok insan da mezardaki resmin ona ait olmadığını söylüyor. Nasname adlı İnternet sitesine yer alan bir haberde. Necati Kaya'nın İzmir'deki akrabalarına dayanarak şu iddialara yer veriliyor: "Abdullah Öcalan'ı yakalayıp Türkiye'ye getiren kişilerin içinde Pilot Necati de vardı. Öcalan'a 'Memlekete Hoş Geldin Abdullah Öcalan' diyen kişi de bizzat Pilot Necati'dir."

Düşen uçaktaki ceset yanmıştı

Mezardaki bilgilerden. Necati Kaya olduğu varsayılan kişinin 09.09.1982 tarihinde uçak kazasında hayatını kaybettiği anlaşılıyor. Ant Birlik olarak bilinen Antalya Birlik'e ait bir zirai tarım uçağıyla ilaçlama yaptığı sırada uçağı Antalya'da düşüyor. Raporu veren Doktor Kemal Özbıyık düşen uçaktaki cesedin yandığını belirtiyor. Halen Antalya'da doktor olarak görevine devam eden Özbıyık raporunda ölüm nedenini "genel vücut travması" olarak belirtmiş. Kemal Özbıyık o sıralarda raporu verdiği kişiyle ilgili olarak fazla bir şey hatırlamadığını dile getiriyor. Dr. Özbıyık olayı. Öcalan'ın İmralı'da söylediği "1982'de uçağı düştü ve öldü" ifadesini doğruluyor. Ama Pilot'u Öcalan'la tanıştıran Abdurahman Ayhan'ın yakın çevresine söylediği, yakın zamanda öldü ve cenazesine subaylar katıldı sözü kafalarda soru işareti bırakıyor. Diğer bir çelişki de konuyu yıllarca araştıran Uğur Mumcu'nun nasıl olup ta bu ayrıntıyı atladığı. Yoksa Uğur Mumcu öldüğü sırada bu mezar yok muydu? Abdullah Öcalan bile Pilot Necati'nin 1982 yılında uçak kazasında Öldüğünü söylerken. Uğur Mumcu'nun bunu atlaması düşündürücü. Uçak kazasının olduğu 09.09.1982 tarihindeki kazayla ilgili olarak Türk Hava Kurumu'nda herhangi bir kaydın bulunmaması da kafalardaki bir diğer soru işareti.

PİLOT NECATİ'NİN MEZARINI BULAN GAZETECİ NECDET PEKMEZCİ: "Mezar taşı sonradan değiştirilmiş olabilir"

Baki Tuğ, Ankara'da yayımlanan aylık Kırmızı çizgi dergisine yaptığı açıklamada THKP-C lideri Mahir Çayan'ın yakın arkadaşı Binbaşı ya da Yüzbaşı İlyas Aydın'ın aslında Pilot Necati Kaya olduğunu iddia etti. İnanmasam da bunu veri alarak o dönem Digimedya sitesinde bir yazı yazdım. Yazıdan birkaç gün sonra Pilot Necati Kaya'nın uzaktan akrabası olduğunu öne süren bir kişi benimle mail ve MSN-Messenger yoluyla görüşmeye başladı. İlk verdiği bilgiler Necati Kaya'nın doğum tarihi, ana adı, baba adı gibi kimlik bilgileriydi. Israrla Öldüğünü ve kabrinin de Ankara'da olduğunu iddia ediyordu. Bunun üzerine Cebeci Mezarlığı'na gittim. Ancak burada yaptığım araştırmada Pilot'a ilişkin bir ipucuna ulaşamadım. Ve doğal olarak kandırıldığımı düşündüm. Üstüne üstlük bu şahıs elinde Necati Kaya'ya ait bir fotoğraf bulunduğunu ve bunu da benim araçlığımla basın kuruluşlarına satmak istediğini söyledi. Etik olarak böyle bir davranışı uygun bulmadığımı, aracılığıma ihtiyaç duymadan da ilgilenen bir basın kuruluşu bulabileceğini söyledim. Bu yazışma bazen kesintiye uğradı. Ancak söz konusu kişi ısrarla Pilot'un mezarının bulunmasını istiyordu. Bu süreç yaklaşık 8 - 9 ay sürdü. Son olarak bana MSN'de bir foloğraf gösterdi. Mezar taşında Necati Kaya yazıyordu. Fotoğrafı istedim, vermedi. Bu arada aşağı yukarı her yazışmamızda Ankara'ya geleceğini ve benimle görüşeceğini söylüyordu. Zaman zaman da bu konuların tehlikeli olduğunu. Uğur Mumcu'nun bu konuyu araştırırken suikasta uğradığını söylüyordu. Konuyla ilgili olarak MİT'ten ayrılan ve kamuoyunun yakından tanıdığı bir ismin geniş bilgisi olduğunu iddia ediyordu. 0 kişiyle görüşmemi istiyordu. Ben de bunun mümkün olmadığını, o MİT görevlisini ancak basında çıkan haberlerden tanıdığımı, böyle bir konuda doğrudan bilgi istesem bile alamayacağımı söyledim. MSN'de yazıştığım şahıs bana sürekli olarak elimde başka bir bilgi olup olmadığını soruyordu. Ben de olmadığını söyledim, doğrusu araştırmamıştım da. Konuyu araştırmaya karar verdim. Karşıyaka mezarlığına gittim. Mezarlıkta otomasyon sistemi var. Mezarlıkta Necati Kaya adına altı kabir vardı. Sadece birinde "Ağrı doğumlu" ibaresi vardı. Geriye sadece kabri bulmak kaldı. Kabri buldum. Söylediğim gibi zaten neredeyse soy kütüğü mezar taşında yazıyordu. Ancak MSN'den yazıştığım kişinin bana gösterdiği fotoğraf, doğru değildi. Ya da mezar taşı sonradan değiştirilmişti.

Eski PKK'lı İbrahim Şahin: "Necati Şahin 1976'da 26-27 yaşındaydı"

Ben Ankara'da işçiydim. 1976'da işe gitmeyip izinli olduğum bir gün Mustafa Karasu beni gördü ve konuşmaya başladık. Bana "Bazı silahlar var, İstanbul'a götürülmesi gerekiyor" dedi. Benim götürmemi istedi. Ben de kabul ettim. Sanırım görev ona verilmişti. Silahların sevk işini de Pilot Necati'yle yapacaklardı. Artık Pilot'tan mı şüphelendi, yoksa işi vardı da bana mı bu görevi verdi, orasını bilemem. Ama Mustafa'yı sever sayardım. Onun bana vereceği her türlü görevi de yapardım. Bana silahlan ve bu işi ayarlama işini Pilot'un yapacağını, beni onun yolcu edeceğini söyledi. Biz Pilotla karşılaştık. İri yarı, güçlü kuvvetli ve atletik bir yapısı vardı. O sıralarda 26 - 27 yaşlarındaydı. Pilot daha önce gidip benim biletimi ve silahların olduğu çantayı getirdi. Yola çıktığımda polis peşime düştü ve yakalandım. Daha sonra Pilot'un fotoğrafını bile görmedim. Necati hakkında bildiğim şey. pilot olduğu ve çok paralı olduğuydu. Onun dışında pek bilgim yok. O daha çok Apo ile ilişkideydi. O zaman herkes ondan "Apo'nun adamı" diye bahsederdi.

İTİRAFÇI ABDÜLKADİR AYGAN: "Pilot'a ajan diyenler infaz edildi"

1978'de Ankara'ya gittik. O sıralarda Abdullah Öcalan Ankara Siyasal'da öğrenciydi. Kendisiyle fakülte bahçesinde görüştük. Görüşmeden sonra beni ve yanımdaki arkadaşı alarak Anıtkabir civarında kiraladıkları eve götürdü. Evde kendisinden başka üç - dört kişi daha vardı. Tanıştırılma sırasında birisinin adının Pilot olduğunu söylediler. Daha sonra arkadaşlar bana onun şahsen Ağrı'lı olduğunu, önceden orduda pilotluk yaptığını şimdi ise Apo'yla birlikte davranan kişi olduğunu belirttiler. Kafam biraz karışsa da "Elbette liderimizin bir bildiği vardır herhalde" diye bunun üzerinde durmadım. Aradan bir süre geçince. Nizip, Antep ve Urfa bölgelerinde çalışırken. Pilot'un ismi yine gündeme geldi. Antep grubundan birkaç arkadaşımız bu konuda örgüte eleştiri yönelterek "Bir ajan nasıl olup da bir örgüt lideriyle gölge gibi gezebilir, bunu kabul edemeyiz" dediler. Bu gruba daha sonra "Tekoşin" adı verildi. Bu arkadaşlar örgütten ayrıldıkları için ajan ilan edilip birer birer infaz edildi."

Öcalan'ın "Devrim'in Dili ve Eylemi" Kitapçığından "MİT: Pilotla Bizi Kontrol Etmek İstedi"

Pilot. Özel Savaş Dairesi'ne bağlı bir kontrgerilladır. Her gün beni kafesteki kuş olarak yolup kavurup, tuzlayıp bir lokmada yiyeceği biri olarak görüyordu. Biz Pilot ile bir yıl veya bir buçuk yıl, 1977 sonlarına kadar beraber olduk. 1977 Ocak Toplantısını evinde yapmıştık. Ki bizim en büyük toplantımızdı. İşin ilginç yanı Pilot her şeyi hazırladı ve biz de gittik ve yaptık. Tabii belgesi yok, hiçbir şeyi yok, adı yok. Soba kapısı açık, yazdığımız notları eğer polis basarsa sobanın içine atacağız. Adam o dönemin imkânlarına göre avuç avuç para saçıyor. Yalnız beni değil, tüm grubu lokantaya götürüyor. Aslında bu bir ilişki tarzı, bu meşhurdur. Uğur Mumcu da diyordu ya: "MİT Apo'yu besledi." İşte beslenme hikâyesi böyledir. Bizi dış görünüşle ele alıp değerlendirdiler. Bizi kesin bu taktikle, daha 1980'e. hatta 1978'e ulaşmadan dağıtacaklarını umuyorlardı. MİT'in sanırım o zamanki temel yönelimi buydu. Pilot'un da davranışlarında bu çok daha somuttur. Pilot da böyle düşünüyordu ve beni kaybettikten sonra kendini yerden yere vuruyor, patlıyor: "Nasıl elimizden kurtuldu?" diyor, neredeyse çıldıracaktı, deniyor. Emir almış; Diyarbakır'dan sonra beni kaybedince, bizim köye kadar gitmiş.

Haber: Nevzat Çiçek – Nokta Dergisi Sayı:11

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir