Petrol çağında enerjiye bağımlı olan ülkeler, veri çağında teknolojiye bağımlı hâle mi geliyor?

Petrol çağında enerjiye bağımlı olan ülkeler, veri çağında teknolojiye bağımlı hâle mi geliyor?

Yeni Ekonomik Güç = Veri + Çip + Yapay Zekâ + Veriyi İşleme Kapasitesi. Dolayısıyla asıl soru: Petrol çağında enerjiye bağımlı olan ülkeler, veri çağında teknolojiye bağımlı hâle mi geliyor?

Yeni petrol veri mi?

Dr. İbrahim Cevizli / Star Açık Görüş


20. Yüzyılın ekonomi politiğinde temel sorulardan biri şuydu: “Petrol kimde?” Çünkü 20. yüzyılda güç, büyük ölçüde enerjinin akışını kontrol edebilmekten geçiyordu. 21. Yüzyılda ise sorular çoğalıyor: Veri kimde? Veriyi kim işliyor? Çipi kim üretiyor? Algoritmayı kim kontrol ediyor? Ve ortaya çıkan ekonomik değeri kim alıyor?

Geçtiğimiz yüzyılın ekonomik ve siyasi tarihini tek bir hammadde üzerinden okumaya çalışsaydık, petrol kuşkusuz en güçlü adaylardan biri olurdu.

Çünkü petrol 20 yüzyılda sanayi üretiminden ulaşıma, savaş ekonomisinden uluslararası ticarete kadar modern ekonominin damarlarında dolaşan temel kaynaklardan biri hâline gelmişti. Öyle ki petrolün nerede bulunduğu, hangi güzergâhlardan taşındığı ve hangi ülkelerin bu kaynak üzerinde söz sahibi olduğu yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir meseleydi.

Nitekim petrolün gücü yalnızca enerji sağlamasından kaynaklanmıyordu. Petrolün uluslararası ticarette ağırlıklı olarak dolar üzerinden fiyatlanması ve petrol gelirlerinin küresel finansal sisteme geri dönmesi, enerji ile para sistemi arasında güçlü bir bağ oluşturdu. Literatürde "petrodolar"olarak ifade edilen bu yapı, doların küresel hâkimiyetini destekleyen unsurlardan biri olarak değerlendirildi.

Nitekim 1973 petrol krizi, enerjinin nasıl ekonomik ve siyasi bir güç aracına dönüşebileceğinin belki de en çarpıcı örneğiydi. Petrol arzındaki kesintiler fiyatları birkaç ay içerisinde yaklaşık dört katına çıkarırken enerji bağımlılığının ülkelerin ekonomik ve siyasi kırılganlıklarını nasıl artırabileceğini bütün dünyaya gösterdi.

Çünkü petrol artık yalnızca bir enerji kaynağı değildi. Aynı zamanda güçtü.

Fakat dünya değişiyor.

Dijital ekonomi

Sanayi çağının üzerine artık dijital bir ekonomi inşa ediliyor. Elbette fabrikalar, limanlar ve petrol kuyuları önemini kaybetmiş değil. Ancak ekonomik değerlerin yanına artık bulut sistemleri, dijital platformlar, algoritmalar, yarı iletkenler ve yapay zekâ modelleri de eklenmiş durumda. İşte tam bu noktada son yıllarda sıkça duyduğumuz bir benzetme karşımıza çıkıyor: "Veri, yeni petroldür."

Peki gerçekten öyle mi?

Daha da önemlisi, petrol çağında enerji ve dolar üzerinden şekillenen ekonomik hegemonya, dijital çağda veri ve teknoloji üzerinden yeni bir biçim mi kazanıyor?

Bugün milyarlarca insan her gün veri üretiyor. Google'da yaptığınız bir arama, sosyal medyada beğendiğiniz bir gönderi, izlediğiniz bir video, telefonunuzla gittiğiniz bir yer, kredi kartıyla yaptığınız alışveriş, internetten sipariş ettiğiniz bir ürün...

Tek tek bakıldığında önemsiz görünen bu dijital kırıntılar bir araya geldiğinde tüketim alışkanlıklarımız, tercihlerimiz, ekonomik durumumuz, ilgi alanlarımız ve davranışlarımız hakkında oldukça kapsamlı çıkarımlar yapılmasını mümkün hâle getiriyor. Hatta bu veriler, yalnızca bugün ne yaptığımızı anlamak için değil, gelecekte ne yapabileceğimizi tahmin etmek için de kullanılabiliyor.

Dolayısıyla dijital çağın en önemli ekonomi-politik sorularından biri tam burada ortaya çıkıyor:

Ürettiğimiz verinin gerçek sahibi kim?

Bu veriyi kim topluyor,

Kim depoluyor,

Kim işliyor ve

Kim ekonomik değere dönüştürüyor?

Petrol çağında ham petrolün ekonomik değere dönüştüren rafineriler iken, veri çağında ham veriyi ekonomik değere dönüştüren bulut sistemleri, algoritmalar ve yapay zekâ modelleridir. Petrol şirketlerinin yerini de küresel teknoloji platformları almaktadır.

Petrol rezervleri coğrafi olarak belirli ülkelerde yoğunlaşmıştı. Dijital ekonomide ise stratejik kapasite, veriyi toplama ve işleme teknolojilerine sahip şirketler ve ülkelerde yoğunlaşıyor.

Geçtiğimiz yüzyılda ülkeler petrol rezervlerini, boru hatlarını, rafinerileri ve deniz ticaret yollarını stratejik varlıklar olarak görüyordu. Bugün ise yarı iletkenler, bulut altyapısı, yapay zekâ modelleri, denizaltı internet kabloları ve sınır ötesi veri akışları giderek ekonomik güvenliğin ve jeopolitiğin konusu hâline geliyor.

Dolayısıyla artık ülkeler arası ayrım "petrolü olanlar ve olmayanlar" şeklinde olmayacaktadır.

Yeni ayrım; veriyi üretenler ile veriden değer üretenler arasında olacaktır.

Bir ülkenin milyonlarca vatandaşı veri üretebilir. Ancak bu veriyi depolayan bulut altyapısı başka bir ülkeye, işleyen yapay zekâ modeli başka bir şirkete, kullanılan çipler başka bir ekonomiye aitse verinin oluşturduğu katma değerin önemli bölümü de ülke dışına taşınabilir.

Egemenlik tartışması

İşte bu nedenle dijital egemenlik tartışması yalnızca teknolojik bir mesele değildir. Aynı zamanda doğrudan bir kalkınma ve ekonomi-politik meselesidir.

Sanayi çağında gelişmekte olan ülkelerin temel sorunlarından biri, hammadde üretirken yüksek katma değerli ürünleri gelişmiş ekonomilerden satın almaktı.

Dijital çağda benzer bir tuzağa bu kez başka biçimde düşebilir miyiz?

Ham veri üretip dijital katma değer mi ithal edeceğiz?

Belki de 21. yüzyılın kalkınma tartışmalarında sorulması gereken en önemli sorulardan biri budur.

Çünkü artık ekonomik bağımlılığın biçimi de değişiyor.

Bir zamanlar enerji ithalatına bağımlılığı tartışılıyordu. Bugün buna teknoloji bağımlılığı ekleniyor.

Bir zamanlar enerji güvenliğini konuşuluyordu. Bugün veri egemenliğini, çip güvenliğini, siber güvenliği ve yapay zekâ egemenliğini konuşuyoruz.

20. Yüzyılın ekonomi politiğinde temel sorulardan biri şuydu:"Petrol kimde?"

Çünkü 20. yüzyılda güç, büyük ölçüde enerjinin akışını kontrol edebilmekten geçiyordu.

21. Yüzyılda ise sorular çoğalıyor:

Veri kimde?

Veriyi kim işliyor?

Çipi kim üretiyor?

Algoritmayı kim kontrol ediyor?

Ve ortaya çıkan ekonomik değeri kim alıyor?

Üstelik meselenin yalnızca ekonomik bir boyutu da yok.

Bu nedenle geleceğin jeopolitik haritası yalnızca petrol kuyularının bulunduğu coğrafya üzerinden okunmayacak. Çip üretim tesislerinin, dijital platformların ve yapay zekâ kapasitesinin bulunduğu coğrafyalar da bu haritanın önemli parçaları olacak.

Güç denklemi giderek değişiyor

Çünkü yeni yüzyılın ekonomik güç denklemi giderek değişiyor:

Yeni Ekonomik Güç = Veri + Çip + Yapay Zekâ + Veriyi İşleme Kapasitesi

Dolayısıyla asıl soru belki de "Yeni petrol veri mi?" değil.

Asıl soru:

Petrol çağında enerjiye bağımlı olan ülkeler, veri çağında teknolojiye bağımlı hâle mi geliyor?

Enerji bağımlılığının yanına yeni bir bağımlılık türü, dijital bağımlılık mı ekleniyor?

Gelecekte veri üreten bir ülke mi olacağız, yoksa veriden değer üreten ülke mi?

Belki de geleceğin hegemonya mücadelesinin asıl cephesi tam olarak burada kurulacak.

Ayrıca veri arttıkça azalan başka bir şey daha var: Mahremiyet.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir