Abdullah Öcalan'ın 30 Aralık 2009 tarihinde avukatları ile yaptığı görüşmelerin notları ANF tarafından kamuoyuna açıklandı. Öcalan'ın özellikle Ergenekon süreci, Bülent Arınç'a suikast girişimi iddiaları, DTP'nin kapatılması ve KCK operasyonlarına ilişkin ifadeleri ve PKK/BDP kitlesine yönelik çizdiği gelecek tablosu dikkat çekici.
Ergenekon davası yargılamalarının adeta fasa fiso olarak nitelendiği; AKP ve TSK'nın Kürt halkının çıkarları ve talepleri aleyhinde bir danışıklı döğüş içerisinde bulunduğu tespitlerini içeren açıklamada, aynı zamanda KCK operasyonlarının "ülkeyi kan gölüne çevirebilecek" bir sürecin de startını verdiğini ve bunu kendisinin bile engelleyemeyeceğini belirtti.
BDP'ye yönelik bundan sonraki sürece ilişkin stratejik önerilerin de yer aldığı açıklamasında Öcalan, AK Parti'nin bölgede %10'un altına düşürülmesinin gerekliliğinin altını çiziyor. Demokratik cumhuriyet, Demokratik vatan, Demokratik ulus açılımlarının ülke sathında gerçekleştirilmesi gerektiğini salık verirken, bu sürecin öznelerini ise farklı kesimlerden aydınlar, Aleviler, feministler ve çevreciler olarak vurguladı. BDP tabanındaki kadınlara, 5000 yıllık erkek egemen anlayıştan özgürleşme, Hellenleşme, Tanrıçalaşma, sonsuz boşanma gibi kavramlar üzerinden demokratikleşmenin ve özgürleşmenin yollarını işaret eden(!) Abdullah Öcalan, geniş kitlelere mesajının ne olduğu, Müslüman kitlelerin hesaba katılmadığı bir demokratikleşmenin hangi çelişkileri içinde barındırdığına ise değinmedi. Böylelikle koca bir ülkenin demokratikleşmesi stratejisi açıklanırken o ülke halkının (geniş müslüman kitlelerin) nerede görüldüğü, hakları, mağduriyetleri ya da kuşatılması meselesi beklenildiği üzere Abdullah Öcalan'ın açıklama yaptığı satırların arasında yer almamaktaydı.
Bütün sorunların neredeyse merkezinde gördüğü AK Parti'nin de bir süre önce kapatılıp tasfiye edilmek istendiği; DTP'nin kapatılma sürecinin AK Parti ile ne ilgisinin olduğu; AK Parti'yi bir türlü tasfiye edemeyen Ergenekoncuların kendisi ve hareketini bu süreçte kullanmak isteyip istemeyecekleri riskine değinmedi.
Sonuç itibariyle yorumları, Ergenekon ve militarizmden daha tehlikeli bir AKP portresi üzerinden hem AK Parti'yi tasfiye etmek isteyen güçlere mesajlar içermekte, hem de Kürt halkının umutlarını, AK Parti'nin varolmadığı bir Türkiye özlemine bağlamaktaydı.
Ordu'ya Karşı Operasyon Görüntüsüyle Kürtlere Yapılanların Üzeri Örtülüyor!
Abdullah Öcalan, "Belediye başkanlarına yönelik operasyonun bir provokasyon" olduğunu belirterek, Ordu'ya karşı operasyon görüntüsüyle Kürtlere yapılanların üstünün örtülmeye çalışıldığını söyledi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın evi önünde iki subayın polis tarafından gözaltına alınmasıyla başlayan soruşturma kapsamında Özel Harp Dairesi Seferberlik Tetkik Kurulu'ndaki aramalara da değinen Öcalan şunları söyledi:
Kozmik Oda, Operasyon Moperasyon Hikaye!
"Kozmik oda diyorlar. Ne zaman ki Kürtlere AKP bir operasyon yapıyor, bunu örtbas etmek için işte 'Ben bazı adımlar atacağım ama bana engel oluyorlar, ordu bana engel çıkarıyor' diyerek Kürtlere yönelik belirsizlik yaratıyor. Ne zaman Kürtlere karşı bir operasyon yapılsa hemen orduya karşı da bir şeyler yapılarak, orduya karşı operasyon görüntüsüyle Kürtlere yapılanların üstü örtülmeye çalışılıyor. Olası gelecek tepkileri de ortadan kaldırdılar. KCK adı altında operasyon oldu bu bir provokasyondur ama hiç kimseden çıt çıkmadı, tartışılmıyor.
AKP Ordu ile Danışıklı Döğüş Halindedir
AKP ordu ile danışıklı döğüş halindedir. Biraz özgür durmaya çalışan Kürtleri hapishanelere tıkıyor. Kürtlerin özgür-demokratik siyaset yapmak isteyen kesiminin önünü kesiyor, orduyu bahane ediyor. Yani Kürtlere 'Bana sığının' diyor. Bir yandan Kürtleri tasfiye ediyor öte yandan para vb. şeylerle bazı ailelerle Kürtleri kendine bağlamaya çalışıyor, bu açılım falan değil.
Siyasi Parti Sadece Kürtlerin Değil Türkiye'nin Partisi Olmalıdır
"Sadece Kürtlerin değil Türkiye'nin partisi olunmalıdır, buna ne kadar hazırlıklıdırlar onu bilemiyorum. Sanırım hala tartışmalar sürüyor. Yerelden Kongrelerini yaparak, her türlü demokratik tartışmaya Türkiye'nin her yerinde hayata geçirerek bir yapılanmaya gidilebilir. Değişik çevrelerin, farklı görüşlerin bu parti içinde yer almasını önemsiyorum. Kendi düşünceleriyle, kendi gruplarıyla ortak ilkeler çerçevesinde olabilir. Siyasal parti içinde feminist grubun, feminist çevrelerin yer alması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca bu çevresel problemler, bunlar önemlidir. Çevreciler de bu siyasal partinin içinde yer alabilir. Birçok çevreden akademisyenlerle, aydınlarla, farklı isimlerle, farklı görüşlerle, üç ilke çerçevesinde görüşülebilinir. Geniş çevrelerin siyasal partide yer alması gerekir. Ben feministlerin de, çevrecilerin de farklı grupların da parti içinde kendi görüşleriyle almaları gerektiğini düşünüyorum. Siyasal partinin üçüncü halka olarak Türkiye'nin her yerinde örgütlenmesi gerekiyor. Dürüst alevi kesimler de, alevi aydınlar da dahil edilmelidir.
Kürtlerin Kendi Demokratik Açılımını Hayata Geçirmeleri Gerekiyor
"Kürtlerin gerçek demokratik açılımı, kendi demokratik duruşlarını hayata geçirmeleri gerekiyor, bütün Türkiye için. Eğer siyaset yapacaklarsa, eğer özgürlükleri için mücadele edeceklerse bu provokasyonu, AKP'yi iyi görmeleri, bunun ne olduğunu bilince çıkarmaları gerekiyor. AKP'yi yüzde 10'un altına düşürmeleri gerekir. Bunların tasfiyeden başka bir çözümleri yok. Kürtleri bu yolla kendilerine bağlamak istiyorlar. …"
KCK'yı Engelleyemem, Böyle Giderse Kıyamet Kopacak, Sadece Dağlarda Değil, Çatışmalar Her Yerde Derinleşecek!
"Bu vesileyle tekrar söylüyorum. 2010 mesajımı da bu temelde vermek istiyorum. İşte KCK, siyasal soykırımdır diyor, doğrudur, siyasal soykırımdır. Kürtlere uygulanan siyasal soykırımdır, ekonomik soykırımdır, kültürel soykırımdır. Buna karşı halkın ciddi bir direnişi olduğunu, örgütlü bir duruşla buna karşı çıktığını biliyorum ve onlara inanıyorum. 2010'da siyasal örgütlülüklerini yükselterek demokratik bir ulus olma temelinde özgürlüğe ulaşmak için bütün güçlerini seferber etmeleri gerekir. 2010 yılının demokratik temelde büyük bir mücadele yılı olması gerektiğini bir kez daha vurguluyorum. İşte 15 Şubat'a kadar AKP'nin tavrı da gerillanın duruşu da biraz netleşir. Abbas söylüyor, otonom gruplardır, kendi tepkileri var, biz bile engelleyemeyiz diyor, ben de engelleyemem. Şimdiye kadar birşeyler yaptım, buraya kadar getirdik. Ama böyle devam edemeyeceğini Hükümet'in görmesi gerekir. Ben burada öyle taktik maktik şeyleri vermiyorum, talimat da vermiyorum, bunu doğru da bulmam. Benimki pratik önderlik değildir, ben siyasal-ideolojik önderlik yapabilirim, bunları da sosyolojik değerlendirmeler olarak sunuyorum. Ama böyle gelişirse kimse bunun önünü alamaz. Sadece dağlarda değil, çok vahim sonuçları olacak çatışmalar derinleşir. Türk aydınlarının da bunları görerek o yüzden Kürtlerle demokratik siyaset yürütmesi gerektiğini söylüyorum. AKP'nin provokasyonlarına gelmek yerine bütün bunları açığa çıkararak onların da kıyamet koparmaları gerekir."
Haksöz Haber

