"1982 yılında bizleri fitne ortamına çektiklerinde ne konuşmalarımız, ne duruşumuz, ne de sloganlarımız Müslümanların arasını ayırıcı nitelikte oldu. Bizler her zaman birlik çerçevesinde olduk. Fakat kim direnişe gücüyle saldırmak isterse, bilsin ki; direnişin de kendisini savunma hakkı vardır."
Lübnan İslâmî Direnişi Hizbullah Lideri Hasan Nasrullah'ın yardımcısı Naim Kasım, Doha anlaşması ile Hizbullah'ın rahatladığını, Lübnan'ın menfaatleri açısından anlaşmanın büyük bir kazanım olduğunu vurguladı. Lübnan'daki krizin 1.5 yıl sürmesine işaretle, "Doha anlaşması, uzun bir krizin son bulmasını sağladı" dedi.
Direnişin silahının ne olacağı konusuna da açıklık getiren Kasım, "Bizler, Lübnan'ı en iyi şekilde görmek için direnişin silahı, direnişin rolü ve direnişin vatanî birlik hükümetiyle alakalı konuların ne olacağı konusunu müzakere etmeye hazırız" dedi.
Kasım, konuşmasına şöyle devam etti: "Biz bu ülkede, siyasi bir hareketiz. Bize, 'direnişi ve silahı bırakın' denirse bunun karşılığında başka bir soru sorarız.. İsrail'in saldırılarından bizi ve Lübnan'ı kim koruyacak? İsrail her gün 15'den fazla Lübnan'ın hava sahasını ihlal ediyor. Şayet İsrail'de Hizbullah'ın karşılık vereceğinden korkusu olmasa İsrail neler yapar?.. Bazı şahsiyetlere suikast düzenleneceğini duyduk. Yine intikam eylemleri düzenleneceğini duyduk. Bütün bunlar Gazze'de olmuyor mu? Sizler Gazze hava sahasının İsrail savaş uçaklarına tamamen açık olduğunu biliyorsunuz. İsrail, dilediği her şeyi Gazze'de yapabiliyor.
Bizler, Lübnan'ı koruyacak ve İsrail'in saldırılarına engel olacak vatanî bir orduyu tanzim edecek bir savunma stratejisini onaylıyoruz. İşte bu durumda savunma stratejisinin bir parçası olarak silahları bırakırız. Çünkü biz çözüme hazırız...
Bizim ordumuz tek başına Lübnan'ı savunmaya güç yetiremez. Buna rağmen sizi Lübnan'ı özgürleştirdiği, savaştığı halde direnişe 'Sen silahı bırak..' diyorsunuz. Direniş silahı bırakınca, bizler zayıf olacağız. Sonra İsrail gelecek, İstediği her şeyi Lübnan'a dayatacak. Hangi akıl bunu kabul edebilir?" dedi. Silahın Lübnan'ın içerisinde kullanılmasına karşı olduklarını söyleyen Kasım, iç siyasette kullanma projeleri olsaydı, şimdiye kadar birçok defa kullanmış olmaları gerektiğini söyledi. Kasım "Hizbullah, toprağını savunan direniş hareketidir. Hiçbir zaman saldıran taraf olmamıştır. 1982'den beri ülkesini savunmaktadır. Bizler işgal altındaki topraklarımızı kurtarmak, şerefimizi savunmak istiyoruz" dedi.
Lübnan'daki mezhepsel çatışmalar hakkında ise Kasım "Sünni, Şii'yle ilişkilerini devam ettirmeyi ister. Şiiler de Sünniler ile ilişkilerini devam ettirmeyi ister. Hıristiyanlar, Müslümanlarla beraberdir. İnsanların geneli birbirleriyle anlaşır ve yardımlaşır" dedikten sonra Sünni-Şii fitnesi söylentileri hakkında Hizbullah'ın fitne karşısındaki tavrını şöyle açıkladı: "Biz bu fitneyi istemiyoruz ve desteklemiyoruz. Sünnilerle Şiiler arasında sorun yok. Sorun, direniş ile direniş karşıtları arasında. Sorun Amerikan projesini bölgemizde hakim kılmak isteyenler ile bu projeyi hakim kılmak istemeyen efendiler arasındadır." dedi.
Yakın bir zamanda İsrail ile Hizbullah arasında savaşın olacağına inanmayan Kasım, bunun sebeplerini de İsrail'in Olmert'ten kaynaklanan kriz ile ilgilenmesi ve Hizbullah'ın gücünden korkuyor olmalarını gösterdi. Filistin davasının Müslümanların merkezi bir davası olduğunu söyleyen Kasım, açıklamasını birlik mesajları ile tamamladı.
Kasım "Bizlerde Sünni ve Şiiler arasında fitne çıkartacak bir proje yok. Tam aksine bizler birliğe çağırıyoruz. 1982 yılında bizleri fitne ortamına çektiklerinde ne konuşmalarımız, ne duruşumuz, ne de sloganlarımız Müslümanların arasını ayırıcı nitelikte oldu. Bizler her zaman birlik çerçevesinde olduk. Fakat kim direnişe gücüyle saldırmak isterse, bilsin ki; direnişin de kendisini savunma hakkı vardır" dedi.
"Nasrullah Lübnan'da şerefli bir savaşa girdi"
Lübnan İslâmî Direnişi Hizbullah'ın Lideri Nasrullah'ı öven Hasaneyn Heykel, "Nasrullah, İsrail'le direniş anlayışını değiştiren şerefli bir savaşa girdi. İsrail, direnişçilerin eliyle bir ders öğrendi" dedi.
Mısır'ın ve Arap dünyasının en önemli yazılı haber kaynağı El Ahram Gazetesi'ni uzun yıllar yönetmiş olan, İslâm dünyasının önde gelen müfekkirlerinden Muhammed Hasaneyn Heykel, "Lübnan, büyük bir tehlikeden döndü. Bu tehlike ile fırtınaların çıkması mümkündü" dedi. Heykel, konuşmasının devamında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Heykel "Lübnan'da son yaşananların tam olarak kavranmadığına inanmaktayım. Detay noktaları da kapalı kaldı. Çünkü Lübnan'ın oluşumu karışık. Ve bazı Arap devletleri, Suriye'yi Lübnan'dan çıkarmak için oyun oynuyor" dedi.
İRAN BİZİM İÇİN ÖNEMLİ
Lübnan İslâmî Direnişi Hizbullah'ın Lideri Seyyid Hasan Nasrullah'ı öven Heykel, "Biz, Nasrullah'ın bir Lübnanlı gibi hareket etmesine rağmen onun hakkında İran'ın uşağı dediğimiz zaman ona zulmetmiş oluyoruz. Nasrullah, İsrail'le direniş anlayışını değiştiren şerefli bir savaşa girdi. İsrail, direnişçilerin eliyle bir ders öğrendi" dedi. Heykel, konuşmasının ilerleyen kısımlarında Şehid Imad Muğniye'nin suikastında Arap istihbaratının da parmağı olduğunu söyledi. Heykel, isim vermeksizin 3 Arap istihbaratının, suikasta katkı sağladığını vurguladı.
Heykel, İran ile Mısır arasındaki ilişkilerin gergin seyretmesine de anlam veremediğini söyledi. Heykel, "Bu ilişkinin donuk bir halde olması için ne bir menfaat, ne de bir sebep bulabiliyorum. İran, bizim için önemlidir" dedi. Mısırlıların, İran'ın üreteceği nükleer silahtan dolayı tedirgin olduğu yönündeki iddialara da Heykel'in cevabı sert oldu: "Sınırımızda İsrail'de 150 nükleer bomba var olduğu halde korkmazken, İran'ın 8 ya da 10 yıl sonra yapacağı nükleer bombalardan nasıl korkarız?"
(Vakit)