1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Müfsidlere Muslih Maskesi, Mücahitlere Terörist Yaftası!
Müfsidlere Muslih Maskesi, Mücahitlere Terörist Yaftası!

Müfsidlere Muslih Maskesi, Mücahitlere Terörist Yaftası!

Rıdvan Kaya, T.C. Hükümeti Bakanlar Kurulunun Suriye'de direniş önemli güçlerinden olan Nusret Cephesini "terör listesi"ne almasını yorumluyor...

09 Haziran 2014 Pazartesi 18:51A+A-

Bakanlar Kurulu’nun 3 Haziran tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan kararıyla Suriye’de Baas rejimine karşı savaşan Nusret Cephesi “El-Kaide ile bağlantılı Tüzel Kişi, Kuruluş veya Organizasyonlar” listesine eklendi. Böylece 2013 yılında kabul edilen “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi” Kanununda yapılan bu güncelleme ile Nusret Cephesi de terör örgütleri listesine dahil edilmiş oldu. Söz konusu düzenleme BM Güvenlik Konseyi’nin kararlarıyla listelenen kişi ya da örgütlerin malvarlıklarının dondurulmasını içeriyor.

Cephetü’n-Nusra’nın terör örgütleri listesine dahil edilmesine ilişkin karar bekleneceği üzere içerideki Baas muhiplerince sevinçle karşılandı. Kimisi doğrudan Suriye rejiminden yana tutumları, kimisi ise muhalif güçlerin İslami kimliğinden duydukları nefret yüzünden Türkiye hükümetinin Suriye direnişini destekleyen tavrını kıyasıya eleştiren çevreler bu kararı geç de olsa doğru yönde atılmış bir adım olarak yorumlamaktalar. Ve elbette söz konusu kararın Hükümetin Suriye politikasına ilişkin tutumunda köklü bir değişiklik sinyali olmasını ummaktalar.

Uzun bir süredir AK Parti Hükümetinin Suriye siyasetinde esneme emareleri gösterdiği, Esed’in yönetimde kalacağı bir formülü kabule yanaştığı, ‘aşırı’ grupların meydana getirdiği tehlikenin farkına vardığı gibi bir takım iddialar dillendirilmekte. Doğrusu tam 3 yıldır kesintisiz ve sistematik bir tarzda devam eden Esed yanlısı propaganda kampanyasını göz önünde bulundurduğumuzda bunun pek de yeni bir söylem ve iddia olduğu söylenemez. Bu çevreler başından beri ısrarlı ve yoğun bir biçimde Suriye rejimini güçlü gösterme ve muhalifleri ise karalama kampanyasını sürdürmekteler. Dolayısıyla bu kampanyalarına malzeme teşkil edebilecek her gelişmeyi, her konuyu ve iddiayı tepe tepe kullanmaktan kaçınmayacakları bellidir.

Türkiye’nin Nusra kararı muhaliflere karşı bir politika değişikliğinin göstergesi midir? Hayır, bunu iddia etmek sanki bugüne kadar Türkiye devletinin Nusra’yı benimsediği, koruduğu ve desteklediği iddiasının geçerliliğini varsaymayı gerektirir. Oysa böyle bir durum sözkonusu değildir. Türkiye’nin bazı muhalif güçlerle ilişki içinde olduğu gerçektir ama Cephetü’n-Nusra ile de irtibatlı olduğu, desteklediği şeklindeki iddialar doğru değildir.

Öte yandan Türkiye’nin Suriye direnişine karşı tavır geliştirdiğine, Esed rejimini kabullenme sinyali verdiğine dair iddialar da dayanaksızdır. Birileri ısrarla kendilerini uzman, otorite konumuna oturtup, “bakın işte dediğimize geldiler” söylemiyle Esed rejimine karşı tavır alan herkesi her an nedamet getirmeye müsait, çark etmek için vesile arayan zavallılar şeklinde sunma çabası içindedirler. Ve çoğu durumda temennilerini, tespit diye pazarlama kurnazlığıyla davranmaktadırlar.

Peki, Bakanlar Kurulunun Nusret Cephesi hakkında aldığı karar neyin göstergesidir? Muhtemelen bu düzenleme Batılı güçlerin yoğunlaşan beklenti ve taleplerini karşılamaya yönelik, göstermelik bir adımdır. Mal varlığının dondurulması şeklindeki yaptırımın pratik bir karşılığının olmadığı açıktır. Bununla birlikte Türkiye devletinin Cephetü’n-Nusra’yı terör örgütleri listesine dahil etmesi kararının hukuki, siyasi ve ahlaki açıdan yanlış, anlamsız ve de tutarsız bir karar olduğuna ise kuşku yoktur. 

Yazının Devamı...