Meşal’den Kudüs çağrısı: Aksa eşi benzeri görülmemiş bir tehlikeyle karşı karşıya

Meşal’den Kudüs çağrısı: Aksa eşi benzeri görülmemiş bir tehlikeyle karşı karşıya

Hamas Hareketi liderlerinden Halid Meşal, Mescid-i Aksa’nın ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu savunarak Filistinlileri, Arap ve İslam dünyasını Kudüs ve Aksa için direniş, halk seferberliği, mali destek ve siyasi girişimleri artırmaya çağırdı.

Hamas’ın dışarıdaki lideri Halid Meşal, Mescid-i Aksa’nın “eşi benzeri görülmemiş bir tehlikeyle” karşı karşıya olduğunu belirterek Filistinlileri, Arap ve İslam dünyasını Kudüs ve Aksa için “istisnai” bir seferberliğe çağırdı. Meşal, Siyonist rejimin Kudüs ve Mescid-i Aksa’daki mevcut durumu kalıcı biçimde değiştirmeye çalıştığını savundu.

Hamas’ın dışarıdaki lideri Halid Meşal, Kudüs Uluslararası Kurumu ve Kudüs ile Filistin’e Destek Küresel Koalisyonu tarafından düzenlenen “Saldırılar karşısında Aksa’ya destek için acil toplantı” kapsamında konuştu.

Meşal, Siyonist rejimin Kudüs ve Mescid-i Aksa’da yürüttüğü uygulamaların münferit baskın ve saldırılar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek bunların Aksa’nın kontrolünü ele geçirmeye, kimliğini ve yönetimini değiştirmeye yönelik kapsamlı bir sürecin parçası olduğunu ileri sürdü.

“Aksa kritik bir dönemeçte”

Mescid-i Aksa’nın “kritik bir dönemeçten geçtiğini” söyleyen Meşal, caminin geleceği konusunda kapsamlı bir mücadelenin yürütüldüğünü savundu.

Meşal, Aksa’nın bu yıl içinde 40 gün boyunca tamamen kapatıldığını, baskınların süresinin genişletildiğini ve zaman bakımından bölünmenin yanı sıra mekânsal bölünmenin de dayatılmaya çalışıldığını iddia etti.

Hamas lideri ayrıca İmam Gazali Kubbesi, Darülhadis, Aksa’nın doğusundaki Babü'r-Rahme Musallası, kuzeydeki Süleyman Kubbesi ve batıdaki Musa Kubbesi gibi bazı alanların boşaltıldığını belirtti.

Bu gelişmeleri Silvan bölgesindeki kazı çalışmalarıyla ilişkilendiren Meşal, 144 dönümlük Mescid-i Aksa alanının parçalara ayrılmasının hedeflendiğini savundu.

Meşal, yaşananların El Halil’deki İbrahim Camii’nde uygulanan düzenin Aksa’da da tekrarlanması riskini taşıdığını ileri sürdü.

Aksa’da yeni ritüeller ve vakıf yönetimi tartışması

Meşal, Aksa’nın avlusunda Yahudi dini ritüellerinde kullanılan borazan ve kitaplar gibi araçların kullanımının yaygınlaştırıldığını ve bunların zamanla olağan bir uygulamaya dönüştürülmeye çalışıldığını öne sürdü.

Hamas’ın dışarıdaki lideri, sözde Tapınak Yıkımı yıl dönümünde 4 bin 288 yerleşimcinin Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlediğini belirtti. Meşal, Siyonist rejimin Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile bazı Knesset üyelerinin de baskınlara katıldığını söyledi.

Siyasi yetkililerin bu tür eylemlere katılmasının, Aksa’ya yönelik saldırılara resmi düzeyde destek verildiğini gösterdiğini savundu.

Meşal ayrıca Siyonist rejimi, Ürdün Vakıflar Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar Dairesi’nin görevlerini engellemekle suçladı.

Çalışan ve muhafızların uzaklaştırıldığını, güvenlik, restorasyon, yönetim ve bakım çalışmalarının aksatıldığını ileri süren Meşal, bunun amacının İslami vakıf yönetiminin yerine Siyonist rejimin kendi yönetimini geçirmek olduğunu iddia etti.

Meşal, ABD’nin Kudüs ve Mescid-i Aksa konusunda Siyonist rejimin dini anlatısını giderek daha fazla benimsediğini savunarak, bunun Aksa üzerindeki kontrolü artırma girişimlerine siyasi destek sağladığını öne sürdü.

Birinci strateji: Direniş

Meşal, Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın korunması ve Filistin’in özgürleştirilmesi amacıyla atılması gereken adımların başında “direniş ve cihad stratejisinin” geldiğini söyledi.

Devlet liderleri ve İslam alimlerine Kudüs ve Aksa konusunda sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yapan Meşal, Filistin halkının bu mücadelenin bütün yükünü tek başına taşıyamayacağını ifade etti.

Gazze, Batı Şeria, Kudüs ve 1948’de işgal edilen topraklarda Filistinlilerin yaşadığı savaş ve yıkıma dikkat çeken Meşal, bu gelişmelerin İslam dünyasının Aksa karşısındaki sorumluluğunu daha da artırdığını savundu.

İkinci strateji: Halk direnişinin canlandırılması

Meşal’in ikinci stratejisi, Filistin içinde halk direnişinin yeniden canlandırılması oldu.

Mescid-i Aksa’da nöbet tutulması, namaz kılınması ve Aksa’ya ulaşılması çağrısında bulunan Meşal, Siyonist rejimin girişleri engellemesi halinde Eski Şehir’in kapıları ve Aksa çevresinde namaz kılınmasını önerdi.

Batı Şeria, Kudüs ve 1948’de işgal edilen bölgelerde Filistinlilerin son derece zor koşullarda yaşadığını belirten Meşal, buna rağmen Kudüs meselesinin bölgedeki savaş ve krizlerin gölgesinde gündemden düşürülmemesi gerektiğini söyledi.

Üçüncü strateji: Arap ve İslam dünyasında seferberlik

Meşal’in üçüncü çağrısı, Arap ve İslam dünyasında kitlesel seferberliğin yeniden başlatılması oldu.

İslam alimlerine, siyasi hareketlerin liderlerine ve farklı siyasi çevrelere seslenen Meşal, Kudüs’ün Müslümanlar, Hristiyanlar ve bölgedeki diğer topluluklar açısından ortak bir mesele olduğunu ifade etti.

“Meydanlara geri dönmek, milyonların yeniden harekete geçmesi” çağrısı yapan Meşal, Kudüs, Mescid-i Aksa, Gazze ve Batı Şeria için kitlesel eylemlerin yeniden canlandırılmasını istedi.

Ayrıca Kudüslülere mali yardım ulaştırılması, hayır faaliyetlerinin desteklenmesi, restorasyon çalışmalarına katkı sağlanması ve kitlesel dayanışmanın artırılması çağrısında bulundu.

Dördüncü strateji: Resmi düzeyde harekete geçilmesi

Meşal’in dördüncü stratejisi ise Arap ve İslam ülkelerinin yönetimlerine yönelik oldu.

Arap ve İslam ülkeleri liderlerinden mevcut koşulların ciddiyetine uygun “istisnai bir adım” atmalarını isteyen Meşal, bunun üç temel gerekçeye dayandığını söyledi.

Bunları Filistin’e karşı sorumluluğun yerine getirilmesi, Siyonist rejim kaynaklı tehditler karşısında bölge ülkelerinin savunulması ve dünya kamuoyunda Siyonist rejimin politikalarına yönelik artan tepkinin değerlendirilmesi olarak sıraladı.

Meşal, Kudüs ve Aksa’ya destek verilmesinin aynı zamanda bölge ülkelerinin güvenliğinin savunulması anlamına geldiğini savundu.

Siyonist rejimin saldırı ve tehditlerinin genişlediğini öne süren Meşal, bölgedeki gelişmeler karşısında daha güçlü bir resmi Arap ve İslam dünyası girişimine ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Gazze ve tutuklular gündemin merkezinde

Konuşmasının sonunda Meşal, Mescid-i Aksa’ya yönelik mücadelenin Gazze’ye verilen destekten ayrı düşünülemeyeceğini söyledi.

Gazze’ye yönelik abluka ve yıkıma dikkat çeken Meşal, zorla yerinden etme ve silahsızlandırma planlarına karşı uyarıda bulundu. Kış mevsiminin yaklaşmasıyla ağır hasarlı binaların çökme riskinin de arttığını savundu.

Batı Şeria ve 1948’de işgal edilen bölgelerdeki Filistinlilerin yaşadığı sorunların yanı sıra Siyonist rejimin hapishanelerindeki Filistinli tutukluların durumunun da gündemde tutulması gerektiğini belirtti.

Meşal, Filistinlilere ve kutsal mekânlarına destek için çabaların birleştirilmesi çağrısında bulunurken, Siyonist rejimi tutuklulara yönelik sistematik baskı politikası uygulamakla suçladı.

Hamas’ın dışarıdaki lideri, Mescid-i Aksa’nın karşı karşıya olduğunu söylediği tehlikeye karşı Filistin, Arap ve İslam dünyasının daha kapsamlı bir seferberlik yürütmesi gerektiğini vurguladı.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir