Londra'da Arapça yayımlanan Kuds'ül Arabi gazetesi'nin başyazısı:
Irak Başbakanı Nuri el Maliki Iraklı siyasi grupları, kendilerine bağlı milisleri feshetmezlerse siyasi çalışmada yer almaktan ve bu çalışmalardan kaynaklanacak seçimlere katılmaktan mahrum bırakmakla tehdit etti. Başbakan, söz konusu tehditte Sadr akımına özel bir yer ayırdı.
Maliki'nin tehditleri, Irak'taki en belirgin parlamento gruplarının ve siyasi partilerin liderlerini kapsayan 'Ulusal Güvenlik Siyasi Konseyi'nin, partilerden siyasi çalışmaya girmek istiyorlarsa milis güçlerini feshetmelerini isteyen benzer bir karar almasının ardından geldi.
Irak başbakanının bu tutumuna çelişki damgasını vuruyor. Çünkü Abdulaziz el Hekim liderliğindeki Yüksek İslam Konseyi milisleriyle, Cumhurbaşkanı Celal Talabani ve ortağı olan Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'ye bağlı Peşmergeler, Maliki'nin hükümetini destekleyen veya bu hükümete katılan en güçlü milisler.
Yüksek İslam Konseyi'nin Bedir milislerinin sayısı 80 binin üzerinde. Bu milisler devlete bağlı Irak ulusal muhafızlarıyla aynı düzeyde silahlandırılırken, Peşmerge güçlerinin sayısı da bu rakamın iki katına çıkıyor. Acaba Maliki'nin kararı bu milislere de uygulanacak ve dolayısıyla onları destekleyen ve finanse eden partiler siyasete katılmaktan mahrum bırakılacak mı? Bir başka deyişle Maliki'yi, Talabani'den Irak Kürdistanı'ndaki Peşmerge güçlerini feshetmemesi durumunda cumhurbaşkanlığından istifa etmesini isterken ve onu Yeşil bölgedeki cumhurbaşkanlığı sarayından çıkarırken görecek miyiz? Veya, bakanlar kurulu Bedir güçlerinin feshedilmesi kararını yerine getirmediği için El Hekim'in bakanlarını hükümetten kovma kararı alacak mı?
Baskın görüş, Maliki'nin Kürt veya Yüksek İslam Konseyi'nden bir bakanı kovamayacağı yönünde. Çünkü Maliki, Sünni Uzlaşı Cephesi veya Sadr akımı gibi başka grupların desteğinden olursa makamını derhal kaybedeceği için, böyle bir adım atmayacak kadar zayıf.
Şii lider Mukteda Sadr akımına bağlı olan Mehdi ordusu, Amerikan yönetiminin desteğinden de beslenen bütün bu önlemlerin hedefi. Zira Mehdi ordusu, Amerikan işgaline karşı çıkan ve Amerikan askerlerinin Irak'tan çıkarılması için direnişi ilan eden tek milis gücü.
Basra'da bulunan bu orduya açtığı savaşın başarısız olması sonrası, Irak başbakanı onurunu kurtarmaya çalışıyor ve emirlerine uymayanları siyasete dahil olmaktan alıkoyma hakkına sahipmiş gibi hareket ediyor.
Maliki'nin sözünü ettiği ve bazılarını katılımdan mahrum bırakmakla tehdit ettiği siyasi çalışma, esasında ölü ve doğruluğunu kaybetmiş bir çalışmadır. Bunun kanıtıysa, bakanların üçte ikisinden fazlasının hükümetten istifa etmiş olması. Böyle bir çalışmaya kim girmek ister ki zaten?
Sadr, belli başlı dini mercilere danışması sonrası Mehdi ordusunu feshetmeye hazır olduğunu ifade etti.
Sadr'ın bu epey zeki taktiksel adımının hedefi vakit kazanmanın yanı sıra, krizi Maliki'yle Sadr'ın sözünü ettiği dini merciler arasında bir soruna dönüştürmek.
Mehdi ordusu Maliki hükümeti için tehlike oluşturmaya başladı. Önce Basra'da direndi, Yeşil bölgeyi bombalayabildi, üç Amerikan askerini öldürüp 30'unu yaraladı. Irak başbakanı kendi arzuları doğrultusunda konuşmuyor, Washington'ın emirleri doğrultusunda hareket ediyor. Maliki'nin şu anki ve geçmişteki kararlarının açıklaması bu.
Kaynak: Radikal Gazetesi

