Bilindiği üzere, 07. 09. 2008 tarihinde Özgür-Der Siverek Şubesinin açılışında Mehmet Pamak tarafından "İnsanlığın Tek Kurtuluş Yolu İslam" konulu bir konferans verilmişti.
Mehmet Pamak, soruşturma konusu yapılan bu konuşmasında özetle;
Kur'an'ın rehberliğinde Müslümanların derlenip toparlanmalarının gerekliliğine vurgu yapmıştı. Ümmetin uzun asırlar boyunca farklı etkenlerle Kur'an'dan uzaklaştığına ve cahiliyenin kirlerine bulaştığına, yeniden Kur'an'a dönmenin, ilk Kur'an neslinin örnek alınmasının önemine dikkat çekmişti.
Şehid Seyyid Kutup'un tanımlamasıyla ilk Kur'an nesli olarak vasfedilen sahabe örnekliğinin hayatımızın her noktasında bizler için rehberlik teşkil etmesinin önemini hatırlatarak, gerek geleneksel anlayışın önümüze yığdığı bidatlar ve hurafelerle örülmüş anlayışlardan, gerekse de modern cahiliyenin ulusalcı, laik sapkınlıklarından uzaklaşıp, dini yalnız Allah'a has kılmanın şart olduğunu belirtmişti.
Yaşadığımız ülkede maruz kaldığımız zulümlere dikkat çekerek, resmi ideoloji dayatmasının insanımızı kirlettiğini, çürüttüğünü; okullarda küçücük çocuklarımıza her sabah okutturulan ulusal marş ve and dayatmasının bunun bir göstergesi olduğunu, bu yolla çocuklarımızın yalancılığa zorlandığını söylemişti. Kürt çocuklarını "Ne Mutlu Türküm Diyene " demeye zorlayan sistemin baskıcılıkla birlikte, sahtekarlığı, yalancılığı da dayattığını, okullarda çocuklarımıza zorunlu Atatürkçülük dayatmasının insan haklarına aykırı bir uygulama olduğunu belirterek, inanmayan insanlara zorunlu olarak din dersi okutmanın da, Müslüman ailelerin çocuklarına resmi ideoloji putunun dayatılmasının da yanlışlığına dikkat çekmişti. Aslolanın herkesin kendi inancına uygun bir eğitim görmesi olduğunu söyleyerek, din dersleri adı altında devletin belirlediği resmi din müfredatının verilmesinin de kabul edilemez olduğunu vurgulamıştı.
Kürt halkına yönelik derin ve yaygın zulümlere, inkarcı, asimilasyoncu politikalara da dikkat çekerek, mazlum Kürt halkına yönelik tüm zulümlere son verilmesi gerektiğini, anadilde eğitim yasağı dahil tüm yasakların kaldırılmasının insani bir sorumluluk olduğunu hatırlatmıştı. Aslında Kürt kimliğini ötekileştirip yok saymaya yol açan ve asimilasyon zulmünü içeren uygulamaların dahi, öncelikle İslami kimliği ötekileştirip tehdit ve düşman ilan etmenin, Kur'an'dan uzaklaşıp ümmet bilincini yok etmenin sonucu olduğunu, bu sebeple de köklü ve sahici bir değişimle gerçek ve kalıcı bir adalet sistemine ulaşabilmenin yolunun da yeniden Kur'an'a ve ümmet bilincine yönelmekten geçtiğini ifade etmişti.
Bugün ülkenin yozlaşma, çeteleşme, hırsızlık, ahlaksızlık, fuhuş batağına saplanmasının sorumlusunun bu sistem olduğunu söyleyen Pamak, militarizmin askerler ve yargı bürokrasisi eliyle ülkeyi tam bir despotizme mahkum ettiğini, bundan kurtulmanın ise, Kemalizm ve oligarşiyle hesaplaşmayı göze alamayan düzen partilerinin samimiyetsiz, pısırık adımlarıyla değil, Müslümanların kararlı direnişleriyle gerçekleşebileceğini ifade etmişti. Bunun yolunun ise, öncelikle kuşatıldığımız coğrafyadan başlayarak Müslümanlar olarak ellerimizi birbirimize uzatmaktan, kenetlenmekten ve iradelerimizi birleştirerek, kolektif iradeyi üreterek, vahyin belirleyici kılarak ve ilk Kur'an neslini model alarak çağımızın Kur'an toplumunu inşa etmekten geçtiğini vurgulamıştı.
İşte özetle bu ifadelerin yer aldığı söz konusu konferanstaki konuşması sebebiyle Mehmet Pamak hakkında Siverek Emniyet Müdürlüğünce, konuşmasında halkı kin ve düşmanlığa tahrik edebilecek ifadeler kullandığı ve TCK 216. maddesini ihlal ettiği iddiasıyla Siverek Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu öğrenilmiştir.
Bu suç duyurusu üzerine Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınca Mehmet Pamak hakkında yapılan soruşturma sonunda, Savcılık, 13. 11 2008 tarih ve 2008/1459 sayılı kararıyla; "Yapılan konuşmanın metni bir bütün halinde incelendiğinde, söz konusu metinde düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini aşan nitelikte halkı kin ve düşmanlığa sevk edecek ve somut bir tehlikeye yol açabilecek ibarelerin kullanılmadığı görülmüştür. Dolayısıyla TCK 216. maddesinde düzenlenen suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla: Olay nedeniyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini" bildirmiştir.