Küresel düzenin iki yüzü: BM ve FIFA

Küresel düzenin iki yüzü: BM ve FIFA

Ersin Çelik, FIFA'nın Arjantin'e yönelik tutumunu BM'nin İsrail karşısındaki pasifliğiyle özdeşleştirerek küresel sistemin adalet ve tarafsızlık iddiasının çöktüğünü aktarıyor.

Yeni Şafak / Ersin Çelik

Çöküş: BM’nin İsrail’i, FIFA’nın Arjantin’i

Dünya Kupası, futbolun siyasetten bağımsız olmadığını bir kez daha gösterdi. Taraftarların veya futbolcuların zaman zaman siyasi mesajlar vermesine asla müsaade etmeyen futbol otoritelerinin de boyaları döküldü. Amerika’nın ev sahipliği boyunca aldığı politik kararlar, vize uygulamaları, seyahat dayatmaları ve FIFA’nın kurallara müdahaleleri ve bir takımın alenen korumaya alınması turnuvanın itibarına silinmeyecek lekeler sürdü.
Reklam

Amerika ve İsrail’in aylardır süren saldırılarının gölgesindeki İran’ın milli takımı uzun ve yorucu seyahatlerin ardından maçlara çıkmak zorunda bırakıldı. Bazı Afrika ülkelerinin taraftarlarına, hakemlere ve futbol idarecilerine uygulanan sert vize uygulamaları şunu gösterdi: Dünya Kupası herkesin turnuvası değildi!

Arjantin’in 2-0 gerideyken son dakikalarda bulduğu üç golle galip ayrıldığı Mısır maçından sonra başlayan hakem tartışmaları ise finalde zirveye çıktı. Messi ve arkadaşlarının turnuva süresince kayırılması tahammül sınırlarını aşsa da Arjantin bu imtiyazı İspanya karşısında sonuna kadar kullandı. İspanyol futbolcular büyük bir sabırla, “yuvarlak sandığımız” o topu, iptal edilemeyecek netlikte kaleye sokunca “spor ahlakı” da iflas etti.

Gönüllerin de kupanın da şampiyonu İspanya oldu. Haklı, gururlu sevinç gösterileri başlayacaktı ki Arjantinli Molina’nın, yanından koşarak geçen İspanya kaptanı Rodri’ye attığı yumruk milyarlarca ekrana düştü.

Derken sahneye bu kez maç boyunca İspanyol oyunculara yaptığı sert müdahaleler cezasız kalan Paredes çıktı. İmtiyazlı 5 Numara, Alex Baena ve Gavi’ye fiziki saldırıda bulunarak onları yumruk darbeleriyle yere düşürdü. Dünya televizyonlarındaki birçok futbol yorumcusu bu anları “utanç verici” buldu. Paredes’in ahlaksızca davrandığı açıkça söylendi.

Sosyal medyada ise akıl almaz şiddet manzarasının nedenini tespit etme yağmuru vardı. Çünkü dünyanın çok sayıdaki ülkesinden insanlar bu hareketleri başka görüntülerle ve siyasi bağlantılarla yorumluyordu.

Benim aklıma da İtalya’nın köklü haftalık dergisi L’Espresso’nun, geçtiğimiz aylarda tek kelimelik bir başlıkla çıktığı kapak geldi. “L’ABUSO”, yani “istismar” yazılı kapakta, uzun namlulu silahı belinden aşağı sarkan bir İsrail askeri, evinden çıkarılmak istenen Filistinli kadına nefretle bakıyordu. O kare, Siyonistlerin, evlerini, yurtlarını gasp ettikleri Filistinlilere ve aslında insanlığın geri kalanına nasıl baktığının sembolü olarak kayıtlara geçti.

Şimdi önümüzde yan yana getirilecek iki fotoğraf karesi var: Birinde silahlı bir işgalci, savunmasız bir kadına tepeden bakıyor. Diğerinde kaybetmeyi hazmedemeyen bir futbolcu, kutlama yapan rakibine saldırıyor. Biri işgalin, ölümün ve zulmün fotoğrafı. Diğeri futbol sahasında bile olsa çirkinliğin, hazmede-memenin, kibrin, üstenciliğin karesi.

Arjantin’in İsrail’in siyasi baskılarıyla korunduğuna dair iddiaları hafife alanlar, sahadaki kayırılmayı yok sayanlar, yine “ne alakası” var diyeceklerdi. Lakin, FIFA’nın sosyal medya paylaşımlarının altına gelen milyonlarca tepki yorumuna bakılırsa insanların zihninde oluşan çağrışımlar çok net.

Yer yüzünde veya futbol sahasında dokunulmaz olduğunu düşünen ve karşısındakini insan yerine koymayanların ortak bir beden dili var.

İsterseniz İsrailli sapkın bakan Ben-Gvir’in hal ve hareketlerine bakın, sonra dönüp Arjantinli futbolcuları bir kez daha izleyin. Rakibe bir an olsun saygı duymamak, kazanacağından peşinen emin olmak, her pozisyonda hakem desteği beklemek… Kırmızı kart görse bile sahayı terk etmemek, rakibini haksız yere oyundan attırmak için hakem karşısında mağdur rolüne soyunmak… Takımları tek bir pozisyon üretemezken, rakibe yapılan sert müdahalelerle övünen taraftarlar, dünya izlerken hak ederek kazanana sırtını dönmek ve Siyonist olmakla övünen ülke cumhurbaşkanının ‘ikinciliği’ dünya çapında kutlaması…

Bu tavır ve davranışlar bütün olarak bir “zihniyeti” işaret ediyor.

Bu arada Arjantin Milli Takımı’nın turnuvadan menedilmesi için başlatılan kampanyada 23 milyonu aşan imza toplanması, öfkenin futbol sahasının dışına çıktığının en bariz göstergesi. İnsanlar, sahada kayırıldığına inandıkları Arjantin’in siyasette de İsrail’e açık destek verdiğini bilerek tepkilerini ortaya koyuyorlar.

İspanya’nın şampiyonluğu sonrası özellikle İslam dünyasında ve birçok ülkedeki kutlamalar, kendini dokunulmaz zannedenlere karşı kazanmanın coşkusuydu aslında.
Dünyayı yönetenler gibi futbolu yönetenler de belki görmüyor. Ya da görmek istemiyor. Fakat futbol tribünlerinden yükselen dalga, büyük ve sosyal bir kırılmayı gösteriyor. İsrail’le yakın duran, İsrailleşme kibrine boğulan ve kendilerini üst sınıf ve yenilmez görenler, tıpkı Arjantin futbol takımı örneğinde olduğu gibi itibarlarını kaybedecekler.

BM’nin İsrail karşısındaki aczi ile FIFA’nın futbolun İsrail’i olan Arjantin’e teslim olması aynı küresel düzenin iki ayrı yüzü... Birinde uluslararası hukuk Gazze’de soykırımı seyrediyor, diğerinde futbolun kuralları güçlülere göre eğilip bükülüyor. İlginçtir her iki kurum da eşitlik ve adalet iddiasını sürdürüyor.
Gazze ise bedel ödeye ödeye hayatın her alanında dengeleri sarsıyor, maskeleri indiriyor, vicdan sahibi tüm insanları bir şekilde saflarında birleştiriyor değil mi?

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir