1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. KOCAELİ

  4. Kocaeli Üniversitesi’nde Halep Eylemine KHK Engeli!
Kocaeli Üniversitesi’nde Halep Eylemine KHK Engeli!

Kocaeli Üniversitesi’nde Halep Eylemine KHK Engeli!

Kocaeli Üniversitesi’nde Cuma namazını müteakip yapılması planlanan Halep konulu basın açıklaması engellendi.

02 Aralık 2016 Cuma 15:09A+A-

Hükümetin “normal hayat akışını etkilemeyecek” dediği OHAL diğer birçok ilde olduğu gibi Kocaeli’de de Müslümanların dayanışma etkinliklerini olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor! Daha önce yine Halep’le alakalı olarak Özgür-Der tarafından Sabri Yalım Parkında yapılma istenen basın açıklaması KHK marifetiyle engellenmiş ve Yeni Cuma Camii avlusunda gerçekleştirilmek durumunda kalınmıştı. Buna rağmen Özgür-Der’in Halep eylemi savcılık marifetiyle soruşturma konusu olmuş, Özgür-Der il temsilcisi Haşim Ay emniyete ifade vermek durumunda kalmıştı.

Kocaeli’de aynı durum bugün de yaşandı. Birçok İslami öğrenci birimini içine alan KOÜ Mescid Birliği’nin Cuma çıkışı Umuttepe'de yapmak istediği basın açıklaması polis engeline takıldı. İl genelinde gösteri ve yürüyüş etkinlikleriyle alakalı yasağın devam ettiğini belirten polis, bu eylemi gerçekleştirmeye izin verilmeyeceğini ve mukavemet edilmesi durumunda zor kullanılacağını ifade etti.

KHK’yı uygulamaya gelen polisin bu tutumu karşısında moral bozukluğu yaşayan öğrenciler, duruma itiraz ederek Halep’teki duruma dikkat çektiler ve bu insanlık ayıbını kısa bir basın açıklamasıyla protesto etmenin engellenmesini anlamlandıramadıklarını kaydettiler. Polisin ısrarcı tutumu üzerine sadece gıyabi cenaze namazı kılmakla yetineceklerini belirten öğrenciler, bunu ise korktukları için değil maslahatı gözettikleri için yaptıklarını söylediler.

Daha sonra gıyabi cenaze namazını kılan öğrenciler Halepli kardeşleri için dua ettiler.

_dsc8767.jpg_dsc8771.jpg_dsc8783.jpg

Eylemde okunması engellenen basın açıklamasının tam metni:

                                  Basına Ve Kamuoyuna

                        Halep’i Boğan Sessizliğimiz Olmasın!                                  

Suriyeli kardeşlerimiz tam altı yıldır dünyanın gözü önünde sistematik katliamlara, kıyımlara maruz kalmakta. Her gün içimizi parçalayan onlarca, yüzlerce görüntüyle karşılaşmaktayız.

Bizim üç beş saniyeden fazla bakamadığımız fotoğraf karelerini, Halepli kadınlar, çocuklar, yaşlılar olarak topyekûn bir halk bizatihi yaşamakta.

Bombalanmayan tek bir hastanenin dahi kalmadığı Halep’te ise yaralanmak ölmekten daha trajik bir hale gelmiş bulunmakta. Gıda yardımının ulaştırılamadığı Halep’in yavruları “cennette yemek yiyebileceğiz” diye ölüme kucak açıyor.

Bugün Halep’te, tarihin görebileceği en acımasız ve vahşi katliamlardan biri yaşanıyor.

Zalim Baas Rejimi, Emperyalist Rusya, ABD ve işbirlikçi hainler hiçbir hukuk gözetilmeden işlenen bu cürümlerin failleridir. BM, ve AB yaşananlar karşısında kamuoyu önünde üç maymunu oynayan arka planda ise çıkarları için Müslüman kıyımından içten içe hoşnutluk duyan Haçlı artıkları olarak katliamın ortaklarıdır.

Kukla örgütler emperyal güçlerin maşalarıdır. Bu şer ittifakı, ancak Halep’i insansızlaştırarak zafer elde edebileceklerinin farkına varmışçasına bir soykırım gerçekleştiriyor.

Halep’te 15 Kasım’dan bu yana rejim ve müttefikleri tarafından iki binden fazla hava saldırısı, yedi binden fazla top atışı yapıldı. Zalimler bilinçli bir şekilde fırınları, hastaneleri, okulları, camileri ve halkın temel ihtiyaçlarını karşılamak için çıktığı toplu mekânları vuruyor. Halep’e deprem etkisi yaratan sığınak delici bombalar atılıyor ve enkazların altından her gün onlarca kadın ve çocuk cesedi çıkarılıyor. 

Bu ağır saldırılar altında kalan 300 bin sivil insan en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak hale gelmiş durumda ve ölümle, açlıkla pençeleşmektedir. Yaşananlar karşısında kulakları sağır eden bir sessizlikle karşı karşıyayız. Halepli kardeşlerimizi ağır bombardımanlar, sistematik katliamlar kadar insanların sessizliği de yaralıyor. Batının ve işbirlikçilerinin insafsız ama bilinçli sessizliğini anlamlandırabiliyoruz. Onlar kimliklerinin ve düşmanlıklarının gereğini yapıyorlar.  

Ne yazık ki İslam âlemi de bu sessizliğin bir parçası olmuş durumda. Bir vücudun azaları gibi olması emredilen müminlerin, kardeşleri ateş altındayken sessiz kalmasını ise idrak etmekte zorlanıyoruz. Dört koldan kuşatılmış, nefessizliğe mahkûm edilmiş Halep’te, öz be öz kardeşlerimiz katlediliyor. Zulüm karşısında susmanın suça iştirak olduğunu haykıran bir Peygamberin ümmeti olarak kardeşlerimizin katledilmesine sessiz kalmayı vicdanımız ve inancımız nasıl kabul edebilir?

Ahlak ve inanç bütün siyasi dengelerden önce gelir. Halep’teki soykırım karşısında siyasi dengeler bahanesi kabul edilemez bir vicdani çürümedir. Dengeler, Halep yok olduktan sonra ne ifade edecektir, merak ediyoruz? Pervasızca Halep üzerine bomba yağdıran, ölüm kusan güçler İslam dünyasının ve insanlığın sessizliğinden güç alarak arsızca barbarlıklarını “terörizmle mücadele” diye pazarlıyorlar. Zalim, tüm gücüyle katliamını sürdürürken, hatta arttırırken, mazlumun yanında durmak haysiyetimizin gereğidir.

Halep’teki mazlumlara destek olmak bizim imtihanımız olarak önümüzde duruyor. Halep Ölüyor iken duyarsızca yaşamak günden güne büyüyen bir vebale dönüşüyor. Artık buna dur demeliyiz. Ayağa kalkmalı ve şerefimizi haykırmalıyız. Halep’in çığlığına ses vermek, ihtiyaçlarını karşılamak en asli vazifemizdir. Allah Resulünden öğrendik ki ‘’Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır’’

“Allah’ın son Peygamberi Hz. Muhammed (SAV),’in gördüğünde alnındaki damarı kabartacak cürümlerin işlendiği bir süreçten geçiyoruz. İslam coğrafyasının yerle yeksan edildiği, zalimlerin hüküm sürdüğü ve ektikleri fitne tohumlarının hasadını topladığı bir zamanı yaşıyoruz. Vücudumuzu parçalara ayıran, çocuklarımızı, gelecek nesillerimizi bir bir toprağa gömen, kadınlarımızı dul; bizleri güçsüz, zayıf ve çaresiz bırakan fitnenin nelere mal olduğu artık görülmelidir.

Alnımızın secdeye değdiği her yerde kırımdan geçirildiğimiz aşikârken hâlâ umursamaz, sorumsuz tavırlarla hiçbir şey olmuyormuş gibi hareket etmenin Gayretullah’a dokunacağını unutmamalıyız.”

 “Ve öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz. Biliniz ki, Allah'ın azabı şiddetlidir.” (Enfal Suresi 25. Ayet) 

Ayrıca Arakan’da yaşanan insanlık dışı katliamlar karşısında da İslam dünyasını harekete geçmeye çağırıyoruz.

Zalimleri lanetlerken, Rabbimizden onuru ve şerefi için direnen kardeşlerimize yakın bir zafer diliyoruz.

Halep’i boğan bizim sessizliğimiz ve eylemsizliğimiz olmasın!!!

KOÜ MESCİD BİRLİĞİ

_dsc8790.jpg_dsc8797.jpgwhatsapp-image-2016-12-02-at-15.01.07.jpgwhatsapp-image-2016-12-02-at-15.01.30.jpg

HABERE YORUM KAT

2 Yorum