Biri Yüksekova'da; diğeri İstanbul'da zorunlu askerlik görevini yapmakta olan iki er... Daha öncesinde sıklıkla yaşandığı gibi, onlar da şüpheli ölümle toprağa gömüldüler. Askeri sorumlular "intihar" açıklamasıyla işin içinden çıkmaya çalışıyorlar ama göstergeler intihardan çok uzak... Velev ki intihar olsa dahi, bunun sorumluluğu yok mudur?
Valilik: "Ölerek askerlikten kaçtı!"
Yüksekova ilçesi Çobanpınar Sınır Bölüğü'nde askerlik yaparken intihar ederek öldüğü öne sürülen Burhan Güzelaydın'ın ailesi, çocuklarının karakol komutanı tarafından öldürüldüğünü iddia ediyor. Hakkâri Valiliği ise yaptığı açıklamada iddiaları yalanlayarak 'Er Güzelaydın'ın kendisini askerliğe elverişsiz hale getirmek için vurduğunu savundu.
'İşkenceyle öldürüldü'
Ağrı'nın Patnos ilçesinde yaşayan Güzelaydın ailesine 30 Ocak 2009 tarihinde Hakkâri Yüksekova'da askerlik yapan oğulları Burhan Güzelaydın'ın intihar ettiği söylendi. 22 yaşındaki oğulları Burhan Güzelaydın'ın terhisine sadece iki ay kalmıştı. Yapılan otopsinin ardından oğlunun cenazesini Hakkâri Devlet Hastanesi morgundan alırken sinir krizleri geçiren Baba M. Şirin Güzelaydın ve yakınları, Burhan Güzelaydın'ın işkence edildikten sonra komutanı tarafından öldürüldüğünü iddia etti. Güzelaydın ailesi bu iddia ile İHD Hakkâri Şubesi'ne başvurdu.
Ailenin iddiası Hakkâri Valiliği tarafından dün yalanlandı. Valiliğin açıklamasında olay şöyle anlatıldı: "30 Ocak 2009 tarihinde Yüksekova Jandarma Sınır Tabur Komutanlığı'na bağlı Çobanpınar Sınır Bölük Komutanlığı'nda görevli jandarma er Burhan Güzelaydın, kendisini askerliğe elverişsiz hale getirmek için G-3 piyade tüfeği ile sağ omuz boşluğuna ateş ederek yaralanmıştır. Yaralı ere bölük tabibi tarafından derhal tıbbi ilk yardım yapılmış ve Yüksekova'dan kalkan ve içinde 2 doktor bulunan helikopter ile yaralı er Yüksekova Devlet Hastanesi acil servisine kaldırılmıştır. Ancak tüm çabalara rağmen kurtarılamamıştır."
Şoka girdi, öldü
Vefat eden er Burhan Güzelaydın'ın naaşı savcılık tarafından otopsi yapılmak üzere üzere Hakkâri Devlet Hastanesine nakledilmiştir. Adli Tıp hekimlerince yapılan otopside, yaralanma sonucu personelin korku ve panikle şoka girdiği ve şuurunu kaybettiği, şuur kaybı sonucunda mide içeriğinin yemek borusundan, nefes borusuna kaçması nedeniyle solunumun durduğu, nabzın giderek zayıfladığı ve solunum yetmezliğine bağlı olarak vefat ettiği tespitini koydular.
***
Kışladaki şüpheli ölüm için "kovuşturmaya gerek yok"
Bir diğer ölüm haberi Temmuz 2008'de gelmişti. İstanbul'da askerliğini yapan Er Feyzullah Işık'ın ailesine çocuklarının intihar ettiği haberi gelmişti ancak silahın üzerinde parmak izi, el svaplarında atış artığı, kamera kayıtlarında, ölüm anı yoktu. Buna rağmen Askeri Savcılık açılan soruşturma sonucunda dün 'kovuşturmaya yer olmadığı' kararı verdi.
Akrabalarının kına gecesine katılmak için 12 Temmuz 2008 günü askerliğini yaptığı İstanbul Alemdağ 15. Kuzey Üssü Komutanlığı'ndan izinli çıkan Er Feyzullah Işık, bir gün sonra komutanlığa döndü. Ertesi gün ailesine intihar ettiği haberi verildi. Askerlerin verdiği bilgiye göre Işık, amcasının düğününün olduğu 13 Temmuz 2008 günü komutanının imzasını taklit ederek izin almak istemiş, ancak imzayı taklit ettiği anlaşılınca izin verilmemişti. Bir arkadaşına, "Ya kaçarım ya da intihar ederim" dedi. Daha sonra bir G-3 piyade tüfeği alarak kendisini karnından vurdu.
Radikal'in haberine göre oğullarının intihar ettiğine inanmayan ailenin Askeri Savcılığı'na başvurup nöbetçi memur ve amirlerden şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonuçlandı ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Aile, avukatları bu kararın iptali için 20 Ocak'ta üst mahkemeye itiraz etti. Ailenin iddiasına göre Er Işık, kuzenine, izin alınca nöbetçi subay "Sen git bakalım, geldiğinde neler olacak, göreceğiz!" diye tehdit ettiğini anlatmıştı. Işık'ın intihar ettiği öne sürülen silahın üzerinde parmak izi, el svaplarında atış artığı, kamera kayıtlarında, ölüm anı yoktu.
Şüpheli olduğu apaçık olan bu iki ölüm için de sorumluluktan kaçan yetkililer, peki "intihar" etmeyi nasıl açıklıyorlar; en azından bu konuda hesap vermeleri gerekmez mi?
HAKSÖZ-HABER