Katil İsrail organ kaçakçılığı yapıyor

Katil İsrail organ kaçakçılığı yapıyor

Gazze hükümeti, İsrail'i, Filistinlilere ait naaşları kaçırmak ve hayati organlarını çalmakla suçlayarak, konuyla ilgili bağımsız uluslararası soruşturma komitesi kurulması talebinde bulundu.

Gazze hükümeti Medya Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in 27 Ekim'de başlattığı kara harekatından sonra öldürülen ve el konulan 80 Filistinliye ait cenazenin onurunun hiçe sayıldığı ifade edildi.

Cenazelerin Gazze Şeridi'nin güneydoğusundaki Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı'ndan dün teslim alındığı hatırlatılan açıklamada, "Naaşlar, incelendikten sonra şehitlerin yüz hatlarının önemli ölçüde değiştiği ortaya çıktı. Bu, işgal güçlerinin, şehitlerin vücutlarından hayati organları çaldığının açık bir göstergesidir." ifadesine yer verildi.

Açıklamada, "İşgal, soykırım savaşı sırasında bu suçu (cenazelerin alıkonulması) defalarca tekrarladı. Daha önce de Cibaliya'da bazı mezarlarda nebbaşlık yaparak bazı şehitlerin naaşlarını çalmışlardı." değerlendirmesinde bulunuldu.

İsrail'in onlarca cesedi daha elinde tuttuğuna işaret edilen açıklamada, Filistinlilerin cenazelerinin kaçırılması ve organlarının çalınmasına ilişkin bağımsız uluslararası bir komite kurulması çağrısı yapıldı.

Açıklamada, İsrail'in işlemiş olduğu bu gibi vahşi suçlara yönelik Kızılhaç Örgütü gibi Gazze'de faaliyet gösteren uluslararası örgütlerin sessiz kalmalarına da tepki gösterildi.

Gazze'deki Ebu Yusuf en-Neccar Hastanesinin Müdürü Mervan el-Hams da Birleşmiş Milletler'in (BM) Filistinlilere ait yaklaşık 80 cenazenin Gazze Şeridi'ne gönderileceği yönünde kendilerini bilgilendirdiğini aktarmıştı.

"Onlarca şehidin naaşı bir konteyner içinde geldi. Naaşların bir kısmı tam, bazılarının sadece uzuvları vardı. Bazı cesetler ise çürümüştü" açıklamasında bulunan Hams, cesetlerin yoğun nüfuslu bir bölgede konteynerden çıkarılması durumunda, salgına neden olabilecek güçlü bir koku yaydığını vurgulamıştı.

İsrail Gazze'ye yönelik kara operasyonunu başlattığı andan itibaren el koyduğu Filistinliler ait yaklaşık 80 naaşı, dün Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı üzerinden teslim etmişti. Kimliği belirlenemeyen naaşlar, Gazze'nin güneyindeki Refah kentinde bulunan Tel el-Sultan Mezarlığı'na defnedilmişti.

Daha öncede konu ile ilgili Euro-Med İnsan Hakları İzleme Örgütü 27 Kasım günü yaptığı açıklamada, Gazze'de bazı cesetleri inceleyen tıp uzmanlarının raporlarını takiben, Filistinli cesetlerden organ çalınmış olabileceğine dair "endişeler" olduğunu bildirdi.

Sivil toplum kuruluşu, İsrail güçlerinin Gazze'nin kuzeyindeki El Şifa ve Endonezya hastaneleri ile güneydeki diğer hastanelerden onlarca cesede el koyduğunu belgelediğini iddia etti. Ayrıca İsrail ordusunun El Şifa hastanesinin avlusunda kazılan bir toplu mezardan cesetleri çıkararak el koyduğunu da iddia etti.

Tıp uzmanlarının incelemesinde karaciğer, böbrek ve kalp gibi hayati organların yanı sıra koklea ve korneaların da kayıp olduğu tespit edildi ve bu durum potansiyel organ hırsızlığının "kanıtı" olarak nitelendirildi.

Adli Tıp ve Anatomi Birimi'nin de içinde bulunduğu İsrail Adli Tıp Kurumu başkanı da 1990'lı yıllarda Filistinlilerin ailelerinden izin alınmaksızın cesetlerinden organ toplandığını itiraf etmişti.

Dünyanın en büyük deri bankası İsrail'de bulunuyor.

İsrail gibi bir ülkede ordu, özellikle askerlerdeki cilt yaralanmaları da dahil olmak üzere yaralıların tedavisi için her zaman en son teknolojilere sahip olmaya çalışır.

Buradan hareketle, 1973 savaşı sonrasında, çatışmalarda yanan askerlerin tedavisi için "İsrail Deri Bankası"nın kurulması fikri ortaya çıktı.

Bankanın kuruluşu, özellikle Yahudi dininde organ bağışının yasak olması nedeniyle hahamların karar vermesi gerektiği için 12 yıl ertelendi. 1985 yılında hahamlar, deri bağışına veya başka bir kişiden deri alınmasına izin veren bir karar yayınladı.

İsveççe yayın yapan The Aftonbladet gazetesinde 2009 yılında konuyla ilgili çarpıcı detaylar paylaşıldı. İsrail'in Abu Kabir adlı tıp enstitüsünün eski başkanı Dr. Yehuda Hiss ile yapılan röportajda "Derileri ve organları için onları öldürüyoruz" itirafı geldi..

Londra merkezli haber ajansı Reuters'ın 2015 yılında yayınladığı haberde ise BM'deki Filistin baş delegesi Riyad Mansur, BM Güvenlik Konseyi başkanına yazdığı mektubu gün yüzüne çıkardı. İsrail güçleri tarafından katledilen Filistinlilerin vücut parçalarının toplandığı detaylarının yer aldığı mektupta, cesetlerin ailelerine korneaları ve diğer organları eksik olarak iade edildiği bildirildi..

"FİLİSTİNLİLERİN DERİSİ, İSRAİLLİLERİN TEDAVİSİDİR!"

Mısırlı bir gencin sosyal medya hesabından "Filistinlilerin derisi, İsraillilerin tedavisidir" başlıklı serisi hakkında açıklama yapan bir kullanıcı işgalci İsrail hakkında akılalmaz detaylara yer verdi. İsrail'in deri ve organ bankası olduğunu ilk olarak İsveçli Donald Boström adında bir gazetecinin açığa çıkardığını ifade etti. Gazetecinin, 1992 yılındaki taş intifadası esnasında şahit olduğu bir olayı şöyle aktardı:
"1992'de İsrail ordusu Bilal Ganen denen Filistinli genci tutukladı. Bayrak kaldırıp taş atarak intifadada aktif bir gençti. Ailesinin evinin önünde kendisine ateş edildikten sonra ordu, tedavi ettirme bahanesiyle ısrarla onu götürdü. 5 gün sonra ailesine ceset olarak geri getirdiler. Ama göğsü boyunca dikilmiş bir yarası vardı. Bilal'in ailesi organlarının çalındığını düşünmüştü."

İsrail'e bağlı Channel 2 TV, 1990'larda Abu Kabir'deki uzmanların İsrail askerlerinin, İsrail vatandaşlarının, Filistinlilerin ve yabancı işçilerin vücutlarından deri, kornea, kalp kapakçıkları ve kemiklerini genellikle akrabalarından izin almadan topladığını bildiren bir belegesel yayımladı.

İsrail ordusu, uygulamanın gerçekleştiğini doğruladı ancak şunları ekledi: "Bu faaliyet on yıl önce sona erdi ve artık gerçekleşmiyor."

Tel Aviv yakınlarındaki Abu Kabir adli tıp enstitüsünün eski başkanı Dr. Yehuda Hiss şunları söyledi: "Kornea toplamaya başladık... yapılanlar son derece gayrı resmiydi. Aileden herhangi bir izin istenmedi."

İsrailli doktor Hiss, organ toplamayla ilgili bazı ayrıntıların ilk kez açıklandığı 2004 yılında görevinden alındı, ancak hâlâ adli tıp enstitüsünde çalışıyor.

İsrail sağlık bakanlığı, tüm toplamaların artık izin alınarak yapıldığını söyledi. Kanal 2'ye yapılan açıklamada "O dönemdeki kurallar net değildi. Son 10 yıldır Abu Kabir ahlak kurallarına ve Yahudi yasalarına göre çalışıyor." denildi.

2015 yılında İsrail'in Channel 2 kanalında yayınlanan belgeselde Kudüs İbrani Üniversitesi'nde anatomist ve sosyoloji profesörü olan Meira Weiss,bir araştırma raporunun parçasını belgesele anlattı.

İsrail Adli Tıp Enstitüsü'nün İsrail güçleri tarafından gözaltına alınan Filistinli mahkumların organlarını aldığını söyleyen İsrailli profesör, "Askerlerin cesetlerine dokunmuyoruz, başkalarından alıyorduk. İlk olarak Filistinlilerin, ardından göçmenlerin ve yabancı işçilerin organlarını alıyorlardı" ifadelerini kullandı.

İsrailli doktor Meyra Fayiz ise ‘Ölü Bedenleri Üzerinde’ adlı kitabında, Filistinli cesetlerden organların çalınarak Yahudi hastalara nakledildiği ve İsrail üniversitelerinin tıp fakültelerinde araştırma amacıyla kullanıldığını açığa çıkardı.

 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir