Yeni Şafak / İsmail Kılıçarslan
Boynumdaki ilmek olmasa
“Bak abi” yazmıştı sosyal medyada bir kardeşimiz, “bak abi, öncelikle Allah rızası, sonra da isminin etrafındaki itibar için yolluyor insanlar bu parayı. O kadına ulaşıp ulaşmadığının vebali boynunadır.”
Bu satırları okuduğumda boynumda fiziki bir ilmek hissetmiştim.
O dönemde birbirine yakın iki ofisimiz vardı. 15-16 kişi çalışıyorduk. Bir çalışanım gelmiş, diğer ofise temizliğe gelen kadın hakkında inanması gerçekten güç şeyler anlatmıştı. Kadının iki engelli çocuğu, kadına asla yaklaşmaması gereken alkolik ve psikopat bir kocası varmış. Ev sahibi evden çıkın demiş ki zaten oraya da ev demeye bin şahit istermiş. Eşya desen yokmuş. İmkân desen yokmuş. Çocuklarını yalnız bırakmaya korktuğu için haftada iki gün gidebiliyormuş temizliğe ve tüm kazancı da bundan ibaretmiş. Çocukların eğitim işi de çok sıkıntılı imiş.
Bu gibi anlatılarda “gerçeğin bütünüyle o olduğuna” hemen inanmayacak kadar çok şey görmüştüm. Abartı gelmişti bana hikayenin detayları. Yine de yardım etmek şarttı. Aklıma bu işlere odaklanan bir STK’cı arkadaşım geldi. Ne yapabileceğimizi konuştuk. O da “abi bizim arkadaşlarımız gitsin, durumu yerinde incelesin, tespite göre konuşalım” dedi.
Yapılan tespit, hikayenin eksiği olduğunu, fazlası olmadığını ortaya koydu. Kadıncağızın düzelmesi gereken pek çok meselesi vardı. Kocasının bilmediği bir eve taşınması, çocukların kendilerine uygun bir eğitim alması, yeni eşyalar, kadına sürekli bir iş, sağlık harcamaları ve daha fazlası.
Şöyle yaptım STK’cı arkadaşımın da yönlendirmesiyle. Bizim mahallenin erkeklerinin haklı-haksız köpürdükleri KADEM’i aradım. Kocanın tastamam çocuklardan ve eşinden uzaklaşması işini onlar çözdü. Kadına da bir iş buldular. Eğitim konusunda Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bir danışmanı aradım. Hemen ilgilendi. Sağlık harcamalarını biz hallettik. Taşınma, bir yıllık kira ve yeni eşyalar konusunda da sosyal medyadan bir çağrı yapıp dönemin parasıyla 35.000 TL’yi STK’cı arkadaşımın işaret ettiği derneğin hesaplarına toplamaya davet ettik.
Ben çağrıyı paylaştım ve sadece 12 dakika sonra, yaklaşık 50 ayrı hayırseverin yolladığı paralarla bedel tamam oldu. Hatta çağrıyı silmeye vakit kalmadan fazlası da gelmişti hesaplara. Bu beni çok mutlu edince sosyal medyadan paranın tamam olduğu bilgisini ve fazlasının da ilgili STK’nın yardımcı olduğu bir başka aileye aktarılacağını paylaştım. İşte o kardeşimiz de o uyarıyı bu mesajımın altına yazdı. Boynuma ilmek olarak. Ve ekledi: “Sen bizi bir aileye yardımcı olmaya davet etmiştin. Paranın fazlası gelince bir başka aileye aktarmaya karar verdin. Bunun hükmünü bir sor istersen. İnsanlardan rıza alman gerekebilir.”
Şimdi soru şu: “Bu meseleyi size niye anlattım durduk yerde?” Cevap da şu: Bir meseleyi düzgünce örnekleyebilmek için.
O kadın ve çocuklar için topladığımız para biz çağrıyı para toplanınca iptal etmesek rahatlıkla 200-300 bin lira bandını bulurdu. Bu, o yılın döviz kurundan 70 ila 100 bin dolar para yapardı. Ben o STK’ya değil, kendime ait bir iban paylaşsaydım da eminim ki hayırsever insanlar gönderirdi o paraları. Çünkü kardeşimizin dediği gibi “ismimin etrafındaki itibar” meselesi cari idi. Eh, pekâlâ kadının ve çocukların ihtiyaçlarını karşılar, toplanan paranın üstünü de Bayern Münih’e üst olarak basabilirdim.
Tabii boynumdaki ilmek olmasa.
İnsanların iyilik duygusunu, hayır duygusunu, yardım duygusunu sömürecek kadar çukurlaşan insan boynunda bir ilmek, sırtında bir vebal, zihninde başkasının iyiliğine aracılık etmenin getirdiği sorumluluk gibi hususları taşımayan insandır. Alçaktır. Şimdi bütün üzüntüm, bu alçaklığı görüp insanların yardım duygusunu, iyilik duygusunu kaybetmesi ihtimalinedir. Boş verin Haluk Levent’i falan o yüzden. Dünyanın bir yerinde, iki engelli çocuğuyla hayata tutunmaya çalışan bir anne vardır ve paranız ona nasip olursa bir hayata dokunmuş olursunuz. Araştırın, soruşturun, takip edin, hesap sorun mutlaka ama sakın iyilikten vazgeçmeyin. Boynunda ilmek olan insanları arayıp bulun ve iyilik yapmaya devam edin. Çünkü iyilik iyidir.
“Kime güvenelim?” diye mi soracaksınız. Cevap şu: Hesap sorabileceğinize, denetleyebileceğinize, takip edebileceğinize güvenin. Popüler çığırtkanlara, zibidilere, alçaklara değil.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.