1. HABERLER

  2. HABER

  3. MAVİ MARMARA

  4. İsrail Yaralılara Müdahaleye İzin Vermedi!
İsrail Yaralılara Müdahaleye İzin Vermedi!

İsrail Yaralılara Müdahaleye İzin Vermedi!

Nilüfer Ören, 13 aylık oğlu Türker Kağan ile IHH’da basın toplantısı düzenledi. Ören, yaralılara müdahale ettirmedikleri için ölü sayısının arttığını söyledi.

01 Haziran 2010 Salı 14:10A+A-

Bu sabah 7.00 sularında THY uçağı ile İsrail'den Türkiye'ye gönderilen gemi yolcularından Nilüfer Ören ve minik oğlu Türker Kağan IHH Başkan Vekili Yavuz Dede ile birlikte IHH Genel Merkezi'nde bir basın toplantısı düzenledi.

Yaşadığı saldırıya rağmen moralinin oldukça yüksek olduğu gözlenen Ören 5 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Gemicinin baş mühendisinin eşi olan Ören, olay anından İsrail'in yaralılara müdahale ettirmediğinden dolayı ölü sayısının arttığını söyledi.

Yaşadıklarını tek tek anlatan Nilüfer Ören şunları söyledi; "22 Mayıs'ta İstanbul'dan hareket ettik. 90 mile varmadan önce 23.00 sularında 2 İsrail donanması taciz turlarına başladı. Bize geri dönmemiz halinde saldırı olmayacağını söylediler. Ama kimse bu durumu kabul etmedi. Bir süre sonra gemiler geri çekildi ve 40'a yakın askeri gemi geldi. Saat 04.45 gibi helikopterlerden askerler gemiye inmeye başladı. O sırada bize duyuru yapıldı. Kamarasında olanlar ve köprü üzerindekiler bulunduğu yerde kaldı. Kurşunlar kamaranın tavanına indi. Ses bombaları ve gaz bombaları attılar. Ortalık adeta mahşer yeri gibi olmuştu. Zaten daha sonra geminin her yanının kana bulandığını gördük. gaz bombaları. Seslerden korkan çocuğumla birlikte kamarada bekledim. Arada bir pencereden baktım. O sırada gaz maskelerimizi ve şişme yeleklerimizi takmamızı ilan ettiler. Yukarıdan gelen çığlıklardan vahşice bir çatışma olduğu anlaşılıyordu. Kapıyı açtım ve bebeğim olduğunu ve teslim olduğumu söyledim. Beni ve diğerlerini köprü üzerinde rehin tuttular. Rehinlerin elleri kelepçeli, yüzler ıslak zemine çevrili şekilde tuttular. Ama bana bebeğim olduğu için kelepçe takmadılar. O sırada personelinde yaralanmadığını gördüm. Hepimizi güverteye indirdiler. Yaralılara anında müdahale ettirmediler. Ama yine de bazılarının ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Birine ilaç lazım oldu ve ben almak istediğimi söyledim. İlacı getireceğim sırada eşimi ve Bülent Yıldırım'ı gördüm. Bülent Yıldırım'ın kelepçesi yoktu. 3 veya 4 kişiye daha kelepçe takmadıklarını gördüm. Bülent Yıldırım'ın ilk anlarda morali çok bozuktu. Ama daha sonra ona ihtiyacımız olduğunu görünce sakinleşti ve çevresine destek oldu.Ama bunu neye göre belirlediler hiç bilmiyorum. Daha sonra astım krizi geçiren bir bayın kelepçelerini de çözdüler. Aradan ne kadar geçti bilmiyorum ama namaz vakti girmişti. Bizlerden biri ezan okudu ve namaz kılınmasına izin verdiler. Saldırıdan sonra ilk defa o sırada ihtiyaçlarımızı giderme fırsatı bulduk. Namazdan sonra hepimizi içerideki odalara kapattılar. Sanıyorum aradan 3 buçuk saat kadar geçmişti. Bizi Asrod Limanına götürdüler ve orada da 1 buçuk saat kadar geminin içerisinde beklettiler. İşgalden sonra ağır bir müdahale ile karşılaşmadık. Acite ettikleri birkaç kişiye müdahale ettiler. Ama adeta karşılıklı sinir harbi yaşanıyordu. Bebeğimin ihtiyaçlarını karşıladılar ve beni limanda ellerimde kelepçe olmadan indirdiler. Daha sonra sorgudan ve sağlık muayenesinden geçirdiler. Bir gece bebeğimle beraber nezarette kaldım. Sabah 05.00 sularında ise THY uçağı ile beni ve bebeğimi Türkiye'ye gönderdiler."

Sorgulama sırasında 4 soru soruldu 

İsrail askerlerinin sorgu sırasında 4 soru sorduğunu söyleyen Ören soruların "Gazze Şeridi'ne gelmenin yasak olduğunu bilmiyor muydunuz?",

"Geminin hangi amaçla yola çıktığını bilmiyor muydunuz?",

"Niçin buraya gelmekte ısrar ettiniz?" ve

"Tutuklanmak mı yoksa sınır dışı edilmek mi istersiniz?"

Şeklinde olduğunu söyledi.

Geride Kalanların Durumlarından Endişe Ediyoruz 

Eşi hala İsrail askerlerinin elinde olan Nilüfer Ören, saldırıdan sonra askerlerin daha yumuşak davranmaya çalıştığını ancak, geride kalanların hayatlarından endişe ettiğini söyledi. Bunun sebebinin ise yaralılardan bir kısmının geç müdahaleden dolayı kaybetmek olduğunu tekrar dile getirdi. Öre, "Şuan tek amacımız orada kalan herkesi sağ bir şekilde ülkelerine ulaştırmaktır. Bunun için onarla zarar getirebileceğini düşündüğüm bazı şeyleri söylemek istemiyoru. Zaten herkes ülkesine döndükten sonra olanlar açıklanacaktır." dedi.

Ölüm Listesini Doğruladı 

Ören, "Aktivistlerden 5 kişi olay anında can verdi. Ancak İsrail ölü sayısını 19 olarak açıklıyor. Biz de net bir şey bilmiyoruz. Ben görmedim ama diğerlerinden İsrail askerlerinin olay sırasında liste düşürdüğünü duydum. Açık bilgi vermemelerinin sebebi bu da olabilir." Dedi.

Nezarethaneyi de anlatan Ören, demir parmaklıların olduğunu ve kurşun geçirmez cam kullanıldığını söyleyerek, içeride de ranzaların olduğunu ve 3 ayrı bölgede bulunduğunu ifade etti.

Yine Olsa Yine Giderim 

Saldırı sırasında 'her şey buraya kadarmış' gibi bir düşünceye kapılmayan Ören, bebeği ile gemiye binmesini eleştirenlere şu yanıtı verdi: "Bebeğimle birlikte gemiye binmem herkesçe sorulandı. Annelik değerlerim sorgulandı. Ben anneyim ve oğluma da tüm anneler gibi çok değer veriyorum. Ama Gazze'dekiler de anne ve onların da çocukları var. Gazze'deki bebekler de benim oğlum gibi. Ben de oraya ulaşacağımızı umduğum için o bebeklere oğlumla birlikte yardım dağıtmak istedim. O gemiye binerken İsrail'in bu denli bir saldırıyı yapabileceğini düşünmedim. Diğer taraftan eşim de gidecekti ve ben ailemi bir arada tutmak istedim. Bebeğim yaşı küçük olduğu için olaylardan etkilenmedi. Ama gerekirse pedagog yardımı alacağım. Şunun da herkes tarafından bilinmesi istiyorum. Gemiyi tamamen sivilleştiren Türker'in varlığı oldu. Eğer bizi yukarıdan bombalamadılar ise bunun sebebinin de Türker olduğuna inanıyorum. Oğlumla gurur duyuyorum."

Nilüfer Ören'in açıklamasının ardından konuşan IHH Başkan Vekili Yavuz Dede ise şunları söyledi. "Arkadaşlarımız karaya indi. Ancak hala elimizde net bilgiler yok. Hala İsrail bilgi karatmasına gidiyor. Herkesin hayati durumundan endişeliyiz. Nilüfer hanımın açıklamalarından da arkadaşlarımızın gerekli tedaviyi alamadıkları için hayatlarını kaybettiklerini anlamış bulunmaktayız. Bu durum da tedirginliğimizi haklı çıkarıyor. Bundan dolayı T.C. yetkililerinden sorgu sırasında başkalarının da orada bulunması için gerekenin yapılmasını istiyoruz. Ümit Ediyorum ki arkadaşlarımız sağ salim dönsünler."

HABERE YORUM KAT