İslam Kardeşliği ve Filistin Paneli

İslam Kardeşliği ve Filistin Paneli

Çorum’da İlk-Der tarafından organize edilen İslam Kardeşliği ve Filistin Paneli yoğun bir ilgiyle karşılandı.

Program İlke-Der Yönetim Kurulu Başkanı Selim Özkabakçı'nın açılış konuşması ile başladı. Özkabakçı konuşmasının özeti:

"Kalbimiz Filistin ve Gazze için atıyor. Üzgünüz. Hüzünlüyüz. Ama çaresiz değiliz; çünkü Allah vardır, çaresizlik yoktur. Allah vardır; kimse, kimsesiz değildir.

Evet. Afganistan, Çeçenistan, Irak, Filistin, Gazze tüm dünya mustazafları! Yalnız değildir. Kardeşlerimiz Allah'a güvenip direniş gösteriyorlar. Sorun biziz. Biz kendi ortamımızda direnişimize devam etmeliyiz. Zalimlerin zulmü bizi yolumuzdan caydırmamalı, imtihanı kaybettirmemelidir. 

Gazze'de patlayan silahlar mazlumları öldürdü. O bölgede doğmaktan başka suçu olmayan çocuklar, kadınlar, yaşlılar bu katliamdan payına düşeni aldı. Biz de bize düşeni, almalı ve yapmamız gerekeni yapmalıyız. Müslüman coğrafyalarda sürekli kan akıyor. Bu vahşet karşısında her birimiz farklı tepkiler gösterdik ve gösteriyoruz. Kimisi ulusalcı yaklaştı, kimisi reel politik baktı, kimisi de Allah Rızası ve İslam kardeşliği için yanıp tutuştu, sokaklara döküldü.

Gazze'de yaşananlar savaş gibi yansıtıldı ama bu savaş değil, bir soykırımdır. Hamas'ın direnişini terörizm olarak algılayan zihniyet, zulmü görmezden geliyor. Oysa biz biliyoruz ki Hamas'ın dışlanmasının temel sebebi, onun İslami kimliğidir. Müslüman olmayanların Hamas'ı dışlaması anlaşılabilir ama kendisini Müslüman olarak tanımlayanların da aynı tavrı sergilemesini kabul edemeyiz.

Gazze, işgal edilmiş. Çocuklar sürgünde. Her yer harap. Analar ağlıyor. Acı ve sancı gökleri tutmuş. Yaralar açık. Kimyasal bombalar toprağı zehirlemiş. Boykot… Boykot… Boykot… Tüm çıkış kapıları kapalı. Gazze halkı direnişte. Eğilmiyor bükülmüyor. Bombalar onların direnişini artırmaktan başka bir işe yaramıyor.

Büyük Şeytan Amerika, Küçük Şeytan İsrail'in Gazze'de binlerce Müslüman'ı esir almasını, zindanlara doldurup işkencelere tabii tutmasını, kadınları ve çocukları dünyanın gözleri önünde öldürmesini destekliyor ve bu şerefsizliğe arka çıkıyor.

Katil Bush'un dış işleri bakanı Rice "bu kadar insan yoğunluğunun olduğu yerde sivil kayıplar kaçınılmaz" diyerek sivil halkın, bebek, çocuk ve kadınların, yaşlı ve hastaların katledilmesini, hastane, okul ve camilerin vurulmasını mazur gösteren bir ahlaksızlığın altına imza atıyor. Birçok devlet de İsrail'e verilen bu desteği alçakça seyrediyor ve bu vahşete ortak oluyor. Ancak ABD ve İsrail'in bu kanlı katliamlarına karşı direniş de sürüyor.

Afganistan'da, Irak'ta ve Lübnan'da İslami direniş karşısında hezimete uğrayan ABD ve onun ileri karakolu durumundaki Siyonist çetede Allah'ın izni ile İslami direnişle yok olacaktır.

Buradan Hükümete sesleniyorum: Ey hükümet! İtibar konuşarak değil iş yaparak kazanılır. Siyonist Katillerin büyük elçiliği derhal kapatılmalı. İsrail'le yapılan stratejik işbirliği ve askeri anlaşmalar derhal iptal edilmeli. Konya hava sahası Gazze'deki çocukları bombalayan katil uçaklara kapatılmalı. Ulusal çıkarlar değil ümmetin çıkarları öncelenmeli.

Ey! Gazze'den yükselen çığlıkları duymazdan gelenler!

Bunca tuğyan karşısında bu sessizliğinizi nasıl muhafaza ediyorsunuz? Bu ülkenin silahlı kuvvetleri, egemenleri, kalpleri ve gözleri kör olan sivil toplumcuları… Sizin Gazze için yapacak bir şeyiniz, söyleyecek bir sözünüz yok mu Allah aşkına? Gazze'nin, Filistin'in ve Kudüs'ün sizin için bir anlamı yok mu? 1917 Gazze Savunmasının da mı bir anlamı yok sizin için. Ey bu Ülkenin imkânlarını elinde tutanlar! Bu gün bu imkânları kullanma zamanıdır. Aksi takdirde hem bu ümmet, hem de tarih sizi affetmeyecektir.

Unutulmasın ki Gazze'nin düşmesi demek, İstanbul'un, Çorum'un düşmesi demektir. Arzı mevut'da İsrail'in kutsal kabul ettiği topraklar, Nil den Fırat'a kadar uzanmaktadır. Bu sınırlar Türkiye'nin güney doğusunu da içerir.

Filistin işgali bitince sırada Suriye, Mısır ve Türkiye vardır. İyi bilinsin ki Filistin direnişi birçok ülkenin direnişidir. İnşallah bu direniş Müslüman kardeşler arasındaki yapay sınırları ortadan kaldıracaktır. Kimsenin Müslüman halkları ayırmaya ve unutturmaya gücü yetmeyecektir.

Dahası şu: Biz inanıyoruz ve umuyoruz ki şahadet bilinci ve şehitlerimizin onurlu şahitliği yolumuzu aydınlatacaktır. Şüphesiz mukaddesimiz, ilk kıblemiz Mescidi Aksayı savunmak için düşmana karşı direnen Gazze'li kardeşlerimizin yanında yer aldık ve her zamanda yer alacağız. Gazze şehitlerine Allah'tan rahmet, gazilerine sabır diliyorum. Rabbim direnişlerini zaferle sonlandırsın. Katil İsrail'i, Amerika'yı ve tüm yandaşlarını lanetliyorum.

İkinci konuşmacı İHH yöneticisi Mehmet Çelik ise konuşmasına, Gazze'de katliama uğrayan bütün Müslümanlardan özür dileyerek başladı.

İHH'nın Bosna, Kosova, Çeçenistan'daki savaşlar da dahil olmak üzere dünyanın bir çok felaket geçiren ülkelerin yanında olduklarını belirtti.

"Filistin'deki katliam başladığı günden itibaren ilaç ve tıbbi malzemeler başta olmak üzere genel gıda, bebek mamaları gibi öncelikli ihtiyaç maddeleri sınıra ulaştırıldı." Dedi.

Ateşkes sağlandıktan sonra bu yardımların Gazze'ye girişleri önemle takip edilerek gölgeye giriş sağlandı.

Konuşmasını, İHH'nın dünyanın diğer muhtaç bölgelerdeki yardım faaliyetlerini anlatarak sürdüren Çelik, ilkleri gerçekleştirdikleri için buruk da olsa gurur duyduklarını söyledi. Özellikle Afrika'daki katarakt ameliyatlarından bahseden Çelik 100 TL'ye bir katarakt ameliyatı yapılabildiğini kaydetti. Irak, Afganistan, Somali gibi ülkelerde savaşlar nedeniyle 6 milyona yakın etim bulunduğunu ifade ederek İHH'nın yetim kampanyasına değindi. Çelik, ayda sadece 70 lira vererek bir yetimin bütün masraflarının karşılanabildiğini ve İHH aracılığıyla o yetime sponsor olunabildiğini söyledi.

Somali'nin başkenti Mogadişu'da 56 kadar çocuğun eğitiminin İHH tarafından sağlandığını, ayrıca Pakistan'da da okullar açtıklarını belirtti.

Afrika'nın en büyük sorunu olan su sorununu çözmek için birçok bölgede su kuyuları açtıklarını söyledi. Çelik ayrıca Somali'de kadınlara yönelik eğitim çalışmaları yaptıklarını ve biçki-dikiş kursları açtıklarını söyledi.

İsrail bu soykırıma başlarken hiç böylesi bir şeyi hesaplamıyordu. Ama bir Filistin, Kudüs bizi bir kez daha (sevindirdi)

Türkiye'de yaşayan Filistinli Selahaddin el Ferrar ise şu anda Filistin'deki durumu anlattı.

Son konuşmacı Ramazan Kayan ise konuşmasında şunları söyledi: "Yaşadığımız ay Şehrullah, yani Allah ayı. Yaşadığımız günler eyyamullah, yani Allah günleri. Allahın ayında, Allahın günlerinde Allahın kullarına ne gibi zulümler reva görüldüğünü görmekteyiz. 1329 yıl önce Kerbela'da Hz. Hüseyin ve 70 kişinin şehit edildiği ayın yıldönümünde yeni Kerbelalarla karşı karşıyayız. Bugün Gazze Kerbela ya kardeş oldu.

Gazze İslam dünyasının son kalesi. Gazze kötülerin ve zorbaların başbelası. Muharrem ayında 1300 şehidimizi Rabbimize yolcu etik. Onları elhamdulillah Hz. Hamza, Hz. Hüseyin yolcu ediyor. 22 günlük Gazze direnişinden sonra tarihin seyri değişmiştir. Gazze bir milattır. Bundan sonra zaman Gazze'den sonra olacaktır. Artık standartlar değişmiştir. Gazze Allah'ın zamana ve tarihe müdahalesidir. Yakın zamana kadar 28 Şubattan önce 28 şubattan sonra, 11 eylülden önce 11 eylülden sonra deniliyordu ama bundan sonra Gazze'den öncesi ve Gazze'den sonrası var.  Allah, yenilmez sanılan Yahudilerin yenilebileceğini gösterdi. Zihinlerimize Amerika'nın, Siyonistlerin yenilmezliğini aşılıyorlardı. Allah; " Nice az topluluklar, nice çok topluluklara Allah'ın izniyle galip gelmiştir" buyuruyor. (Bakara suresi, 249) . Gazzeliler bu ayeti kanlarıyla tefsir ettiler. Yıllarca hep merak ettim; Filistinli çocukların ellerindeki sapan taşı bu gücü nereden alıyor? Bunu hep merak ederdim. Ta ki şu ayetin anlamına rastlayıncaya kadar "Attığın zaman sen atmadın Allah attı."(Enfal suresi, 17)  Filistinli çocuğun temiz eli yiğit yüreği devrede ama taşı atan Allah. Eliniz devreye girecek, taşınız devreye girecek ama o taşın etki gücünü, isabet gücünü Allah azze ve celle belirleyecek. Siz attığınız taşın sonucunu belirleyemezsiniz. İşte Filistinli çocuk bu ayetin anlamını anladı. Acaba biz anladık mı? "Onlarla savaşın, Allah sizin elinizle onları cezalandırmak istiyor."(Tevbe suresi,14). Yani sizin eliniz devreye girecek ama sonucu Allah belirleyecek. Ama önce ellerimizi günahlardan zulümden temizlememiz lazım. Ellerimizi zalimlerle işbirliğinden çekmemiz lazım. Bugün biz Gazze'ye el uzatmak için buradayız. Gazzeli annelerin ellerini öpmek için buradayız. Ümmetin onurunu kurtarmak için hayatını ortaya koyan çocukların elini öpmek için buradayız.

Ben Filistin mücadelesinin bir kurtuluş mücadelesi olduğunu düşünmüyorum. Filistin mücadelesi bir bağımsızlık mücadelesi değildir. Ya da yeni bir devlet kurmak olarak ta görmüyorum. Eğer Filistin İslam ülkesi diye bilinen devletler gibi bir devlet olacaksa ümmetin öyle bir devlete ihtiyacı yok. Peki, Filistin mücadelesi nedir? Filistin bir çizgidir, dünyayı ikiye ayıran bir çizgi. Bu çizginin içerisinde kalanlar ahlak, tevhid, adalet üzeredir. Çizginin dışındakiler zulüm, sömürü, istibdat, küfür üzeredir. Biz çizgimizi belli etmek için buradayız. Tarafımızı belli etmek için buradayız. Gazze herkese tarafını belli etmesi için bir çağrıdır. Herkes tarafını belli etmelidir. Gazze ruhsuzluğumuza ruh oldu. Bizim için Gazze bir hayat iksiri olarak içimize, devreye girdi ve bir vicdan ayaklanması gerçekleşti. Kızlarımızın artık en büyük aşkı El-Aksadır. Gazze de direniş ana rahminde başlıyor. İsrail hapishanelerinde 144 e yakın esir kadın var ve bunların çoğu anne. İsrail uçaklarını yere yakın uçuruyor ki çıkan korkunç sesle hamile kadınlar bebeklerini düşürsünler. Filistinli mücahid kadınların rolü nedir? Olabildiğince mücahid çocuklar dünyaya getirmek. Siz çocuklarınızdan birini mescidi aksaya adamaya var mısınız? Filistin'i konuşmak kolay ama adanış ve adayışın neresindeyiz? Bir Gazze rüzgârı esti ve 72 millet bir yürek oldu. Gazzenin ahı yeryüzünde dolaşıyor.

  Hala Yahudi malları kullanıyorsanız siz de Gazze'nin ahından korkun. Peki, bu boykot işinde başarılı olamıyoruz. Lüks tüketim dünyaya egemen olduğunu düşünürsek bu boykotu yapamayız. Önce kendimizi değiştirmemiz lazım. Sade bir hayat yaşamak, Allah Rasulu ve sahabesinin örnekliğine dönmek lazım.

Gazze bize mesaj veriyor. Zillet ve sefalet içinde yaşamaktansa onur ve izzet içinde yaşamak daha evladır. Direniş, özgürlük direnmekle elde edilir. Direnin çünkü size direnmek yakışır.

Biz ne yapacağız? Bir kardeşlik, ümmet ve vahdet duvarı örmemiz gerekiyor. Öyle bir duvar örülmeli ki kahpe rüzgârların bu duvara etki etmemesi lazım. Şer güçlerin bu duvara toslayıp geri dönmesi lazım. Bunun için 4 damlaya ihtiyaç var. Birinci damla şehitlerin kandamlası. Bunu Gazzeliler üstlendi. İkinci damla âlimlerimizin, aydınlarımızın, cemaat liderlerimizin, düşünürlerimizin, akademisyenlerimizin mescidi aksa devası için kalemlerinden damlatacakları mürekkep damlası. Üçüncü damla ise Allahın davasını dert edinenlerin o yolda dökecekleri ter damlası. Dördüncü damla çocukların, kadınların, nine ve dedelerin, hastaların, gecenin bir vaktinde kalkıp Allah korkusuyla akıttıkları gözyaşı damlası. Yani, muttakilerin gözyaşı damlası. Bu damlalarla harcı kardığımız zaman muhkem bir duvar çıkacaktır. Böylece vahdetle kardeşliğimizi yaşamış olacağız. Bu bedeli ödemek lazım. Derdimiz, dersimiz, davamız, duamız Gazze olsun."

 Ramazan Kayan, konuşmasına, Filistinli bir annenin 6 Ocak 2009 tarihinde yazdığı mektubu okuyarak son verdi.

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir