İslam Davetçisi ve Önündeki Tehlikeler

İslam Davetçisi ve Önündeki Tehlikeler

Özgür-Der Diyarbakır Şubesi'nin “Alternatif Eğitim Dersleri” kapsamında dernek binasında düzenlediği eğitim dizisinde “İslam Davetçisinin Önündeki Tehlikeler” konuşuldu.

Özgür-Der Diyarbakır Şubesi'nin "Alternatif Eğitim Dersleri" kapsamında düzenlediği programların on beşincisi dün akşam dernek binasında yapıldı. "İslam Davetçisinin Önündeki Tehlikeler"  konusunun konuşulduğu program, müzakereli seminer şeklinde yapıldı.

Programda Mirpenc Akşit, davanın ne olduğu, davetçinin nasıl olması gerektiği ve kendisini bekleyen tehlikelerin neler olduğu-olabileceği hususunda tebliğ sunarken, Fikret Salık ise yapılan sunumu müzakere ederek katkılarını sundu.

İnkılabi ve Resulleri olan bir dava

"Nasıl bir dava?" sorusuna cevap arayarak konuşmasına başlayan Mirpenc Akşit bunu, İnkılabi ve Resulleri olan bir dava olmak üzere iki başlık altında açtı. İslam davasının devrimci-inkılâpçı bir yol olduğunu, muhatabı üzerinde köklü bir değişimi gerçekleştirmeyi hedeflediğini belirti.   İlahi olan bir davanın nasıl olduğu, yolcusunun da yol işaretlerinin de bu ilahi buyruklarca belirlendiğini söyledi.  Bu buyrukların geçmiş zamanın derinliklerinden uzayıp gelen köklü bir nesebe sahip olduğunu, bu örnek şahsiyetlerin peygamberler olduğunu verdiği örneklerle anlattı. İslam davetçisinin O, kıymetli kervanın rehberlik ettiği değerli kafileden bir fert olduğunu; o kervanın zamanında gericilikle, bozgunculukla, terörizmle itham edildiği gibi İslam davetçisinin de günümüzde aynı ithamlara muhatap olabileceğini ve işkenceyle, zulümle, tehditle ve sürülüp kovulmakla karşılaşabileceğini ifade etti.

"Ey örtünen, kalk ve uyar"

Akşit, tarihin seyri içerisinde tevhit-şirk kavgasının devam ede geldiğine dikkat çekerek, "ne zaman aydınlık için ışık yakılmışsa mutlaka onu söndürmeye çalışanlar olmuştur. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de bu ışığı söndürmeye çalışanlar olacaktır" şeklinde konuştu.  "Ey bürünüp örtünen, kalk ve bundan böyle uyar" ilahi buyruğuna muhatap olan Peygamber efendimizin kalkıp uyarmaya başladığı andan itibaren kendisine türlü engellerin çıkarıldığı gibi, "kalkıp, uyarmakla" mükellef olan bizlerin de bunu yapmaya çalıştığımız andan itibaren aynı şekilde önümüze çeşitli engellerin çıkarıldığını söyledi.

Dâhili ve harici engeller…

Bu engelleri "dâhili" ve "harici" olmak üzere iki kategoride değerlendiren Akşit, dâhili engellerin, davetçiye bağlı olarak geliştiğini belirterek bunları; bilgisizlik, kendini gerçekleştirememe, takvasızlık, sabır ve istikamet üzere olamama, dünyevileşme, bireyselleşme, düzensizlik, tembellik, kıskançlık,  iyi organize olamama ve yanlış eş seçimi alt başlıkları altında tek tek açtı.

Akşit konuşmasında, harici engellerin ise davetçiden bağımsız olarak, daha çok tağuti otoritelerin müdahalesi sonucu oluştuğunu, buna tekâmül eden mevcut TC devlet yapılanmasının, bütün kurum ve kuruluşlarıyla, İslam davetçisinin evrensel mesajının önüne geçmeye çalıştığını, bir yandan da resmi din anlayışıyla "dine karşı din" formülünü uyguladığını söyledi. Bunun Müslüman davetçi önünde en önemli engel olduğunun altını çizen Akşit, bu şirk düzeninin etkisinde olan cahili toplumun da bir engel olarak karşımızda durduğunu vurguladı. Yine kapitalist yaşam tarzından etkilenen bazılarımızın ailelerinin de önümüze "iyi niyet taşları" döşeyebileceklerine dikkat çekti. Bu noktada maddi sıkıntının da önemli bir engel teşkil ettiğini-gelecek kaygısının- davetçiyi ciddi olarak etkilediğini ifade etti.

Kararlı ve istikamet özere olmak

Karşısına çıkabilecek bu gibi engellere karşı ne yapılması gerektiği ile ilgili olarak davetçileri uyaran Akşit bunları; kararlılık, ilkelilik, disiplin, istişare, örnek bir yaşayış ve ahlak, davasına davet eden ve ilkelerinden taviz vermeyen olarak açıkladı. Davetçinin sağlam bir İslam akidesine sahip olmasının gereğinden bahsetti. Takva elbisesine bürünmüş müminin, her zaman davasında kararlı ve istikamet üzere olmasının önemi üstünde durdu.

Dünyevileşme tuzağı

Müzakeresinde davetçinin önündeki engellerden bahseden Fikret Salık bunlardan daha çok dünyevileşme tehlikesi özerinde durdu. İslam'ın dünyayı iyi ve kötü insanların ortaya çıkacağı bir imtihan alanı olarak gördüğünü, bu imtihanı kazanmanın yolunun da "iyiliği emir ve kötülükten nehiy"den geçtiğini söyledi. Problemin tamda burada karşımıza çıktığını anımsatan Salık, "emr edilen iyilikler"den rahatsız olanların tarihin her döneminde olduğu gibi hemen harekete geçtiklerini ve bir takım tuzaklar kurduklarına işaret etti. Bu tuzaklardan birinin de "davayı vicdanlara hapsetme" olarak gönümüzde karşılık bulduğunu, bu şekilde "laik, seküler ve profan" bir din anlayışının oluşturulmasının hedeflendiğini, buna karşı uyanık olunmasının önemi üstünde durdu. Davetçinin önüne bazı dünyevi vaatlerin de konduğunu ifade eden Salık, dünyevileşme üst başlığı altında; can ve maldan olma, makam ve mevkisini yitirme, aile, akraba ve çevredeki insanlardan çekinme, teknolojik ve popüler kültürün etkisinde kalma, diğer kardeşlerini kıskanma ve onlara karşı kibirlenme olarak açıkladı.

 Emin Altun / Haksöz-Haber

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir