Emrin amacı, Filistinlilerin arazileri üzerine kurulan Ateret ve Halamiş Yahudi yerleşim birimlerini birbirine bağlayacak yeni bir yerleşim yolu açmak.
Duvar ve Yerleşimle Mücadele Komisyonu bugün (3 Kasım Salı) yaptığı açıklamada, (T/48/26) numaralı askeri emrin geçen 28 Ekim’de çıkarıldığını ve 2028 yılı sonuna kadar geçerli olacağını belirtti. Açıklamaya göre emir, ekli haritalarda belirlenen arazilerin münhasır zilyetliğini askeri komutana veriyor ve “Ateret–Neve Tsuf acil durum yolu” olarak bilinen güzergâhın açılmasına zemin hazırlıyor.
Komisyon, hedef alınan alanın işgal yönetimince “devlet arazisi” olarak sınıflandırılan 5.891 dönümü kapsadığını, bunun toplam alanın yaklaşık yüzde 22,3’üne denk geldiğini, bu sınıflandırma dışında kalan arazilerin ise 20.582 dönüm olduğunu açıkladı.
Askeri emre dahil edilen arazilerin dağılımının, arazi sınıflandırma araçları ile askeri el koyma emirlerinin bütünleşik biçimde kullanıldığını ortaya koyduğunu vurgulayan komisyon, bunun “devlet arazisi” olarak sınıflandırılan ve sınıflandırılmamış arazileri, yerleşim birimlerini birbirine bağlamaya ve genişlemelerine hizmet eden tek bir güzergâha dahil ederek yerleşim altyapısının geliştirilmesi için gereken alanı sağlamayı amaçladığını ifade etti.
Komisyon, yerleşim yolunun öneminin hedef alınan arazinin büyüklüğünün ötesine geçtiğine dikkat çekerek, yolun Ateret ile “Neve Tsuf” adıyla da bilinen Halamiş çevresindeki yerleşim birimleri ve kaçak Yahudi yerleşim merkezleri arasındaki bağlantı ağını güçlendirme potansiyeline sahip olduğunu, bunun da yerleşimcilerin hareketini kolaylaştırıp Filistin beldeleri arasındaki varlıklarını pekiştireceğini kaydetti.
Komisyon, askeri emrin uygulanmasının, uygulama düzenlemelerine bağlı olarak Filistinlilerin tarım arazilerine ve güzergâha komşu parsellere erişimine ek kısıtlamalar getirebileceği ve üç beldedeki arazi sahipleri üzerindeki baskıyı artırabileceği uyarısında bulundu.
Komisyon ayrıca askeri emrin, arazinin mülkiyetini tek başına devretmeden belirli bir süre için el koyma ve zilyetliği düzenlemesine rağmen, askeri yetkilerin yerleşim altyapısını kalıcı hale getirmek ve Filistin toprakları üzerindeki kontrolünü genişletmek için kullanılmasına ilişkin temel soru işaretleri doğurduğunu vurguladı.

