Çiftçilere ve mülklerine yönelik saldırılara, yeni kaçak yahudi yerleşim merkezleri kurma girişimleri, Filistinlilere ait yapıların yıkılması ve yerleşim birimlerini genişletme planlarının ilerletilmesi eşlik etti.
Duvar ve Yerleşime Karşı Direniş Komisyonu’nun bilançosu, geçtiğimiz ayda işgal askerleri ve yerleşimci terör çeteleri saldırılarının ortalamasının günde 100’ü aştığını ortaya koyuyor.
Komisyon bugün (2 Kasım Pazartesi) yaptığı açıklamada, Filistinlileri, arazilerini ve mülklerini hedef alan 3 bin 133 saldırıyı belgelediğini duyurdu. Bunlardan 1764’ü işgal güçleri, 1369’u yerleşimci çeteler tarafından gerçekleştirildi. Eylül ayında toplam saldırı sayısı 2 bin 51 olmuştu; bu da yüzde 52,8’lik bir artışa karşılık geliyor.
Ancak en dikkat çekici sıçrama yerleşimci saldırılarında yaşandı. Bu saldırılar 647’den 1369’a çıkarak yüzde 111,6 arttı. İki ayın bilançoları arasındaki fark hesaplandığında, yerleşimci saldırılarındaki artış toplam artışın yaklaşık üçte ikisini oluşturdu. Bu da hasat mevsiminde Batı Şeria’da yaşanan tırmanışta yerleşimci çete saldırılarının ağırlığını gözler önüne seriyor.
Saldırı bilançosunda 704 saldırıyla Ramallah ve el-Bire ilk sırada yer aldı. Onu 636 saldırıyla Nablus ve 568 saldırıyla El Halil izledi. Bu üç vilayet toplamın yaklaşık yüzde 61’ini oluşturdu.
Komisyon ayrıca Cenin’de 224, Kudüs’te 219, Selfit’te 217 ve Beytüllahim’de 198 saldırı kaydetti. Bu dağılım, saldırıların Batı Şeria’nın kuzeyi, ortası ve güneyi boyunca yayıldığını, ilk üç vilayette ise belirgin bir yoğunlaşma olduğunu gösteriyor.
Komisyonun tespit ettiği tırmanış, mevcut zeytin mevsiminin ciddiyetine ilişkin BM raporlarıyla da örtüşüyor. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), 1-26 Ekim tarihleri arasında yaralanma ya da mülk hasarıyla sonuçlanan 397 yerleşimci saldırısı belgeledi. Bu, söz konusu türdeki olayların 2006’da kayıt altına alınmaya başlanmasından bu yana görülen en yüksek aylık bilanço oldu.
Saldırıların merkezinde zeytin
Geçen ay saldırılardan 5 bin 890 ağaç etkilendi. Bunların 4 bin 498’i, yani hedef alınan ağaçların yaklaşık dörtte üçü zeytin ağacıydı. Tek başına El Halil’de, toplamın yarısından fazlasına denk gelen 3 bin 366 ağaç zarar gördü; onu 666 ağaçla Nablus izledi.
Ağaçların hedef alınmasının etkisi tek bir mevsimin ürün kaybıyla sınırlı kalmıyor. Ürün veren bir zeytin ağacının zarar görmesi, sahiplerini yıllarca süren düzenli bir gelir kaynağından mahrum bırakabiliyor; araziyi ıslah etme ve yeniden dikim maliyeti de, zaten tarlalarına ulaşmakta güçlük çeken çiftçilerin kayıplarına ekleniyor.
Komisyon, 165 zeytin hırsızlığı vakasının yanı sıra 384 baş koyunun çalındığını belgeledi. Bu olaylar, ürünü ve hayvan varlığını da hedefin içine alarak tarım ve hayvancılıkla geçinen ailelerin yükünü katlıyor.
Hırsızlık ve el koyma vakaları 45 aracı, 9 traktörü ve 4 iş makinesini kapsadı. Komisyon ayrıca, aralarında 22 çocuk ve 22 kadının bulunduğu en az 356 Filistinlinin yerleşimci saldırılarından doğrudan etkilendiğini dile getirdi.
Yeni kaçak yerleşim merkezleri ve içinde yaşanan evlerin yıkımı
Saldırılarla eş zamanlı olarak yerleşimciler 28 yeni kaçak yahudi yerleşim merkezi kurmaya çalıştı. Bu girişimlerin dokuzu El Halil’de, sekizi Nablus’ta yoğunlaştı. Komisyonun verilerine göre böylece iki vilayet, ay boyunca kaçak yerleşim merkezi kurma girişimlerinin yüzde 60’ından fazlasını oluşturdu.
Buna karşılık işgal organları, 129 Filistin yapısını kapsayan 62 yıkım operasyonu gerçekleştirdi ve 11 tebligat yayımladı. Bu süreçte yerleşimci varlığının genişlemesi, Filistinlilerin barınma ve çalışma imkânlarının daraltılmasıyla eş zamanlı ilerliyor.
Yıkılan yapılar arasında ikamet için kullanılan 62 yapı bulunuyordu. Yıkımlardan, aralarında 125 çocuk ve 45 kadının bulunduğu en az 220 Filistinli doğrudan etkilendi.
İkamet için kullanılan konutların hedef alınması, yıkımın etkisinin binaların kendisini aşarak ailelerin istikrarına uzandığı anlamına geliyor. Tarımsal yapıların ve geçim kaynaklarının yıkılması ise etkilenen bölgelerde kalmayı ve hayatı yeniden kurmayı daha da zorlaştırıyor.
Emirler ve ihaleler kontrol alanını genişletiyor
Komisyon, yaklaşık 229,6 dönümü hedef alan beş emir ve ilan tespit etti. Bunlar arasında Sair, Şuyuh ve Bettir’de 182,81 dönüm arazinin “devlet arazisi” olarak tescil edilmesi, ağaç ve bitki örtüsünün kaldırılmasına ilişkin emirler ve askeri el koyma kararları yer alıyor.
Planlama alanında ise işgal organları on yerleşim planını ilerletti. Bunların beşi, işgal yönetiminin Kudüs belediye sınırları dışında olup 912 konut birimi içeriyor; beşi ise Doğu Kudüs’te bulunuyor. Bunlardan 475 konut birimi içeren üçü onaylandı.
Ayrıca 1629 konut birimini kapsayan beş plan ihaleye çıkarıldı. Bunların 1279’u Doğu Kudüs’te, 350’si Maale Adumim yerleşim biriminde bulunuyor; buna “Modiin İlit”teki kamu ve ticari kullanım alanları da ekleniyor.
Komisyon, bu tedbirlerin saldırılar ve yıkımlarla eş zamanlı yürütülmesinin sahada oldubittiler dayatmaya ve fiili ilhakı hızlandırmaya hizmet ettiğini belirterek, Filistinlileri korumak ve sorumluları hesap vermeye zorlamak için somut uluslararası adımlar atılması çağrısında bulundu.
Ekim bilançosu, Filistinliler üzerindeki baskının eş zamanlı birçok kanaldan ilerlediğini gösteriyor: Çiftçiye saldırı, ürününün çalınması, ağaçlarına zarar verilmesi, evinin ya da tesisinin yıkılması ve ardından çevresindeki yerleşimci varlığının genişletilmesi. Böylece kayıp, zeytin mevsimini aşarak arazi sahiplerinin o topraklarda yaşamaya ve çalışmaya devam edebilme kapasitesine uzanıyor.

