
Irak’ta yolsuzluk operasyonu ve yeni hesap verme süreci
Taha Emin, Irak’ta onlarca milletvekili ve yetkiliyi kapsayan geniş çaplı yolsuzluk operasyonunu, kamu kaynaklarının geri alınması, yargı sürecinin seyri ve ülkede yeni bir hesap verme döneminin başlayıp başlamayacağı soruları üzerinden değerlendiriyor.
Irak’ta Yolsuzluk Operasyonu ve Yeni Hesap Verme Süreci
Yazar Taha Emin / Fokus+
Irak’ta son dönemde başlatılan yolsuzlukla mücadele operasyonu, ülkedeki en karmaşık dosyalardan birini yeniden gündeme taşıdı. Yıllardır devlet kurumlarına yönelik yolsuzluk suçlamaları dile getirilse de bu iddialar çoğu zaman önde gelen siyasi isimlere uzanan geniş çaplı soruşturmalara dönüşmemişti.
Irak’ta 28 Haziran 2026’da yapılan ve onlarca milletvekili ile yetkiliyi kapsayan gözaltılar, bu kez yeni bir dönemin başlayıp başlamadığı sorusunu gündeme getirdi. Operasyonun, yolsuzlukla mücadele ve kamu kaynaklarının geri alınması açısından yeni bir sürecin başlangıcı mı olacağı, yoksa siyasi çıkarların iç içe geçtiği mevcut denklemde etkisi sınırlı bir hamle olarak mı kalacağı merak ediliyor. Öte yandan bu sürecin Irak siyasetinde önümüzdeki dönemde nasıl sonuçlar doğuracağı da yakından takip ediliyor.
Geniş çaplı operasyon
Resmî verilere göre operasyon, 28 Haziran sabahı erken saatlerde başladı. Terörle Mücadele Birimi ve güvenlik güçleri, Bağdat’taki Yeşil Bölge ile farklı noktalarda baskınlar düzenledi. Reuters ve Irak Haber Ajansı’nın aktardığına göre baskınlar, yolsuzluk suçlamasıyla haklarında yargı tarafından yakalama kararı çıkarılan isimlere yönelik yapıldı.
Azm Koalisyonu Başkanı Müsena es-Samarrai
Irak Haber Ajansı, en az 12’si milletvekili olmak üzere 47 yetkilinin gözaltına alındığını duyurdu. Ajans, gözaltına alınan bazı isimleri de paylaştı. Bunlar arasında Azm Koalisyonu Başkanı Müsena es-Samarrai, milletvekilleri Ziyad el-Cenabi, Muhammed el-Kerbuli ve Aliye Nasif, Petrol Bakan Yardımcısı Ali Mearic ile siyasetçi İbrahim es-Sumeydayi öne çıktı.
Yetkililere göre gözaltılar, petrol sektöründeki bir yolsuzluk dosyası kapsamında 30 Mayıs 2026’da gözaltına alınan eski Petrol Bakan Yardımcısı Adnan el-Cumeyli’nin ifadelerine dayanan soruşturmaların ardından geldi. Federal Dürüstlük Komisyonu ise tüm sürecin hukuka uygun şekilde ve yargı denetiminde yürütüldüğünü açıkladı.
Siyaset ve strateji uzmanı Dr. Ali Ağvan, mevcut operasyonun eski Petrol Bakan Yardımcısı Adnan el-Cumeyli hakkında yürütülen soruşturmanın ardından başladığını belirtiyor. Ağvan’a göre soruşturmalarda yer alan ifadeler, yasalara aykırı kolaylıklardan ve anlaşmalardan yararlandığı öne sürülen siyasi ve parlamenter isimlere uzanan sürecin önünü açtı. Bu da son günlerde çıkarılan yakalama kararlarının neden bu kadar genişlediğini açıklıyor.
Ağvan, Fokus+’a yaptığı değerlendirmede bu gelişmelerin yolsuzlukla mücadelede ilk adım niteliği taşıdığını, ancak soruşturmaların elektrik, petrol ve kamu ihaleleri gibi kritik alanlara uzanmaması hâlinde yeterli olmayacağını söyledi.
Ağvan ayrıca takiplerin dar bir çerçevede kalması durumunda, bunların kurumsal bir reformdan çok siyasi adımlar olarak yorumlanabileceğini vurguladı.
Ele geçirilen para ve mallar
İlk baskınların sonuçları, soruşturmanın mali boyutunun genişlediğini gösterdi. Operasyonlarda yüklü miktarda para, gayrimenkul ve altın ele geçirildi.
Konuya yakın medya raporlarına göre güvenlik güçleri, oğlu ile birlikte gözaltına alınan milletvekili Aliye Nasif’in evinde 20 milyar Irak dinarından fazla para buldu. Bu tutar yaklaşık 15,5 milyon dolara denk geliyor. Nasif’in oğlunun daha önce eski Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin ofis müdürü olarak görev yaptığı belirtildi. Evde ayrıca altın da ele geçirildi.
BBC’nin 28 Haziran 2026’da yayımladığı habere göre yetkililer soruşturma kapsamında yaklaşık 98 milyar Irak dinarı, 11 milyon dolardan fazla nakit para, yaklaşık 1,5 kilogram altın ve Bağdat, Selahaddin ile Erbil’de yaklaşık 40 gayrimenkule de el koydu. Soruşturmalar kapsamında silah ve mühimmat da ele geçirilenler arasında yer aldı.
Aynı bağlamda, Başbakan’ın Mali İşler Danışmanı Mazhar Muhammed Salih, 28 Haziran’da Irak Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada kamu kaynaklarının geri alınmasının yalnızca maddi değerle sınırlı olmadığını söyledi. Salih’e göre bu adım, bütçe üzerindeki baskıyı azaltıyor, borçlanma ihtiyacını düşürüyor, yatırımcı güvenini destekliyor ve ekonomik kalkınmayı teşvik ediyor.
Beklenen siyasi sonuçlar
Gözlemcilere göre operasyon, Irak hükûmetinin yolsuzlukla mücadelede ne kadar ciddi olduğunu gösterecek önemli bir sınav niteliği taşıyor. Ülkede uzun süredir yolsuzluğa karışan isimlerin hesap vermesi ve kamu kaynaklarının geri alınması yönünde güçlü bir toplumsal talep bulunuyor.
Dr. Ali Ağvan, operasyonun aynı hızla sürmesi hâlinde parlamentodaki güç dengeleri üzerinde baskı oluşturabileceğini düşünüyor. Ancak Ağvan’a göre siyasi hesaplar, yolsuzluğa karışan isimlerin takibinin önünde engel olmamalı. Kamu malının geri alınması ve vatandaşların haklarının korunması, parti dengelerine ilişkin hesapların önünde gelmeli.
Aynı çerçevede Irak ve uluslararası siyaset araştırmacısı Mücaşi et-Temimi de bu kadar çok milletvekili ve yetkiliye yönelik takibin, hukukun uygulanmasında daha sert bir döneme işaret ettiğini belirtiyor.
Temimi, Fokus+’a yaptığı değerlendirmede köklü bir dönüşümden söz etmek için henüz erken olduğunu söyledi. Ona göre operasyonun nasıl değerlendirileceğini, sürecin devam edip etmeyeceği, yargının bağımsızlığı ve dosyanın herhangi bir siyasi pazarlığa konu olup olmayacağı belirleyecek.
Başbakan Ali ez-Zeydi
Başbakan Ali ez-Zeydi ise hükûmetinin yolsuzluk dosyalarını takip etmeyi ve kamu kaynaklarını geri almayı sürdüreceğini açıkladı. Zeydi, “Artık bu duruma sessiz kalmak mümkün değil” ifadelerini kullandı. Öte yandan operasyonlara, Ulusal Akım lideri Mukteda es-Sadr’ın da aralarında bulunduğu bazı siyasi güçlerden destek geldi.
Buna karşılık BBC’ye konuşan analistler, operasyonun başarısının, yetkililerin soruşturmaları tamamlayıp kesin yargı kararlarına ulaşma kapasitesiyle ölçüleceğini belirtti. Bazı değerlendirmelere göre operasyonun sürmesi ve daha etkili isimlere uzanması hâlinde parlamentodaki ve siyasi bloklar içindeki güç dengeleri yeniden şekillenebilir.
Öte yandan bazı analistler, mevcut hükûmetin bu operasyon tek başına geniş çaplı olsa bile yolsuzluğu tamamen ortadan kaldırmasının mümkün olmayabileceğini düşünüyor.
Ağvan’a göre operasyonun başarıya ulaşması için hükûmet, yargı, Dürüstlük Komisyonu ve yürütme kurumları arasında sürekli bir koordinasyon gerekiyor. Bu koordinasyonun, soruşturmaların tamamlanmasını ve kamu kaynaklarının açık bir hukuki çerçeve içinde geri alınmasını sağlaması bekleniyor.
Siyasi uzman, sürecin bu aşamada durması hâlinde operasyonun kalıcı bir değişim yaratamayan önceki kampanyalara benzeyeceği uyarısında bulunuyor.
Analist Temimi de bu görüşe katılıyor. Temimi’ye göre operasyonun sürdürülebilirliği, yargının bağımsızlığına, soruşturmaların karar aşamasına kadar tamamlanmasına ve nüfuzu ne olursa olsun hiçbir tarafın istisna tutulmamasına bağlı olacak. Ancak bu şekilde yolsuzlukla mücadele, kalıcı bir kurumsal politika hâline gelebilir.
Soruşturmalar devam ederken bu operasyonla ilgili nihai değerlendirme, yargının gözaltıları kesin hükümlere dönüştürme ve kamu kaynaklarını geri alma kapasitesine bağlı olacak. Bu da operasyonun yolsuzlukla mücadelede yeni bir dönemin başlangıcı mı, yoksa köklü bir değişim yaratamayan önceki kampanyaların devamı mı olduğunu gösterecek.





HABERE YORUM KAT