İsrail için savaşa sürüklenen Amerikan askerlerinin isyanı

İsrail için savaşa sürüklenen Amerikan askerlerinin isyanı

Abdullah Muradoğlu, Amerikan askerlerinin İsrail'in hedefleri uğruna bölgede tutulmaktan duydukları rahatsızlığı ve ABD'nin bu politikalar yüzünden sürüklendiği çıkmazı analiz ediyor.

Yeni Şafak / Abdullah Muradoğlu

Amerikan askerleri “Goy” olmak istemiyor!

“Travma Sonrası Stres Bozukluğu”nun (TSSB) tarihi Amerikan iç savaşına kadar gitse de tıp literatürüne girişi 1980’lerin başlarında gerçekleşti. Vietnam’da, Afganistan’da, Irak’ta savaşan işgalci Amerikan askerlerinin sivil hayatlarına dönüşlerinde yaşadıkları psikolojik rahatsızlıklar çok sayıda filme de konu olmuştur. Bu psikolojik rahatsızlıklar ülke savunmasıyla değil, başka ülkelerin işgal edilmesiyle ilgili olarak ortaya çıkıyor.

Aşırı alkol kullanımı, bağımlılık, depresyon, uykusuzluk, intihar düşünceleri ve diğer hastalıklar sıklıkla “TSSB” ile ilişkilendiriliyor. Aile ve iş hayatında sorunlara yol açan bu hastalıkların daha çok “Vietnam savaşı”ndan sonra ortaya çıktığını hatırlatmalıyım.

1960’larda Amerika’da Vietnam savaşına yönelik kitlesel protestolar gerçekleşmişti. Tepkiler o kadar şiddetliydi ki Vietnam’da savaşan askerler bu ülkede savaştıklarını gizleme yoluna gidiyorlardı. 1980’lerin başlarında gösterime giren “Rambo-İlk Kan” filmi Vietnam’da savaşan bir askerin sivil hayatta karşılaştığı tepkileri anlatıyordu. Yönetmenliğini Oliver Stone’un yaptığı “Müfreze” filmiyse Vietnam’daki askerlerin iç çelişkilerini, çatışmalarını sergiliyordu.

Dolayısıyla Amerika’da “kara savaşları” her zaman tartışılan ve kaçınılması gereken bir başlık olarak ele alınır. ABD’nin İran’a “kara” yerine “hava savaşı” başlatmasının bir sebebi de budur. Siyonistler ise Amerikalılar’ın “kara savaşı” başlatmaları için her yolu deniyorlar.

Körfez bölgesinde konuşlandırılan “USS Abraham Lincoln Uçak Gemisi”nde görev yapan askerlerin yaşadıkları zorluklar bir süredir gündemde. 5 bin civarında askerin yer aldığı “USS Abraham Lincoln” yaklaşık dokuz aydır denizde bulunuyor. Yeterli beslenmeyen, kilo kaybı yaşayan, temiz su sıkıntısı çeken ve her an tetikte tutulan askerlerin rahatsızlıkları ayyuka çıktı. İddialara göre gemide karışıklık yaşandı, hatta bazı askerler intihar girişiminde bulundu.

16 Ağustos’ta “Guardian” gazetesinde yer alan haberde asker ailerinin tepkilerine yer veriliyordu. Washington merkezli “Quincy Sorumlu Devlet Yönetimi Enstitüsü” Başkan Yardımcısı Trita Parsi ise aynı gün “X” hesabında yaptığı bir paylaşımda Körfez bölgesinde konuşlu bir Amerikan savaş uçağının kanatlarına yazılan karalamaları gündeme getiriyordu. Karalamalar savaş bölgesindeki Amerikan askerlerinin ruh hallerini yansıtıyordu.

Parsi “Bu fotoğraf bana sahadan gönderildi. Bunlar, Basra Körfezi’ndeki ABD askerlerinin bir uçak kanadının tozuna karaladıkları mesajlar” diyordu. Karalamalarda “Uslu bir Goy ol ve İsrail ne yapmanı söylüyorsa onu yap!”, “Epstein Fury Operasyonu” ve “64 numaralı barış anlaşması yolda… Bütün bunlar Kutsal Topraklar için” gibi mesajlar yer alıyordu.

Bu mesajlar Amerikan askerlerinin içinde bulundukları durumu nasıl yorumladıklarını göstermesi bakımından son derece dikkat çekici. Mesaj veren askerler ABD’nin bölgedeki konuşlanmasının Amerikalılar için değil “İsrail için” olduğunun bilincindeler. Yani, “neden İsrail için ölmek zorundayız, neden buradayız” demeye getiriyorlar ve haklılar tabii.

Mesajlarda yer alan “Goy”, “Yahudi olmayan” demek. Siyonistler’in kitabında “Goy” ya da çoğulu “Goyim” sözde ‘seçilmiş bir halk’ olan Yahudiler’e hizmet etmekle mükellef alt insan gruplarını ifade ediyor. Pentagon İran'a saldırıları “Operation Epic Fury (Destansı Öfke Operasyonu)” olarak adlandırmıştı. Mesajlarda operasyonun “Epstein Fury Operasyonu” olarak nitelenmesiyse İsrail’in şantaj yoluyla ABD’yi savaşa sürüklediğini ima ediyor.

Parsi “X” paylaşımında mesajlarla ilgili olarak bir askerin kendisine şunları söylediğini de aktarıyordu: “Medyadaki insanlar geçmişteki çatışmaları bununla karşılaştırırken anlamadıkları şey, bu operasyonun arkasında hiçbir moralin olmamasıdır. Bu, istenmeyen yerlere süresiz olarak gönderilen askerler için çok büyük bir fark yaratıyor."

Parsi uçak kanadındaki asker mesajlarının kendisi için ne anlama geldiğiniyse “Bir savaşın arkasında moral yoksa, kazanmak sadece onu sona erdirmek anlamına gelir. Böylesine adaletsiz bir savaşta başka türlü bir ‘kazanma’ yoktur” sözleriyle ifade ediyordu.

Kılavuzu İsrail olan Amerika’nın nasıl bir batağa sürüklendiği gün gibi ortada. Trump her ne kadar İran’a savaş açmaktan ve Amerika’da benzin fiyatlarının artmasından ötürü özür dilemeyeceğini söylese de durum pek öyle gözükmüyor. Trump İsrail için başlattığı savaşı nasıl bitireceğini kestiremiyor, sürekli söylem değiştirerek ara seçimlere kadar durumu idare etmeye çalışıyor. Seçimler Kasım’da yapılacak ve Trump’ın zamanı giderek daralıyor.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir