İnadına Etnisite Vurgusu, Geri Tepmeli Bir Silah Gibidir!

İnadına Etnisite Vurgusu, Geri Tepmeli Bir Silah Gibidir!

“Son zamanlarda hele de resmî söylemlerde etnisite vurgusunda daha bir yoğunluk gözlenmektedir; kavmî veya lisanî bağın bir ayrıcalığının olduğuna dair inancımızdan bir delilimiz varmışçasına…”

Selahaddin Eş Çakırgil’in yeni yazısı:

İnadına Etnisite Vurgusu, Geri Tepmeli Bir Silah Gibidir!

İslam tarihi boyunca İslam Milletini / Ümmetini yaralayan en büyük sosyal hastalıklardan birisi kabilecilik, kavmiyetçilik, ırkçılık ve de mezhebçilik oldu. Diğer bir çok hastalıkları atlattık, ama, bunlar 14 asrımızı doldurdu ve sosyal bünyelerimizi hâlâ da içten içe kemiriyor.

Halbuki, Kur’an,  insana yerini ve konumunu,  ‘Biz insanı topraktan; bir damla su ve kan pıhtısından halkettik..‘  gibi ifadelerle ve sadece sûreten değil, sîreten ve taşıdığımız değerlerle de insan olabileceğimizi hatırlatmıştır.

Kezâ, Resul-i Ekrem (S)‘in 14 asır önce, ‘Vedâ Haccı Hutbesi’nde dile getirdiği, ‘Ey insanlar hepiniz Benî Âdem’siniz (Âdem’in çocuklarısınız), Âdem ise topraktandır..‘ meâlindeki kurtarıcı ikaz ve ihtarından da uzaklara düşmüşüzdür.

İnsanların maddî açıdan yoğruldukları çamura takılıp kalmaları ve ona göre bir yapmacık üstünlük veya düşkünlük teorileri geliştirmelerinin bir hakikatli mantığı var mıdır?

Birileri çıkar, kendilerinin Peygamber soyundan geldiklerini söyler; kimileri filanca ulu zatın nesline; kimileri filanca yüce kavme, ırka, renge mensub; kimileri filanca görkemli şehir, ülke veya coğrafyada, doğduklarını, kimileri filan sosyal sınıfa aid olduklarını iftihar vesilesi yaparlar.

Yazının Devamı >>>

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir