1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. İLKAV: Direnen Özgür-Der Kapatılamaz!
İLKAV: Direnen Özgür-Der Kapatılamaz!

İLKAV: Direnen Özgür-Der Kapatılamaz!

İLKAV’ın çağrısıyla Özgür-Der’le dayanışmak üzere Sıhhiye Postanesi önünde toplanan grup baskıları protesto etti. Basın açıklamasının ardından konuyla ilgili Başbakanlık'a mektup gönderme eylemi gerçekleştirildi.

29 Nisan 2009 Çarşamba 13:31A+A-

İLKAV'ın çağrısıyla Özgür-Der'le dayanışmak üzere Sıhhiye Postanesi önünde toplanan grup eylem boyunca ellerinde "Özgür-Der Kapatılamaz!", "Özgürlük Talebi Yargılanamaz!" yazılı dövizler taşıdı. Topluluk eylemde sık sık "Direnen Özgür-Der Kapatılamaz!", "Zulme Karşı Direneceğiz!", Direnen Özgür-Der'e Ankara'dan Bin Selam!", "Dilenenler Değil Direnenler Kazanır!", "Direniş, Adalet Özgürlük!", "İslami Hareket Engellenemez!" şeklinde sloganlar attı ve tekbir getirdi.

Özgür Eğitim-Sen'in de destek verdiği eylemde İLKAV adına basın açıklamasını okuyan Abdurrahman Çeliker, Özgür-Der'in İslami kimliği ve ilkeleri belirleyici kılarak adalet ve özgürlük mücadelesi verdiğini belirterek; On yıldır Türkiye başta olmak üzere küresel zulme, adaletsizliğe, katliama, işkenceye, işgale, düşüncenin suç olmasına karşı İslami kimliği ile mücadele eden ve toplumu aydınlatmaya, muhalefet bilincini güçlendirmeye hak ve özgürlükleri talep edecek şahsiyetli onurlu bir tutum kazanmasına yardımcı olmaya çalışan Özgür-Der'in kapatılmak istendiğine dikkat çekti. Statükoya yönelik eleştirilerinden dolayı Özgür-Der özelinde diğer tüm muhalif çabaların bu şekilde susturulma, sindirilme ve tasfiye edilme çabalarının resmi ideoloji baskısının vahim bir tezahürü olduğunu ifade eden Çeliker, Egemen oligarşi ve işbirlikçileri şunu bilsinler ki, resmi ideoloji dayatmalarına asla teslim olmayacağız. İlkeli İslami kimlik ibrazına, İslami kimlik ve ilkelerimizi tavizsiz korumaya, zulme karşı daha gür sesle hakkı haykırmaya devam edeceğiz. Her türlü baskıya karşı itiraz etmeye, hukuk ve özgürlükleri gündemleştirmeye, herkes için ayrımsız bir şekilde adalet ve özgürlük istemeye devam edeceğiz diyerek konuşmasını tamamladı.

Basın açıklaması, adalet ve özgürlük talepleriyle iktidara gelen ancak muhalif düşünce ve sesleri susturmak için önce İlkav'a daha sonra da Özgür-Der'e kapatma davası açan kadroların lideri olan Başbakan Tayyip Erdoğan'a, Özgür-Der'e açılan kapatma davasının protesto edildiğini belirten mektubun gönderilmesinin ardından sona erdi.

Basın açıklamasının tam metni:

ÖZGÜR-DER KAPATILAMAZ

Türkiye'de yaşanan hak ihlalleri başta olmak üzere, küresel çapta işlenen insanlık suçlarına karşı tam 10 yıldır İslami kimlikli muhalif bir tutum sergileyen Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneğinin (Özgür-Der'in) "İnancımızın ve Kimliğimizin Aşağılandığı, Resmi İdeolojinin Dayatıldığı Törenlere Tavır Alalım" başlıklı çağrısını "Anayasa ve Kanunlara aykırılık" şeklinde niteleyen İstanbul Valiliğinin Fatih Savcılığına başvurusu sonucu Özgür-Der hakkında kapatma davası açılmıştır.

Özgür-Der tarafından imzaya açılan ve birçok kuruluşunda imzası bulunan bildiride; Okullarda çocukların ve gençlerin militarist yönlendirmelere tabi tutulması eleş­tirilmiş, her sabah ders başlamadan önce ve resmi bayramlar vesilesiyle düzenlenen törenlerde askeri direktiflerle icra edilen ve marş söylemek, ant içmek gibi ritüeller içeren uygulamaların terk edilmesi istenmişti. Atatürk'ün şahsında kişi yüceltmeye, putlaştırmaya dayalı bu törenlerin çocukların ve gençlerin kişiliklerine yönelik baskıcı bir ortam oluşturduğu, daha genelde de ırk­çı, faşizan eğilimleri beslediği dile getirilmiş ve bu tarz militarist nitelikli törenlerin eğitimin bir parçası sayılmaması gerektiği ifade edilerek öğrenci velilerine bir çağrıda bulunulmuş ve çocuklarını bu törenlere göndermemeleri talep edilmişti.

İşte bu temel adalet ve özgürlük talebinden dolayı Özgür-Der suçlanmakta ve kapatılması istenmek­tedir. Bildirinin kamuoyuna ilan edilmesinden sonra gerek Özgür-Der Genel Merkezi ve şubeleri, gerekse de imzacı diğer kuruluşlar yoğun bir baskı ile karşılaşmışlardır. Valiliklerce denetimler sıkılaştırılmış ve savcılıklarca soruşturmalar açılmıştır. Nihayet bildiriyi "anayasa ve kanunlara aykırılık" şeklinde niteleyen İstanbul Valiliği'nin talebiyle Fatih Savcılığınca Özgür-Der hakkında kapatma davası açılmıştır.

Özgür-Der İslami kimliği ve ilkelerimizi belirleyici kılarak adalet ve özgürlük mücadelesi veriyor. Toplumu aydınlatmaya muhalefet bilincini güçlendirmeye hak ve özgürlükleri talep edecek şahsiyetli onurlu bir tutum kazanmasına yardımcı olmaya çalışıyor. Statükoya yönelik eleştirilerinden dolayı Özgür-Der özelinde diğer tüm muhalif çabaların bu şekilde susturulma, sindirilme ve tasfiye edilme çabaları resmi ideoloji baskısının vahim bir tezahürüdür.

 Silahlı-Silahsız bürokrasi tarafından yapılan baskılara rağmen adalet ve özgürlük taleplerinden asla taviz vermeyen Özgür-Der bugün özgürlük ve adalet söylemleriyle iktidar olan siyasi kadrolar tarafından kapatılmaya çalışılıyor. Düşünce özgürlüğünün adeta sakız gibi çiğnendiği bir ortamda sergilenen bu tutum iktidarın tutarsızlığının ve acziyetinin açık bir göstergesi olmuştur. Kaldı ki, anayasal düzene muhalefet içerse dahi legal bir etkinlik ile taleplerin dile getirilmesinden duyulan bu hazımsızlık insan hakları ve sivil toplum anlayışıyla bağdaşmaz. Totaliter yaklaşıma karşı olduğu söylenen siyasi anlayış sahiplerinin ortaya koydukları bu tutum baskıcı, ceberrut resmi ideoloji savunuculuğunun adeta bulaşıcı bir mahiyet kazandığının da göstergesi olmuştur.

Gerçekten ezilenler ezenlerine öykünüyor. Ezenlerine benziyor ve onların çizgisinden yürüyorlar. Anlaşılan o ki, darbe sürecinin hukuksuzluğunu gidermek üzere halktan yetki isteyenler, "sıcak" hükümet koltuklarında oturmanın ancak darbeci gelenekle uzlaşmaktan geçtiğini kavramışlar. Böylece 28 Şubat sürecinde bolca şahit olduğumuz "suç olmadan cezalandırma" hukuksuzluğuna benzer bir uygulamaya daha imza atmak AKP hükümetine nasip olmuştur. Buradan bir kez daha AKP kadrolarını uyarıyoruz; Kraldan çok kralcılık bugüne dek kimseye hayır getirmemiştir, şahsiyet kazandırmamıştır.

Özgür-Der'i kapatabilirler ama bizler inanıyoruz ki hak ve özgürlük mücadelesi veren kardeşlerimizi asla susturamayacaklar.

Yaşanan zulmü kanıksayarak, kendilerine ve çocuklarına yönelik bunca kuşatmayı, dayatmayı, baskı ve yasakları sorgulamayı, bunlara itiraz etmeyi ve temel hak ve özgürlüklerini talep etmeyi başaramayan, zulme dayalı bu statükoyu değiştirme iradesini göstermek yerine, pasif, silik ve edilgen bir tutumla egemenlerin "lütfettikleri"yle yetinen toplumların özgürleşmesi mümkün değildir. Zulmedenlerin, yaptıkları zulümden nadim olup, gasp ettikleri hak ve özgürlükleri kendiliğinden, zulme rıza gösteren kitlelere armağan olarak iade ettikleri hiç görülmemiştir. Bu bakımdan, despot oligarşinin arzu ve isteklerine göre dizayn edilmiş, sömürüye dayalı düzene uyumlu ve itaatkâr vatandaşlar yetiştirmeyi hedefleyen "zorunlu ideolojik eğitim", "Kemalizm dinine zorunlu kulluk" kuşatmasını fark edip öncelikle bu temel sorunu çözmeye yönelik özgürlük mücadelesi veren ve bu nedenle hakkında kapatılma davası açılan Özgür-Der'i bu haklı davasından dolayı selamlıyoruz.

Egemen oligarşi ve işbirlikçileri şunu bilsinler ki, resmi ideoloji dayatmalarına asla teslim olmayacağız. İlkeli İslami kimlik ibrazına, İslami kimlik ve ilkelerimizi tavizsiz korumaya, zulme karşı daha gür sesle hakkı haykırmaya devam edeceğiz. Zulme karşı onurlu bir direnişle, tevhid, adalet ve özgürlük mücadelemizi, zulüm ülkemizden def olana kadar, ısrarlı ve istikrarlı bir biçimde sürdüreceğiz. Biz bu ülkenin asıl sahipleriyiz, biz bu ülkenin Müslüman halkıyız. Biz varız, bu ülkenin gerçeğiyiz ve var olmaya da devam edeceğiz. Bize herkes alışmak ve kabullenmek zorundadır. İşte bu nedenle Özgür-Der'i susturamazlar. Zulme karşı itiraz etmeye, hukuk ve özgürlükleri gündemleştirmeye, herkes için ayrımsız bir şekilde adalet ve özgürlük istemeye devam edeceğiz. Ve zulme asla rıza göstermeyeceğiz.

Bizler İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı (İLKAV) olarak daha önce vakfımıza açılan ve mahkemesi devam etmekte olan kapatma davası ile bugün Özgür-Der hakkında açılan kapatma davasını İslami Kimliğimize ve düşünce ve örgütlenme özgürlüğüne yöneltilmiş bir saldırı olarak görüyoruz. Buradan bir kez daha Özgür-Der ile dayanışma içinde olduğumuzu ilan ederken, 28 Şubat hukuksuzluğunu aynen yansıtan bu baskıcı, yasakçı tutumun AKP Hükümeti tarafından da sürdürülüyor olmasını kınıyoruz ve hiçbir zaman susturulamayacak olan sesimizle haykırıyoruz.

ÖZGÜR-DER'E SELAM DİRENİŞE DEVAM

İLKAV

 

Başbakan Recep Tayyib Erdoğan'a Gönderilen Mektup:

Sayın BAŞBAKAN;

Türkiye'de yaşanan hak ihlalleri başta olmak üzere, küresel çapta işlenen insanlık suçlarına karşı tam 10 yıldır İslami kimlikli muhalif bir tutum sergileyen Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneğinin (Özgür-Der'in) "İnancımızın ve Kimliğimizin Aşağılandığı, Resmi İdeolojinin Dayatıldığı Törenlere Tavır Alalım" başlıklı çağrısını "Anayasa ve Kanunlara aykırılık" şeklinde niteleyen İstanbul Valiliğinin Fatih Savcılığına başvurusu sonucu Özgür-Der hakkında kapatma davası açılmıştır.

Özgür-Der tarafından imzaya açılan ve birçok kuruluşunda imzası bulunan bildiride; Okullarda çocukların ve gençlerin militarist yönlendirmelere tabi tutulması eleş­tirilmiş, her sabah ders başlamadan önce ve resmi bayramlar vesilesiyle düzenlenen törenlerde askeri direktiflerle icra edilen ve marş söylemek, ant içmek gibi ritüeller içeren uygulamaların terk edilmesi istenmişti. Atatürk'ün şahsında kişi yüceltmeye, putlaştırmaya dayalı bu törenlerin çocukların ve gençlerin kişiliklerine yönelik baskıcı bir ortam oluşturduğu, daha genelde de ırkçı, faşizan eğilimleri beslediği dile getirilmiş ve bu tarz militarist nitelikli törenlerin eğitimin bir parçası sayılmaması gerektiği ifade edilerek öğrenci velilerine bir çağrıda bulunulmuş ve çocuklarını bu törenlere göndermemeleri talep edilmişti.

Her ne kadar son birkaç yılda temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ile ilgili bazı adımlar atılmış ve düzenlemeler yapılmışsa bile hali hazırda birçok alanda devam eden hak gaspları ve özgürlüklerin daraltılması sorunu ile karşı karşıya olduğumuz açıktır. Bu sorunlu alanlardan biri ve en yaygın olanı ise eğitim-öğretim alanında kendisini gösteren dayatmalardır. Ana okulundan başlayıp ilköğretim ve lise ile devam eden kışla tipi eğitim öğretim anlayışı üniversitelerdeki işleyişi dahi şekillendirmekte ve bütün bir toplumu tek tipleştirmeyi hedeflemektedir. Ders müfredatı ve törenleri ile okulları bir kışlaya, öğrencileri ise savaşa hazırlanan askerler pozisyonuna mahkum eden bir işleyişe karşı eğitim öğretimin özgürleştirilmesi için mücadele etmek bir hak ve sorumluluktur.

Düşünce özgürlüğünün adeta sakız gibi çiğnendiği bir ortamda sergilenen bu tutum iktidarın tutarsızlığının ve acziyetinin açık bir göstergesi olmuştur. Kaldı ki, anayasal düzene muhalefet içerse dahi legal bir etkinlik ile taleplerin dile getirilmesinden duyulan bu hazımsızlık insan hakları ve sivil toplum anlayışıyla bağdaşmaz. Totaliter yaklaşıma karşı olduğu söylenen siyasi anlayış sahiplerinin ortaya koydukları bu tutum baskıcı, ceberrut resmi ideoloji savunuculuğunun adeta bulaşıcı bir mahiyet kazandığının da göstergesi olmuştur.

28 Şubat sürecinde bolca şahit olduğumuz "suç olmadan cezalandırma" hukuksuzluğuna benzer bir uygulamaya daha imza atmak AKP hükümetine nasip olmuştur. Bizler İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı (İLKAV) olarak daha önce vakfımıza açılan ve mahkemesi devam etmekte olan kapatma davası ile bugün Özgür-Der hakkında açılan kapatma davasını İslami Kimliğimize ve düşünce ve örgütlenme özgürlüğüne yöneltilmiş bir saldırı olarak görüyoruz. Buradan bir kez daha Özgür-Der ile dayanışma içinde olduğumuzu ilan ederken, 28 Şubat hukuksuzluğunu aynen yansıtan bu baskıcı, yasakçı tutumun AKP Hükümeti tarafından da sürdürülüyor olmasını kınıyoruz.

İLKAV

İLMİ VE KÜLTÜREL ARAŞTIRMALAR VAKFI