1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. İki Taraf İçin de Bir Muhasebe Çağrısı
İki Taraf İçin de Bir Muhasebe Çağrısı

İki Taraf İçin de Bir Muhasebe Çağrısı

Erbil’deki menfur olay ne kadar bize yöneltilmiş ise Uzungöl’deki yaşanan üzücü hadise de bizimdir ve sonuçları bize yöneliktir. 

22 Temmuz 2019 Pazartesi 21:16A+A-

Zekeriya Kurşun, Yeni Şafak gazetesindeki yazısında Uzungöl’de Kürt turistlere yönelik saldırı ve Erbil’deki Türkiye’nin diplomatına yönelik suikast üzerinden Türkiye’ninde, IKYB’ninde bir muhasebe yapması gerektiğini söylüyor:

Erbil’de bir diplomatımız doğrudan hedef seçilip şehit edildi. İlk anda ortaya çıkan yorumların aksine şaşırtmayan adresten olan failler yakalandı. Anlaşılan son zamanlarda Pençe harekatı ile darbe üstüne darbe alan PKK bu eylemiyle bir gösteriye soyundu. Ya da birileri ABD ile Türkiye arasında gerginleşen gündemden istifade etmeye kalkışıp mesaj verdi.

Bu hadise sıcaklığını korurken, Türkiye’nin uluslararası markası turizm beldesi Çaykara/Uzungöl’de bir grup Erbilli turist “Kürdistan” yazılı atkı ile resim çektirirken saldırıya uğradı. Yetmedi, gözaltına alınıp sınır dışı edildi.

Önce duruşumuzu net bir şekilde ortaya koyalım:

Şehit diplomatımıza yapılan menfur saldırıda yarım asra yakın PKK, (şimdi PYD, YPG) ve diğer uzantılarını şımartan başta ABD, AB ve kimi bölge ülkelerinin ve yönetimlerinin sorumlulukları vardır. Bu menfur hadisede Erbil’deki IKYB yönetimi de işbirliği ve iyi niyet göstermiş olsa da PKK ile arasına yeterince mesafe koyamadığı için sorumludur.

Diğer taraftan, -hangi saikler ile açıklanırsa açıklansın- dünyanın en sakin bölgesine gezmeye gelen Erbilli turistlere karşı yapılan saldırının sorumluluğu da bize aittir. Trabzon Valiliği’nin medyaya yansıyan açıklamaları bu sorumluluğu ortadan kaldırmadığı gibi, maalesef meselenin tersinden okunduğunu göstermektedir.

Kabul edelim ki, Erbil’deki menfur olay ne kadar bize yöneltilmiş ise Uzungöl’deki yaşanan üzücü hadise de bizimdir ve sonuçları bize yöneliktir. Devlet geleneğimize rağmen, kriz yönetimlerinde gösterilen acizliklerin ağır faturası Türkiye’ye yansımaktadır. Nitekim Türk turizmini baltalamak için Arap kamuoyunda uzun zamandır sürdürülen kara propaganda bu olaydan sonra daha da hız kazanmıştır.

Erbil’den Uzungöl’e uzanan bu olayların, yüz yıllık birikimin ama özellikle PKK terörünün başlamasından sonra ülkemizin hemen her yöresinde oluşturduğu hassasiyetin sonucu olduğu ileri sürülebilir. Oysa meselenin bu şekilde izah edilmesinin, hem soruna ve hem de toplumsal barışa ne denli zarar verdiğini defalarca görülmedi mı?

Barzani’nin referandumuna karşı gelen ve bu konuda kamuoyu oluşturmaya çalışanlardan biriydim. Zira o tavrın bin yıllık Türk-Kürt kardeşliğine zarar vereceğini ve bölgeyi cehenneme çevireceğini iddia ediyordum. Şükür ki, referanduma rağmen -en azından şimdilik- akl-i selim galip geldi ve bölge büyük bir felaketin eşiğinden döndü. Aynı şekilde, bizi tahrik eden anlık heyecan ve hezeyanlarımızın sonuçlarının PKK ve onu besleyenlerin işine yaradığı da defalarca test edilmedi mi?

Bu ifadeler aforizma değil, hakikatin ta kendisidir. Unutmayalım ki; Erbil-Uzungöl barış hattı Türkiye’nin geleceğidir.

Bir süre önce Erbil Havaalanı’ndan şehre girdim, sokaklarında dolaştım. Otellerinde kaldım ve lüks lokantalarında nabız yokladım. Yüksek kabul gören Barzani’nin referandumuna muhalif bir Türk olarak Erbilliler ile hasbihaller ettim. Bütün bunları yaparken tedirginlikler de yaşadım. Türkiye’nin siyasetini temsil ediyormuşum gibi yüksek sesli hitaplara maruz kalsam da, otelime korkmadan geri döndüm.

Bağdat üzerinden gelip, Erbil’den Musul’a gittim. Buradan Erbil’e dönerken peşmergelerin kontrol noktalarında bir süre bekletildim, bazı sorulara muhatap oldum ama sınır dışı edilmedim. Hülasa, eski bir Türk diyarı, bugün de IKYB’nin yönetim merkezi olan Erbil, bizim zihnimize kazınandan çok farklıdır. Türkiye ve Türkler, orada yaşayan Kürt, Türk, Arap ve hatta Yezidilerin zihinlerinde yaşattıkları düşmanları değildir.

Aynı şekilde bir yol kazasına uğrayan Uzungöl de son hadisenin kurbanıdır. Zira, çevresinde doğup-büyüdüğüm Uzungöl burası değildir. Tarihi adı Şahrah (halk dilinde Şerah) yanı Sultan Yolu olan Uzungöl, bölgenin en eski yerleşimlerinden biridir. Daha tanınmadan önce de gelip-geçenlerin uğrağı olan Uzungöl, misafirperverliği, cömertliği, yardımseverliği ve ünsiyeti ile bilinen bir yerdir. En azından yarım asırdır bu gerçeğin bizzat tanığıyım. Bayburt ve dağ köyleri istikametinden gelenlerin, ya da Çaykara yönünden aynı istikametlere gidenlerin her mevsim sığındığı bir beldedir. Kim olursa olsun bila bedel misafir edilir, ihtiyaçları giderilir ve yeniden uğurlanır.

Uzungöl halkı mütedeyyin ve hayırseverdir. Bölgede, ilk ortaokulun açıldığı, cumhuriyet ideolojisinin anlatıldığı, ilk demokrasi derslerinin verildiği yer de burasıdır. Gençleri, zamanın rüzgarlarına kapılarak sağcı, solcu, ülkücü, devrimci ve İslamcı olmuştur ama asla bağnaz ve kavgacı olmamıştır.

Turizm sayesinde önce kozmopolit kültür ile tanıştı Uzungöl. Ardından demografisinde bazı değişimler yaşandı. Daha önemlisi ülke gündemindeki çarpık ilişkilerden etkilendi. Eskiden buraya bağlı onlarca köyü bir manga jandarmayla idare etmek mümkün iken; şehirleştikçe ve şehirlilerin akınına uğradıkça idaresi güç bir mekan haline geldi.

Aslında bu durum, topyekûn bir zihniyet sorgulamasını gerektirmektedir. Ama bugünkü konumuz değildir. Konu, yerli ve yabancı basında gösterilen videonun asla Uzungöl’ü temsil etmediğidir. Uzungöl, her yıl yüz binlerce yerli ve yabancı turistin yanı sıra; çevre köylerinde Türkçe’yi az konuşan Kürt inşaatçıları, uzak mahallelerinde çalışan Suriyeleri, getir-götür işlerindeki Afganlıları bağrına basan bir hoşgörü diyarıdır ve böyle kalmalıdır. Bunda hepimize görevler düşmektedir.

Tekrar edelim, sahip olduğu meziyetler, yaşananları asla haklı göstermemektedir. Zaten milliyetçi, vatanperver; ülkesine şartsız bağlılığı olan Uzungöl halkının tabiatında, ırkçılığın kapısı olan “daima haklı görünme iddiası” da bulunmamaktadır.

Mesele asla hafife alınmamalıdır. Erbil özrü hakkettiği gibi, bilir-bilmez Uzungöl’e laf edenlerin de bir özür borcu vardır.

Unutmayalım: Uzungöl-Erbil hattı Türkiye’nin geleceğidir.

 

HABERE YORUM KAT

5 Yorum