İhvan'dan işçi ve işverenlere çağrı

İhvan'dan işçi ve işverenlere çağrı

İhvan-ı Müslimin Genel Mürşidi Muhammed Mehdi Akif,"İşçi Bayramı ve İslam'ın İşçi-İşveren Haklarına Bakışı"nı yazdı.

İşçi Bayramında İşçi ve İşverenlere Çağrı

M. Mehdi AKİF

Avrupa'da sanayi devriminin yaşandığı dönemde işçilerin içinde bulundukları şartları inceleyen çok sayıda kişi, işçileri savundu, çalışma şartlarının iyileştirilmesini ve bu işçilere müreffeh bir yaşam sağlanmasını istedi.

Bütün bu hareketlenmeler ve istekler en sonunda işçi cemiyetleri, kuruluşlar ve sendikaların kurulmasına sebep oldu. Bu, Mayıs'ın ilk gününü her sene kutlanan bir gün haline getirdi. Çok geçmeden de 1 Mayıs uluslar arası bir işçi bayramı olarak kabul edildi ve işçilerin sıkıntılarına ve rollerine dikkat çekmek ve onlara müreffeh bir yaşamı temin etmek maksadıyla dünyanın dört bir yanında kutlanmaya başlandı.

Gerçekte İslam yüzlerce sene önce iş ve işçi için temel olacak kurallar getirmiş, hak ve görevlerin neler olduğunu açıklamış, -daha önce bundan bahsetmiştik- çalışmanın değerini yükseltmiş, ona ibadet mertebesine yükselten bir diğer biçmiştir. Bu da daha önce hiçbir şeriatta olmayan bir olaydır.

İslamın Çalışmaya Bakışı

Allah çalışmayı ibadet derecesine yükseltmiş, birçok ayette onun imanla ilişkili olduğunu söylemiştir. Allah-u Teala şöyle buyuruyor: {Deki: Ben de sizin gibi bir beşerim, bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyolunuyor. Kim rabbine kavuşmayı umuyorsa salih amel işlesin ve rabbine ibadette hiç kimseyi ortak tutmasın}Kehf/ 110. İslam çalışmaya özen göstermiş ve onu şükre layık bir nimet olarak ifade etmiştir. {… meyvelerinden ve ellerinin yetiştirdiklerinden yemeleri için. Şükretmeyecekler mi?}Yasin/35. Bu ayet insanı ister toprağı ekerek olsun –ayette buna "meyvesinden" ifadesiyle işaret ediliyor- ister yasal ticaret ya da farklı şekillerde üretimle olsun –ellerinin işledikleri- kazandığı şeyden yemeğe teşvik ediyor.

İslam aynı şekilde çalışmayı bir çeşit cihat olarak kabul etmektedir. Onunla mücahitlerin derecesine ve sınır bekçilerinin şerefine erişilir. Sahabe, işinde acele eden güçlü bir genç gördüğünde keşke bu iş Allah için olsa dediler. Peygamber (s.a.v): "Böyle söylemeyin, bu genç eğer küçük çocuğu için çalışmaya çıkmışsa bu Allah içindir, yaşlı ana babası için çıkmışsa Allah içindir, kendi nefsini temiz tutmak için çıkmışsa Allah içindir, gösteriş ve övünme için çıkmışsa bu şeytan içindir" buyurdu.

Ciddiyetle yapılan iş, günahları örter ve suçları temizler. Peygamber şöyle buyuruyor: "Geceyi işinden ötürü yorgun olarak geçiren kişinin günahları bağışlanmıştır." İş, hacmi ne olursa olsun eğer kişi bununla açı doyurmaya, açıkta kalmışı giydirmeye, hastaya derman olmaya, fakiri zenginleştirmeye niyet etmişse bu onun için sadaka-i cariye ve tükenmez bir ecir olur, insanlar ve hayvanlar onun meyvesinden faydalanırlar. Peygamber şöyle buyuruyor: "Müslüman eğer bir fidan ya da ekin ekmiş ve ondan kuş, insan ya da hayvan yemişse onun için bu ektiğinde bir sadaka vardır."

İslam işin/amelin ve işçinin değerini yüceltmiş, avareliği yasaklamış, tembellikle savaşmıştır. Boş oturmaktan men eden, gayretli olmayı teşvik eden hadisler vardır. Bunlardan birinde Resulullah: "Bir kişinin ipini alıp odun yükünü sırtında taşıması, onu satıp geçimini sağlaması insanlardan istemesinden daha hayırlıdır" buyuruyor.

İslam, ölüm ya da kıyamet vakti gelinceye kadar çalışma, fedakarlık, dünyanın imarı, ve hayatın inşasının Müslümanın hayatının bir parçası olmasını teşvik eder. Peygamber: "Kıyamet vakti geldiğinde bir kişinin elinde hurma fidesi varsa onu diksin" buyuruyor.

İş/Çalışma Özünde Değerlidir

İş, geliri, kârı, değeri ne olursa olsun kişiyi saçıp savurmaktan, adının kötüye çıkmasından ve dilencilikle saygınlığını yitirmekten alıkoyar. Bu sayede işçi toplumun saygısını kazanır, izzetli ve şerefli bir yaşam sürer, öyle de ölür. Buhari'nin bir hadisinde Ebu Hureyre'den Resululllah'ın şöyle buyurduğu rivayet ediliyor: "Bir kişinin odun yükünü sırtında taşıması başkasından istemesinden/dilencilik yapmasından daha hayırlıdır. O kişi o ona ya verir ya da onu alıkoyar."

Çalışma İslam'da haddi zatında bir değerdir. Veren el alan elden üstündür. Çalışma İslam'da bir gerekliliktir. Övünme ya da büyüklenme vesilesi değil. O aslında dünyanın imarı için temiz rızk ve kazanç kapısıdır.

Ümmetin ilerlemesini sağlayan, ona kaybettiği konumu geri veren en önemli etkenlerden biri onun farklı sanayi alanlarında ilerlemesi, yenilikçi işlerde önderlik etmesidir. Bu onu gözetleyen ve servetlerine göz dikmiş düşmanlarının ona erişememesini sağlar. Bir gün gördük ki başkalarına güvenir olmuşuz. Yiyoruz, içiyoruz, giyiniyoruz, biniyoruz ama gücümüz yok. Yağmalanmışız, topraklarımız ve mukaddesatımız müsadere edilmiş. İşte bu yüzden Batılıların hazırladıkları planlardan biri de, bizim cahil, başkasının ürettikleriyle yaşayan, bütün teknikleri dışardan alan bir halk olarak kalmamızdır.

Bu yüzden çalışma ve üretme toplumun ihtiyacını gidermek, onun yapısını kuvvetlendirmek, bağlılığını artırmak, ilerlemesini sağlamak için dinimizde farzdır. Bunu gerçekleştirmediğinde toplum suç işlemiş olur. Bu sebeple çok sayıda fıkıh alimi bu konu için: "Bu işler farzı kifayedir. Bu işlerle insanların menfaati sağlanır" demişlerdir.

Çalışmanın Kuralları

İslam'da çalışmak Müslümanın zenginleşme vesilesidir. Bu sayede rahat bir yaşama kavuşur. Fakat bu işin onu ahiretten, rabbine yaklaşmaktan, dinine hizmetten alıkoymaması gerekir. Hatta onu fedakarlığa, davet sorumluluğunu devam ettirmeye sevk etmelidir. Gerçek müminler ibadetlerinin onları çalışmak ve kazanmaktan alıkoyduğu, başkasına muhtaç insanlar değildirler.

Onları Allah'ın hakkını eda etmekten alıkoyan ticaret ve çıkarlara hapsolmuş, dünyanın ve paranın kulu kölesi olmuş kişiler de değildirler. Kuran'da gerçek müminler şöyle tanımlanıyor: { Öyle adamlar ki, ne ticaret ne alış veriş onları Allah'ı anmaktan alıkor…} Nur/37 {Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın}Münafikun/9

İslam bizi imani değerlerle donanmaya teşvik ediyor. Bu değerlerden bazıları şunlardır: Çalışmanın Allah'a ibadet ve itaat olduğuna inanmak. Allah kişiyi kıyamet günü çalışmasından hesaba çekecektir. Allah bir ayette şöyle buyuruyor: {Deki: Çalışın. Allah, Resulü ve müminler işinize görecektir. Sonra gaybı ve hazırı bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.} Tevbe/105

Yine İslam iyi ahlakla ahlaklanmayı teşvik ediyor. Güvenilirlik, dürüstlük, ihlas, işini iyi yapmak, üretken olmak, vefa… Kuran bu konuya Şuayb (a.s)'ın kızının diliyle işaret ediyor. Musa (a.s)'ın işini babasına anlatırken şöyle diyor: { Onlardan biri dedi ki; Babacığım! Onu ücretli tut, ücretli tuttuğun kişilerin en hayırlısı güçlü ve güvenilir olanıdır.}Kasas/26

Temiz İş Çıkarmak

Dinimiz bize işimizi iyi yapmayı tavsiye ediyor ve işte mükemmeliyetçi olmanın toplumda her söz, fiil, meslek, genel ve özel kurumlarda gerçek bir ahlak, canlı bir metot olarak yaygın bir kültür haline gelmesini istiyor. İşte bu İslamın eğitim ve hükümlerindeki amacıdır: Mükemmeliyetçi bir ümmet var etmek. Bu ümmet oluşursa Allah'ın kendini tanımladığı şekliyle tanımlanır: {Her şeyi sağlam yapan Allah'ın işi. O sizin yaptıklarınızdan haberdardır.}Neml /88

Sağlam iş yapmakla ümmet ilerler, sanayi, ticaret ve ziraat gibi farklı alanlarda önderlik ele geçirilir. Bu sayede Müslümanlar ilim, teknik, planlama, kalkınma, basın ve güçlü ekonomide güçlülerden başkasına pirim vermeyen dünyaya kendilerini sunmuş olurlar. Ne yazık ki bu açıdan Müslümanların şansı zayıf ve sınırlı.

Çalışan Ne Yapmalı?

*Müslümanın, Allah'ın çalışmasını gördüğüne iman etmesi gerekir: {Deki: Allah, Resulü ve müminler işinizi görecek…} Tevbe/105

*İşinin ona emanet olduğunu bilmesi gerekir. Onu kaybetmemeli ve aşırıya kaçmamalıdır:{Emanetlerine ve sözlerine riayet edenler onlardır}Mü'minun/8

*İşinde ciddi ve devamlı olmalıdır. Mükemmellik çalışma ister. Tembelliğin ve ihmalin bırakılması gerekir. Rabbimiz şöyle buyuruyor: { Bizim uğrumuzda cihat edenleri biz kendi yolumuza hidayet ederiz. Allah Muhsinlerle beraberdir.} Ankebut/69

*Kişinin sevdiği ve razı olduğu, eğilimleriyle ve imkanlarıyla uyum sağlayan işi ya da mesleği seçmesi gerekir. Bu, kişinin işinde başarılı olması ve ona yenilikler kazandırması için zorunlu olan şartlardandır.

Devlet ve İşveren ne Yapmalı?

*İşçiye ikramda bulunmalı ve güzel muamele etmelidir. Bu sayede işçinin işine olan sadakat ve bağlılığı artar.

*İşçiye çalışmasına, becerisine, çıkardığı işe göre ücret verilmelidir. Ebu Hureyre (r.a)'dan Peygamberin şöyle dediği rivayet ediliyor: "Ben üç kişiye kıyamet günü düşman olacağım. (bunlardan biri) Ücretli birini tutan ondan faydalanan ama ücretini vermeyen adamdan…" Ömer (r.a)'dan Peygamberin şöyle dediği rivayet edilmiştir: " Teri kurumadan önce ücretle tuttuğunuz kişiye ücretini verin."

*İşçinin ücretinin adil olması gerekir. Bu ücretle yiyip, içecek, giyinecek ve barınacak rahat bir yaşama kavuşmalıdır. Resulüllah buyurdu: "Hizmetçileriniz kardeşlerinizdir. Allah onları sizin emrinize vermiştir. Hizmetçisi olan kişi ona yediğinden yedirsin giydiğinden giydirsin."

*İşçinin yapamayacağı işten sorumlu tutulmaması ve yerine getiremeyeceği işlerle yorulmaması gerekir. Eğer böyle bir şey yaparsak ona yardım etmeliyiz. Resulüllah: "Güçlerinden fazlasını onlara yüklemeyin eğer yaparsanız onlara yardım edin" buyurmuştur.

*Sosyal sigorta. Her vatandaşın kim olursa olsun görevini yerine getirdiği ya da üstesinden gelemediği bir sorun sebebiyle yerine getiremediği sürece rahatını ve geçimini sağlama hakkı vardır. Ömer (r.a) dilenen bir Yahudinin yanından geçer. Onu azarlar ve onu dilenmeye sevk eden şeyin ne olduğunu sorar. Acziyetinden dilendiğini öğrenince dönüp kendisini kınar ve dilenciye şöyle der: "Sana hiç acımadık. Sağlamken senden cizye aldık. Zayıfken seni ihmal ettik. Beytü-l maldan ona yetecek kadar para verin."

*İşlerinde titiz çalışanları, mesleklerinde yetenekli ve kendilerini işlerine adamış olanları övmek ve teşvik etmek. Bu, mükemmellik, ciddiyet, dikkat ve sağlamlığın artmasının en önemli etkenlerindendir.

Biz işçileri bu günlerinde, Allah'ın rızasını kazanmak ve vatanlarının şanını yüceltmek için İslamın ahlakı ve ilkeleriyle donanmaya, ümmet için doğru örnek olmaya, işlerinden söz ettirmeye çağırıyoruz.

* İhvan-ı Müslimin Genel Mürşidi Muhammed Mehdi Akif'in 30.04.2009 tarihli bu analizi, Gülşen Topçu tarafından İsra Haber için tercüme edilmiştir.

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir