Ergenekon Terör Örgütü soruşturmasında kirli ilişkiler ağı içerisinde bulundukları ortaya çıkan darbeci generaller tutuklanırken, darbeci zihniyetin mağduru olan Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) mağdurları yaşadıklarını anlattı:
Yalan Makinesine Bağlandılar!..
Havacı Başçavuş Halil Yılmaz: "Beni yalan makinesine bağladılar. 'Niçin namaz kılıyorsun. Niye dinden imandan bahsediyorsun ortalıkta. Biz imam hatipten öğrenci almıyoruz. Siz nerden geliyorsunuz. Sizi kim yönlendiriyor. Biz dindar asker istemiyoruz. Biz Kemalist asker istiyoruz. Başka bir şey istemiyoruz' dediler. 28 gün hücrede kaldım. Sadece nefes almamıza izin veriyorlardı. Banyo yapmak yok. Ergenekon bence o dönemde başladı. Amaçları inançlı şahısları tasfiye edip, ihtilal yapmaktı. Özal iktidara geldiği dönemdeydi sorguda 2 tane sarhoş subay bana 'Çok ileri gittiniz. Hepinizin kellesini keseceğiz(!)' dediler. Kablo kesenleri, örgüt faaliyeti yürütenleri, çetecileri korudular, mukaddesatçılara ise çile çektirdiler..."
Kıdemli Başçavuş Halit Erdoğan: "Soruşturmanın ve hakaretin her türlüsünü gördüm. Yalan makinesine bağladılar. Bana, 'Siz toz zerresi bile değilsiniz, insan değilsiniz, vatandaş değilsiniz' dediler. Namaz kılıyordum. Eşim başörtülüydü. 7 yaşındaki kızımın her 3 ayda bir fotoğrafını istiyorlardı. 'Başörtüsü takıyor mu? Namaz kılıyor mu diye? izliyorlardı. En yakın komutanlarımız bizi -vatan haini(!)- olarak sorguladılar. O komutanlar, bir İngiliz, Amerikan veya Alman askeri olsa zoruma gitmezdi. Ama bunu bana yapan bir Türk ve bir Müslüman'dı. Bu yüzden hakkımı helal etmiyorum."
Sanki Nazi Kampı Veya Guantanamo Üssü...
Kıdemli Başçavuş Önder Tapkın: "Benim sicilim 100 üzerinden 85 idi. Bilgi vermem için çağırdılar. 28 gün gözaltında tutuldum. Gözlerim bağlı bana 'İrticai faaliyetlerde bulunmuşsunuz' dediler. İrtica faaliyetlerden ne kastettiğinizi anlayamadım ama 5 vakit namazımı kılarım dedim. Savunmam yetersiz görüldüğü için bana dediler ki, 'İfadelerine dayanarak seni atamazsak, Kur'an Kursu'nda öğretmenlik yapan eşinin ifadesini alırız' dediler. Sorgularken, yalan makinesine bağladılar. Nazi Kampı gibi. Hatta Guantanamo Üssü gibiydi. Yargısız infaz yaptılar. Sicilimi karalayıp, yeni sicil tanzim etmişler. Emekliliğe 6 ay kala atıldım..."
Başörtülü Dışarı, Ama Ahlâksıza İşlem Yok!
Kıdemli Üsteğmen Hulusi Gülen: "BÇG zihniyeti malum, dini bütün insan istemiyor. Kışladaki camide namaz kılıyordum. Eşim başörtülüydü. Balıkesir'de idim. Sivas'a sürgün edildim. Sivas'ta iken Kara Kuvvetleri'nden 2 albay gelip, benim hakkımda bilgi toplamış. Albaylar, eşi askerlerle ilişkiye giren bir yüzbaşıya benim hakkımda, 'Eşi başörtülü mü?, Kışlada namaz kılar mı? diye sormuş. Eşi yüz kızartıcı ilişkiler içerisinde olan yüzbaşıyı korudular, eşi başörtülü olanları da kapı dışarı ettiler..."
Emekli Binbaşı Abdulkadir Uğurlu: "37 takdir, 4 ayrı para ödülü, üstün cesaret çelik rozetim vardı. Son 9 yıldır devrenin birincisiydim. Vatan için çalıştım. Bizler, darbeci zihniyetin gazabına uğradık. İnançlı olduğumuz için sorgusuz sualsiz atıldım..."
'Namaz Kılmayacaksın' Tehdidi Yapıldı!
Kıdemli Yüzbaşı Abdullah Kaplan: Ben namaz kılıyordum. Eşim başörtülüydü. Bu yüzden Edirne'ye sürgün edildim. O zamanlar fişlendiğimi ve sakıncalı personel kategorisine sokulduğumu anladım. Sorgulanmadım ama bana 'Namaz kılma. Eşinin başörtüsünü çıkart, yoksa atılırsın' dediler. Söylenenleri yapmadım ve 96 yılında sorgusuz sualsiz atıldım..."
VAKİT