
Gidecek başka yerleri kalmayan Gazze'den gelenler limanı dolduruyorlar
Aileler, acımasız yaz güneşi ve hâlâ şiddetini sürdüren savaşın alevleri altında ne kadar süre daha belirsizlik içinde kalacaklar?
Shaimaa Eid’in Palestine Chronicle’da yayınlanan yazısı, Haksöz Haber tarafından tercüme edilmiştir.
Gazze Şehri'nin kuzeyindeki Beyt Lahia'nın El-Manshiya mahallesinden yerinden edilen Gazze vatandaşı Saif Al-Nasr Al-Hibl, kendisini ve ailesini savaşın ateşinden koruyacak bir barınak bulamayınca, krediyle satın aldığı yıpranmış bir çadırın altında, Gazze limanının kumları üzerinde uyuyor.
Acıyla konuşan El-Hibl, “Çadırın içi dayanılmaz sıcaklıkta. Buraya gelmemizin tek nedeni, Gazze’de çadır kuracak yer kalmaması” dedi. El-Hibl, yerinden edilme sürecinde denize yakın olmanın yaz sıcağını hafifletebileceğini düşündüğünü, ancak bunun tam tersi olduğunu fark ettiğini açıkladı: “Burası cehennem gibi.”
El-Hibl’in durumu, tekil bir örnek olmaktan çok uzak. Bir zamanlar bölge sakinleri için bir eğlence merkezi ve deniz kenarı gezileri için popüler bir yer olan Gazze limanı, korkunç insani koşullar ve yardım hizmetlerinin ya da insani yardımın neredeyse tamamen yokluğu nedeniyle, Gazze'nin kuzeyinden gelen yüzlerce yerinden edilmiş ailenin sığınağı haline geldi.
El-Hibl, Palestine Chronicle'a şunları söyledi: “Neredeyse bir yıl önce, başımıza tahliye emirleri yağdı ve quadcopter'lar bizi bölgeden ayrılmaya çağırdı. Ardından topçu bombardımanı ve ateş açıldı. Korkmuş çocuklarımı kurtarmak için kaçmaktan başka seçeneğim yoktu. Hiçbir mülteci kampında veya okulda yer bulamadım, bu yüzden limanda sığınmaya karar verdim.”
7 Ekim 2023’te İsrail’in Gazze Şeridi’ne karşı başlattığı soykırım savaşından bu yana, Saif El-Nasr ailesi ile birlikte altı kez yerinden edildi. Bu süre zarfında evi kısmen yıkıldı. Basit malzemeler ve brandalarla evini onarmaya çalıştı, ancak işgal güçleri bunun uzun sürmesine izin vermedi ve onu bir kez daha evinden çıkmaya zorladı.
Liman bölgesinde, o ve ailesi kıyafetlerini ve mutfak eşyalarını deniz suyu ile yıkarken, çocukları güvenli içme suyu bulmak için çok uzun mesafeler yürümek zorunda kalıyor.
Limanın farklı bölgelerinde, soykırımın, nominal bir ateşkes ilanına rağmen devam etmesi, boğucu abluka ve en temel yaşam ihtiyaçlarının bile bulunmaması nedeniyle, yaz sıcağının altında kum ve kayaların üzerine kurulan yıpranmış çadırlara sıkışmış yerinden edilmiş insanların yüzlerinde umutsuzluk, ıstırap ve yoksulluk okunuyor.
Cebaliya mülteci kampından yerinden edilen Um Ahmed Taha, sekiz çocuk annesidir; eşi ise işgal güçleri tarafından bir buçuk yıldır esir tutulmaktadır.
“Cebaliya kampından yerinden edildiğimde, ateş çemberleri, duman bombaları ve aydınlatma fişekleriyle Kıyamet Günü’nün dehşetini andıran bir gecenin ardından bir barınak okulundan ayrıldım,” diyen Taha, sözlerine şöyle devam etti: “Liman’da bulunan yerinden edilmiş kardeşim beni arayıp yanında boş bir yer olduğunu söyleyene kadar, kuzeydeki sokaklarda amaçsızca dolaştık. Orada, hayırsever insanlar bana ve çocuklarıma barınacak bir çadır sağladı.”
Um Ahmed, içinde bulunduğu insani durumu son derece zor olarak nitelendirerek şunları ekledi: “Günde tek öğün yemek yiyoruz ve bazen gün boyu aç kalıyoruz. En küçük oğlum (18 aylık) bazen şiddetli açlıktan ağlayarak uykuya dalıyor.”
“Eşim eskiden çocuklarımızı beslemek için günlük ücretle çalışırdı. Bugün ise çocuklarımızın en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyorum,” diye devam etti. Bir an sessiz kaldıktan sonra gözyaşlarına boğulan Um Ahmed, yardımların azalması ve hayırseverlerin açtığı aşevlerinin sayısının düşmesi nedeniyle çocukların bazen günlerce tam bir öğün yemek yiyemediğini söyledi.
Buna karşılık, Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), fon eksikliğinin Gazze Şeridi’ndeki insani yardım ortaklarını hayati hizmetleri azaltmaya veya askıya almaya zorladığını belirtti.
OCHA, yakın zamanda yaptığı bir açıklamada, Gazze ve Batı Şeria için hazırlanan insani yardım planına ayrılan fonun, 4,1 milyar dolar olarak tahmin edilen toplam ihtiyacın yüzde 15’ini geçmediğini doğruladı.
Açıklamada, dört insani yardım ortağının Mayıs ayı sonuna kadar su nakliye faaliyetlerini azaltmaya başladığı ve bu durumun 330.000’den fazla insanı ana içme suyu kaynağını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekildi.
Gazze'de dağıtılan günlük yemek sayısı, Mart ortasındaki 1,5 milyon öğünden 678.000 öğüne düştü.
Açıklamada, Gazze'nin 2,1 milyonluk nüfusunun çoğunluğunun hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğu ve insani yardıma büyük ölçüde bağımlı olduğu belirtildi.
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Ezbet Beyt Hanun'dan yerinden edilen Mahran Subaih, Gazze limanı içindeki yerinden edilmişler kamplarından birini yönetiyor. Bu kampta, yaklaşık 90 ailenin yaşadığı 80 çadır bulunuyor.
Palestine Chronicle’a verdiği demeçte, “Burada parası olan yemek yiyebiliyor. Parası olmayanların ise çocuklarının aç kalmasını izlemekten başka çaresi yok. Sınır geçişleri sadece medyada açık görünüyor, ancak sahada temel ihtiyaç maddeleri ve yardımda ciddi bir kıtlık var” dedi.
“Limandaki durum son derece trajik. Temiz su, gıda ve hijyen malzemelerinde ciddi bir kıtlık var ve bazı aileler çadırsız geceler geçirdi. Hayırsever kişiler tarafından bağışlanan kullanılmış çadırları onlara sağlayana kadar kum üzerinde uyudular” diye ekledi.
Buna rağmen işgalciler, onların acı çekmelerine göz yumdu. Birkaç gün önce, İsrail işgal uçakları liman içindeki bir grup sivili hedef aldı; bu saldırı sonucunda iki kişi öldü, 25 kişi ise çeşitli derecelerde yaralandı.
Liman içindeki bir grup sivili vuran son bombardıman, aileler arasında endişe duygusunu artırdı ve Gazze'de güvenli bir yer olmadığı gerçeğini pekiştirdi.
Hava saldırısının ardından birçok bölge sakini, akrabalarını ve komşularını kontrol etmek ve onların güvenliğini sağlamak için uzun saatler harcadı; oysa bölgenin yakınında oynayan çocuklar arasında panik havası hâkimdi.
Yerinden edilmiş insanlar, ister çadırların içinde olsun, ister su ve yiyecek ararken, hatta boğucu yaz sıcağından kaçmak için sahilde toplandıkları sırada olsun, bombardıman korkusunun artık her adımlarında kendileriyle birlikte olduğunu doğruluyor.
Bu acı verici manzaraların ortasında, sefil çadırlarında yaşayan yerinden edilmiş insanlar şu soruyu soruyor: “Liman kumları ve Gazze sokaklarına yayılan bu trajedi karşısında dünya daha ne kadar sessiz kalacak? Çocuklar açlıktan kıvranırken, kendilerini ayakta tutacak bir lokma yemek beklerken dünya daha ne kadar bekleyecek? Aileler, acımasız yaz güneşi ve şiddetini sürdüren savaşın alevleri altında belirsizlik içinde ne kadar daha bekleyecek?”
*Shaimaa Eid, Gazze'de yaşayan bir yazardır.


HABERE YORUM KAT