Gazze Karanlıkta, Boğaziçi Ayakta!

Gazze Karanlıkta, Boğaziçi Ayakta!

Boğaziçi Üniversitesi Kuzey Kampus'ta öğrenciler Gazze'de süren ablukaya dikkat çekmek için Filistin’deki ırkçı apartheid duvarının bir örneğini inşa ettiler. Bugün de devam eden etkinlik 3 Aralık Çarşamba 17:30’da İsrail Konsolosluğu’na yürüyüşle sona er

Dün başlayan ve 3 gün sürecek eylemliliklerini 3 Aralık Çarşamba günü saat 17.30'dan Kuzey Kampus'tan Levent'teki İsrail Başkonsolosluğu'na yapacakları meşaleli yürüyüşle sonlandıracak olan öğrencilerin eylemine Grup Yürüyüş de destek verecek.

Dün üniversitenin Kuzey Kampusu'nda Filistin'deki apartheid duvarının bir örneğini inşa eden öğrenciler eylemlerini 3 Aralık Çarşamba günü Boğaziçi Üniversitesi Kampusu'ndan Levent'teki İsrail Başkonsolosluğu'na yapacakları meşaleli yürüyüşle sonlandıracaklar. Eyleme Grup Yürüyüş de marşlarıyla katılacak.

Filistin Haftası nedeni ile açıklama yapan Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, 12 metre yüksekliğindeki dev duvarlarla çevrili olan Gazze'nin adeta bir hapishaneyi andırdığını söylediler. Öğrenciler, "Gazze'deki bu ablukanın tek sorumlusu İsrail devleti değildir. Bu sistematik şiddete göz yuman, bu döngüden nemalanan devletler bu suçun ortağıdır. Dünya kamuoyu Gazze'deki kıyıma sessiz kalarak İsrail'i adeta teşvik ediyor." dedi.

Öğrenciler Filistin'in tarihin en büyük soykırımlarından birine maruz kalırken, İsrail'in de sürdürdüğü şiddeti meşru hale getirmenin yollarını aradığını kaydettiler.

 

EYLEM

Tarih: 3 Aralık Çarşamba

Saat: 17.30

Yürüyüş başlangıç yeri: Boğaziçi Üniversitesi Kuzey Kampusu

Eylem yeri: Levent İsrail Başkonsolosluğu

 

İletişim için:

Hazal Öztetikler: 0535 382 91 07

Mustafa Emin:0555 647 91 18

 

Eylem Çağrı Metni:

Gazze karanlığa gömüldü. Gazze halkı 17 aydır karadan ve denizden kuşatılmış durumda, bir aydan bu yana ise bölgeye tüm giriş çıkışlar engelleniyor. 12 metrelik dev duvarlarla çevrili bir cezaevi hücresi Gazze adeta. Hastanelerde makinelere bağlı yaşam destek ünitelerine bağlı çocuklar elektrik kesintisi yüzünden ölümle pençeleşiyor. Bölgede buğday stokları tükendi, fırınlar çalışmıyor. Kıtlığın eşindeki Gazze açlıkla pençeleşiyor. Bir halk hayat damarları kesilmiş, ölüme terk edilmiş durumda, çığlığını duyurmaya çalışıyor.

İnançları ve kimlikleri nedeniyle tarihin en büyük soykırımlarından birine maruz kalmış bir halkın adıyla kendi şiddetini meşrulaştırmaya çalışan siyonist İsrail, 60 yıldır Filistin halkına sürgünlerle, soykırımlarla, katliamlarla, suikastlerle yazılmakta olan bir tarih 'hediye ediyor'. Siyonizm, köksüzleştirmek, adsızlaştırmak, topraksızlaştırmak için inşa ettiği 'duvarlar'ı ile Filistin topraklarının bir ülke değil bir hapishane olduğunu ilan ediyor. Sürgünlerle dünyanın dört bir yanında ve kendi topraklarında 'mülteci'ye dönüştürülen Filistin halkı, tüm dünyanın utanç verici sessizliğine, siyonist politikaların dünya devletleri tarafından örtülü ya da açık desteklenmesine karşın 60 yıldır direniyor. 

Gazze'deki bu ablukanın tek sorumlusu İsrail devleti değil. Bu sistematik şiddete göz yuman, bu döngüden nemalanan bütün devletler bu suçun ortağı; dünya kamuoyu Gazze'deki kıyıma sessiz kalarak İsrail'i adeta teşvik ediyor. Bu kayıtsızlıktan aldığı destekli İsrail, BM'in yardım gemilerini bile savaş botları ile durdurmaya cesaret ediyor.

İnsanlığın damarları Gazze'de kesiliyor. Dünya kamuoyu çokuluslu şirketlerin krizinin derdine düşmüşken Filistin halkının çığlığı en fazla Gazze'yi çevreleyen duvarlarda yankılanıyor. Ama biz buradayız. O çığlığı işitiyoruz ve sessiz kalmıyor. Tıpkı daha önce bu topraklardan çalan savaş tamtamlarına karşı yükselen çığlıklara, kardeşlik istiyoruz diyerek sessiz kalmadığımız gibi. Boğaziçili öğrenciler olarak Filistin halkının maruz kaldığı zulmü burada bu kampusün ortasına inşa ettiğimiz duvarla cümle aleme ilan ediyoruz. Derdimiz sadece acıya ortak olmak değil; Filistinlilerin kimlikleri ve inançları uğruna verdikleri mücadeleyi, intifadayı da sahiplenmek, ona omuz vermek.

Bir kez daha haykırıyoruz. Zalimlerin zulmüne karşın hep beraber omuz omuza buradayız. Duvarların arkasına hapsedilmiş Filistin halkının yanında siyonist kuşatmanın karşısındayız. Biliyor ve inanıyoruz ki eğer birleşirsek, eğer hep beraber sıkıca sarılırsak bu abluka kalkacak ve Filistin halkı özgürlüğüne kavuşacak.

Sesimizi Filistin halkına ulaştırmak için 3 Aralık Çarşamba saat 17.30'da Boğaziçi Üniversitesi Kuzey Meydan'dan İsrail Konsolosluğu'na yürüyoruz.

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir