Finansal hegemonya ve reel çöküş: Sanal varlıkların GSMH’dan kopuşu
Kapitalizmin Önlenemez Çöküşü –5
Özet
Modern kapitalizmin en hayati kırılma noktası, üretimin fiziksel sınırları ile finansın sınırsız genişleme arzusu arasındaki doku uyuşmazlığıdır. Bu makale; finansal varlıkların artık reel ekonominin bir izdüşümü değil, onun üzerinde yükselen ve onu sömüren otonom bir yapıya dönüştüğünü savunur. Sanal servet ile Gayrisafi Millî Hasıla (GSMH) arasındaki bağın kopması, geçici bir piyasa balonu değil; sistemin kendi kendini imha eden yapısal bir sonucudur.
Hizmetkârdan Efendiye: Finansın Dönüşümü
Klasik kapitalist paradigmada finans, reel ekonominin "yağlayıcısı" konumundaydı. Bankalar tasarrufları yatırıma yönlendirir, hisse senetleri üretim kapasitesini artırmak için ihraç edilirdi. Bu modelde finansal büyüme, fabrikadaki çarkın dönüş hızına endeksliydi. Bugün ise finansal piyasalar reel ekonomiden tamamen azade bir hâle gelmiştir. Finans artık üretimi finanse etmek yerine, kendi yarattığı spekülatif araçlarla beslenmekte; reel ekonomi ise finansın büyümesi için bir kaynak değil, sistemin ayakta kalması için feda edilen bir maliyet unsuru olarak görülmektedir. Örneğin, 1970'lerde küresel finansal işlemlerin hacmi dünya ticaret hacmiyle paralelken, bugün döviz piyasalarındaki günlük işlem hacmi küresel mal ve hizmet ticaretinin onlarca katına ulaşmıştır. Para, artık mal değişimine aracılık etmek için değil, paranın kendisinden para doğurmak için dönmektedir.
Sanal Varlıklar: Geleceğin İpoteği
Hisse senetleri, türev ürünler ve karmaşık borç enstrümanları artık mevcut bir değeri temsil etmemektedir. Bunlar aslında henüz üretilmemiş değerler üzerine konulmuş, somut karşılığı olmayan hak iddialarıdır. Finans, gelecek nesillerin henüz harcamadığı emeği ve üretmediği değeri bugünden "menkul kıymetleştirerek" tüketir. Türev piyasaların (derivatives) ulaştığı yaklaşık 1 katrilyon dolarlık büyüklük, dünya toplam GSMH'sının 10 katından fazladır. Finansal varlıkların bu devasa toplamı, sistemin asla ödeyemeyeceği bir sözü cebinde taşıdığı anlamına gelmektedir.
Ölçek Sapması: Niceliksel Devasalık ve Niteliksel Boşluk
Reel ekonomi; maddeye, emeğe ve zamana sıkı sıkıya bağlıdır. Bir fabrikanın kapasitesini artırmak ciddi bir zaman ve fiziksel kaynak gerektirirken, bir finansal enstrümanın değeri algoritmik işlemlerle saniyeler içinde devasa boyutlara ulaşabilir. Borçla borcun fonlandığı bu sistemde reel büyüme aritmetik bir hızla ilerlerken, finansal şişme geometrik bir ivme kazanır. Bunun en somut örneği, teknoloji şirketlerinin piyasa değerleridir. Bazı platform şirketlerinin hisse senedi değerleri, sahip oldukları fiziksel varlıkların ve ürettikleri nakit akışının yüzlerce katı "beklenti" üzerinden fiyatlanmakta; reel kapasite ile piyasa değeri arasındaki uçurum rasyonel izahı imkansız hale getirmektedir.
Likidite Tuzağı ve Sistemsel Felç
Finansal varlıkların "değerli" görünmesinin tek sebebi, bu varlıkların tamamının aynı anda nakde çevrilmeye çalışılmamasıdır. Eğer sanal servetin küçük bir kısmı bile aynı anda reel mal ve hizmete, yani konuta, gıdaya veya hammaddeye dönüşmek istese, küresel arz bu talebin altında ezilecektir. 2008 Mortgage Krizi, bu sanal değerlerin bir anda reel dünyayla çarpıştığında nasıl buharlaştığının laboratuvar örneğidir. Bu gerçeklik şoku, ya hiperenflasyonla sanal servetin bir anda buharlaşmasına ya da sistemin kilitlenerek topyekûn bir çöküş yaşamasına yol açacaktır.
Reel Ekonominin Yeni Rolü: Finansın Hava Yastığı
Kopuşun en trajik sonucu, reel ekonominin artık bir refah üretim merkezi olmaktan çıkıp, finansal krizlerin etkisini emen bir tampon bölgeye dönüşmesidir. Finansal sistem kâr ettiğinde bu kâr sanal dünyada kalırken; sistem zarar ettiğinde ücretler dondurulur, sosyal haklar gasp edilir ve kemer sıkma politikalarıyla bedel doğrudan halka ödetilir. Pandemi döneminde reel üretim durma noktasına gelmişken küresel borsaların rekor kırması, finansın reel dünyadan ne kadar koptuğunun ve halk yoksullaşırken finansal elitlerin nasıl korunduğunun ibretlik vesikasıdır.
Yönetilemezlik ve Aşağı Doğru Spiral
Sistem artık yönetilebilir olmaktan çıkmıştır; çünkü finansal piyasaları kurtarmak için sisteme enjekte edilen her yeni likidite, reel ekonomi ile finans arasındaki uçurumu daha da derinleştirmektedir. Her kriz daha büyük bir borç dağıyla örtülmekte ve her erteleme, kaçınılmaz olan çöküşün şiddetini daha da artırmaktadır. Bu durum basit bir kriz döngüsü değil, merkeze doğru hızla daralan bir imha spiralidir.
Sonuç: Yapısal İmkânsızlık
Reel ekonomi ile finansal piyasalar arasındaki uçurum bir politika hatası değil, kapitalizmin genetik kodudur. Sanal servetin devasa boyutu ile yerkürenin sınırlı üretim kapasitesi arasındaki bu çelişki barışçıl yollarla çözülemez. Kapitalizm artık üretmek için finansı kullanmıyor; aksine finansı yaşatmak için üretimi ve geleceği tüketiyor. Bu spiralin sonu, sadece ekonomik bir sarsıntı değil, sistemin ontolojik olarak sonudur.





YAZIYA YORUM KAT