Eylül ve ölüm

Eylül ve ölüm

Bugünlerde hemen her gün bir ölüm ve acı haber duyuyoruz ya da alıyoruz. Ölüm kol geziyor her yanımızda. Hayat kadar gerçek olan ölümün soğuk nefesini ensemizde hissediyoruz artık. İster kabul edelim ister etmeyelim ölümden kurtuluş yok.

Sinan Kıranşal'ın yazısı: 

Hepimizin hikayesi aynı. Bir varsın bir yoksun arasında bir hayat hikayesi.

Bugünlerde hemen her gün bir ölüm ve acı haber duyuyoruz ya da alıyoruz. Ölüm kol geziyor her yanımızda. Hayat kadar gerçek olan ölümün soğuk nefesini ensemizde hissediyoruz artık. İster kabul edelim ister etmeyelim ölümden kurtuluş yok. Sonbahar yapraklarını dökerken bir yandan da hazan mevsimi yaşıyoruz aslında

İnternette neredeyse her gün bir arkadaşın, bir dostun, bir annenin, bir babanın, bir evladın, bir kocanın ölüm haberini alıyoruz. Sanki sıra bize geldi. Ölüm bizden çok uzak değil yanı başımızda. Hiç bize sıra gelmeyecekmiş gibi yaşamaya devam edemeyiz. Yaşayan her canlı ölümü tadacak ve bu hakikatı tüm soğukluğu ile hissedecektir.

Geçen ay bir çok tanıdık, akraba, arkadaşın vefat haberini üzüntüyle öğrendik ve gördük. Bu hafta bir çok tanıdığının ölüm haberini sosyal medya üzerinden öğrendik. Neredeyse sanal dünya ölüm kusuyor. Bir çok savaş ve felakette ölenlerin yanında dünyayı kasıp kavuran corona hastalığından dolayı her gün yüzlerce kişi hayatını kaybetmeye devam ediyor.

Nereye bu gidiş bilmiyorum!

Ölenlere rahmet DİLİYORUM. Acılı ailelerine dostlarına sabır diliyorum.

Rabbimiz kendisini her şekilde bize kendisini hatırlatıyor. Resul (as) diyor ki; “Nasihat istiyorsanız ölüm yeter.” Rabbim öğüt alan kullarından eylesin.

Bugün 6.09.2020 pazar. Sabah namazından sonra bir arkadaş aradı. (Genelde gece geç saatlerde ve sabah erken saatlerde gelen telefonlar çokta hayırlı haberler çıkmıyor.) Telefondaki bir öğretmen arkadaş. Bitlis Devlet hastanesinde olduğunu bir öğretmen arkadaşın eşinin vefat ettiğini söyledi. Covid mi? dedim Yok kalp krizi dedi. Vefat eden hanımefendi Hakkarili bir öğretmen arkadaşın eşi. Telefondaki öğretmen arkadaş Tatvan’da cenazeyi yıkayacak iki kişiyi bulup getirmemi rica ediyor. Bitlis’te cenazeyi yıkayacak bir kadın bulamadığını söyledi. Çok üzüldüm. İnsanca yaşayamıyoruz, insanca ölemiyoruz. Tatvan’daki arkadaşları aradım. Bir arkadaş eşinin ve bir arkadaşının geleceğini söyledi. Onları alıp Bitlis‘e gittik. Hastanenin gasilhanenin önünde durduk. Cenaze yıkama işlemleri başlıyor. Hastanenin bahçesinde bir kalabalık var. Dün gece Bitlis’te bıçaklı bir kavga olmuş. Olayda iki kardeş yaralanmış. Birisinin durumu çok ağır Erzurum’a havale edilmesi gerekiyor.

Cenaze yıkama işleminin bitmesini beklerken gözüm öğretmen arkadaşa odaklanıyor. Hakkari’li arkadaş şoktaydı. Eşini kayıp etmenin acısını iliklerine kadar hissediyordu. Boynu bükük ve çok üzüntülüydü. Meğerse eşinin göğüs kafesimde bir sıkıntı varmış. Eşini özel hastaneye götürüyor orada doktor olmadığı söyleniyor. Tatvan devlet hastanesi‘ne gidiyor . Aynı cevabı alıyor. Bitlis devlet hastanesi‘ne giderken yolda biricik eşi kalp krizinden vefat ediyor İşte bir ölüm daha ansızın gelip sizi buluyor. Bazen bir eş, bazen bir anne, bazen bir baba, bazen bir evlat, bazen bir dost, bir arkadaş, bir tanıdık ve bir insan ansızın ölümle aranızdan ayrılıyor.

Çok üzülüyoruz. Cenaze arabasını yolluyoruz Hakkari’ye.

Aklıma YAHYA Kemal BAYATLININ şu dizeleri geliyor

Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Hakkari’den gelenler cenaze arabasını takip edip yola çıkıyorlar ve biz de Tatvan’a dönüyoruz. Yolda cenaze yıkayan bayan arkadaşlar bin dert yakınıyor. Koca devlet hastanesinde doğru dürüst bir gasilhanenin olmadığından şikayet ediyor. Su birikintisi içinde cenaze yıkadığını söylüyorlar. İçeride ne bir havalandırma ne de bir temizlik ne de bir malzeme var diyor. Tatvan‘da durum vahimmiş. Dün geceden beri üç cenaze yıkadığını söylüyor bayan. Gasilhanelerde aynı sıkıntı var. Covid'ten dolayı kimse cenaze yıkamak istemiyor. Devletin memuru ve belediyenin elemanı olduğu halde cenaze işlemleri maalesef güçlükle yürüyor.

Gönüllü arkadaş 24 yıldır bu işi yaptığını söylüyor. Allah rızası için rahat yaşayamıyoruz en azından rahat ölelim diyor. Lütfen yetkililer ve güç sahibi insanlar en kısa zamanda Tatvan‘da gasilhaneler ve bu işi yapacak elemanlar bulundursun diyor. Bu kadar ölümün kol gezdiği bir ortamda cenaze işlemlerinin ne kadar önemli olduğunu ve bu işlerin yapacak elemanların olmasının gerekliliğini bir daha anlıyoruz.

Eve geliyorum bir ölüm haberi daha alıyorum. Yengemin amcası vefat etmiş Covid’ten. Apar topar cenazeye yetişiyoruz. Cenaze namazından sonra bir baba, bir eşi bir arkadaş ve bir dost daha ebedi hayatta yolluyoruz. Mezarı başında genç yaşta iki küçük oğlu var. Gözyaşlarına hakim olamıyorlar. Büyük olanlar daha güçlü ayakta durmaya çalışıyorlar. Sabırla metanetle defin işlerini takip ediyorlar.

Eve geliyorum. Bir başka ölüm haberi daha. Kiracımızın babası vefat etmiş. Bir eş, bir dost, bir tanıdık daha ölüme gidiyor.

Ölenlere Allah'tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun. Acılı ailelere sabır diliyorum.

Her şeye rağmen hayat devam ediyor. Sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamaya devam ediyoruz.

Eylül ve Ölüm. Bakalım sıra kimde. Belki sizde, kim bilir belki BENDE.

Bekliyoruz...

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
14 Yorum
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir