Yerel kaynaklara göre işgal saldırısı devam ederken, sahada gözaltına alınan ve tutuklananların sayısının artmasından endişe ediliyor.
Esir Kulübü, bugün (6 Ağustos Perşembe) yayımladığı açıklamada, geniş çaplı gözaltı ve sahada sorgu operasyonlarına vatandaşlara yönelik ağır saldırı ve ihlallerin eşlik ettiğini belirtti. Bu ihlaller arasında ağır dayak, kelepçelerin işkence ve kötü muamele aracı olarak kullanılması, tehdit ve yıldırma, vatandaşların evlerini terk etmeye zorlanması ve bazı evlerin sahada sorgu merkezlerine dönüştürülmesi ile vatandaşların ev ve mülklerine yönelik tahribat ve yıkım operasyonları yer aldı.
Kulüp, Filistin mülteci kamplarının geçmişte olduğu gibi bugün de işgal politikalarının başlıca hedefi olmaya devam ettiğini, ancak Gazze’deki soykırım suçunun başlamasından bu yana hedef alınma düzeyinde eşi görülmemiş bir tırmanışa tanık olduğunu belirtti. Bunun, Batı Şeria’ya yönelik El-Aksa İntifadası’ndan bu yana en geniş kapsamlı saldırı bağlamında gerçekleştiğini, buna altyapının geniş çaplı tahrip edilmesi ile bazı mülteci kamplarını hedef alan zorla yerinden etme ve yok etme politikalarının eşlik ettiğini, bunun da 1967’den bu yana Batı Şeria’nın tanık olduğu en büyük yerinden etme dalgası olduğunu ekledi.
Kulüp, işgal ordusunun bu kuşatmalar sırasında geniş çaplı gözaltı ve sahada sorgu operasyonlarının yanı sıra sahada infaz operasyonları da gerçekleştirdiğini; Batı Şeria mülteci kamplarında gözaltına alınanların veya sahada sorguya çekilenlerin sayısının binlerle ifade edildiğini belirtti. Bu operasyonların, mülteci kamplarının toplumsal yapısını çökertmeyi ve sakinlerini yıldırmayı hedefleyen bir kolektif cezalandırma politikası çerçevesinde, kadınlar, çocuklar, yaşlılar, yaralılar ve hastalar dahil olmak üzere toplumun tüm kesimlerini hedef aldığını vurguladı.
Esir Kulübü, Kalendiya Mülteci Kampı’nda bugün yaşananların izole bir olay olmadığını, aksine son üç yıl boyunca Batı Şeria’daki Filistin mülteci kamplarını ve kasabalarını hedef alan geniş çaplı kuşatmalar dizisinin bir devamı niteliğinde olduğunu vurguladı. Bu kuşatmaların, eşi görülmemiş düzeyde şiddet ve yıkım kullanımı ile keyfi gözaltı, sahada sorgu suçlarının ve bunlara eşlik eden ağır ihlallerin tırmanmasıyla karakterize olduğunu belirtti.
Kulüp, işgal organlarının, Gazze Şeridi’nde Filistin halkına karşı sürmekte olan soykırım suçuyla eş zamanlı olarak, Kudüs dahil Batı Şeria’da geniş çaplı gözaltı kampanyalarını sürdürdüğüne dikkat çekti. Soykırımın başlamasından bu yana Batı Şeria’daki gözaltı vakalarının 25.600’ü aştığını, bunlara yaygın işkence suçlarının, sistematik saldırıların ve Filistin toplumunun farklı kesimlerini hedef alan sahada infaz operasyonlarının eşlik ettiğini belirtti.
Esir Kulübü, işgal organları ve çeşitli aygıtlarının uyguladığı politikanın, başta toplu gözaltılar, sahada sorgu, işkence ve sahada infazlar olmak üzere hukuksuz uygulama ve suçların tamamının işgalin Filistin halkına karşı sürdürdüğü kapsamlı saldırının bir parçasını oluşturduğunu ve Gazze Şeridi’nde devam eden soykırım suçuyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.
Kulüp, bu politikaların yeni olmadığını, işgalin on yıllardır sürdürdüğü değişmez bir sömürgeci yaklaşımı oluşturduğunu, ancak soykırımın başlamasının ardından bu suçların kapsamı, yoğunluğu ve şiddet düzeyinde eşi görülmemiş bir tırmanış yaşandığını; bunun da işgalin Filistin insanını ve varlığını hedef almada çok daha tehlikeli aşamalara geçtiğini yansıttığını vurguladı.

