Ergenekon Davası 27 Ekim’e Ertelendi

Ergenekon Davası 27 Ekim’e Ertelendi

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, Silivri Kapalı Cezaevi’nde gerçekleştirdiği ''Ergenekon'' davasının bugünkü duruşmasında, sanıklar ile avukatlarının tahliye taleplerini reddederek, duruşmaya 27 Ekim Pazartesi gününe kadar ara verdi. Ayrıca Mahkeme t

 

Davanın ayrıntıları:

Ergenekon Davası'nın tutuklu sanıklarından Hüseyin Görüm'ün duruşmada hakimle tartıştığı için salondan çıkarıldığı bildirildi.

Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki duruşma salonunda görülen davanın duruşmasında, iddianamenin okunmasına geçilmeden önce İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince sanık ve avukatlarına söz verildi.

Söz verilen tutuklu sanık Hüseyin Görüm'ün avukatı Mithat Gökçe, müvekkilinin tahliyesini talep etti.

Bu sırada Hüseyin Görüm ayağa kalkarak, ''Desene benim davam hak davası'' şeklinde bağırdı. Bunun üzerine salondaki askeri görevliler Görüm'e müdahale ederek, ağzını kapattı. Görüm sarf ettiği sözler nedeniyle mahkeme heyetince salondan çıkartıldı.

Tekrar söz alan avukat Gökçe, müvekkilinin sağlık durumunun kötü olduğunu ve ''paranoyak'' davranışlar sergilediğini söyledi.

Ergenekon davasının bugünkü duruşması sona erdi. Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, sanık ve avukatlarının tahliye taleplerinin reddi yönünde görüş bildirdi.

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, sanık Halil Behiç Gürcihan'ın soruşturmada ifade verdiği zaman savcı Zekeriya Öz'ün duruşmada hazır bulundurulmasını talebinin de reddini istedi. Pekgüzel, tutuklu sanık avukat Kemal Kerinçsiz'in işlediği suçun avukat olmasından kaynaklanmadığı, izin alınmasına gerek olmadığı, soruşturmanın halen devam ettiği, sanık ve avukatlarının tahliye talebinin reddi yönünde görüş bildirdi. 

Davaya müdahil olmak için 8 adet talep vardı.

Bunlardan belli başlıları; ÇGD İzmir Şubesi, Cumhuriyet Gazetesi, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, DTP'liler, Fail-i Mechul'e kurban gidenlerin yakınları ve Hukukçular Birliği ve Şebnem Korur Fincancı vardı.

Savcılık bu 8 müdahale talebinden sadece birinin kabul edilmesi 7'sinin reddedilmesi yönünde mütaalasını mahkemeye sundu.

Şebnem Korur Fincacı, Ergenekon terör örgütü üyelerinin kendi hakkında kişisel verileri toplayıp, örgütün hedefi haline geldiği gerekçesiyle müdahale talebinin kabul edilmesini istemişti.

Mahkeme heyeti Savcının mütaalasını dinledi şimdi nihai kararı vermek için kısa bir ara verdi. Mahkeme savcının mütaalasına uyabil de uymayabilir de...

Mahkeme heyeti, savcıdan farklı düşündü. Müdahil olma taleplerinden ikisi mahkeme heyeti tarafından kabul edildi. Bunlar, Savcının da kabul ettiği Şebnem Korur Fincancı ve Cumhuriyet Gazetesi...

Ergenekon davasına müdahil olmak isteyen başta DTP milletvekilleri olmak üzere çok sayıda kişinin talepleri reddedildi. Davanın sanığı İşçi Partililerin dosyasının Anayasa Mahkemesi'ne gönderilme talebi de reddedildi.

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi(İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz sahibi ve başyazarı İlhan Selçuk ile eski İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektörü Prof. Dr. Kemal Yalçın Alemdaroğlu'nun da aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 86 sanığın yargılandığı Ergenekon davasınin ikinci duruşması başladı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengör tek tek sanık müdafilerini duruşma salonuna davet etti. Ergenekon davası tutuklu sanıklarından Bekir Öztürk, avukatı olmadığını belirterek, "Avukatlar, savcılar tarafından taciz edildiği için avukat bulamadım. Kendimi ben savunacağım" dedi. Mahkeme Başkanı Şengör bunun üzerine şunları söyledi: "Sizi bir avukat temsil etmek zorunda. Avukatsız savunmanızı almam. Sizin hakkınızdaki sevk maddeleri bunu zorunlu kılıyor. İsterseniz mahkeme olarak istediğiniz avukatın sizi temsil etmesine veya Baro tarafından size avukat verilmesini sağlayacağız."

Duruşmada ayrıca avukat Özkan Yücel, İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Akın Birdal için ayrı olarak müdahillik talebinde bulundu. Yücel, Birdal'ın daha önce uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşam tehlikesi geçirdiğini, bu saldırının sadece yaşam hakkına yönelik olmadığını, toplumun nezdinde insan hakları yöneticisine "gözdağı" verilmek istendiğini düşündüklerini kaydetti.

Oturumda söz alan bazı sanık avukatları da görüntülü diz üstü bilgisayarlarının duruşma salonunda kullanmak istediklerini ifade ederek, görüntülü olmayan bilgisayarlara belgeleri yüklemenin çok zor olduğunu, rahat çalışmaları için görüntülü olan kendi bilgisayarlarının duruşma salonuna alınmasını talep etti.

Tutuklu sanık Vedat Yenerer'ın avukatı Vural Ergül de duruşma salonundaki bilgisayarlarda bulunan iddianamenin word formatında olmasını ve "F" klavye konulmasını istedi. Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, duruşmada geçen oturumda sunulan mahkemenin ve heyetin reddedilmesi yönündeki taleplerin kabul görmediğini hatırlattı.

Sanık avukatları Ergenekon davasının TRT'nin bir kanalında yayınlanması talebinde bulundular. Tutuklu sanık Oktay Yıldırım da terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'a tanınan yargılama koşullarının kendilerine tanınmasını isteyerek şunları söyledi: "Yanımda getirdiğim evrakları kullanamıyorum. Ailem buraya gelemiyor. Eli kanlı terörist bir avukat ordusu ile savunulurken, ömrünü vatanına adamış, bu uğurda yaralanarak gazi ünvanı almış olan bana bu hak verilmiyor. 16 ay sonra savunma hakkımı kullanacakken yapılan bu kısıtlamalar yargılanma aleniyetine gölge düşürüyor. Tutuksuz sanıklara soru sormak, tanık gösterme ve suç duyurusunda bulunma hakkım elimden alınıyor. Bir taraftan müebbet hapisle yargılanırken diğer tarafta kendimi savunacağım şartlar oluşturulmuyor."

Tutuklu sanık Kerinçsiz'in avukatı Kadir Kartal iddianamede adı geçen Tuncay Güney'in kim olduğunu sordu. Kartal, "Tuncay Güney kim CIA mi yoksa MOSSAD ajanı mı? Neden burada yok. Burada hukuk iğfal edilmiş durumda" dedi.

Kadir Kartal, mahkemenin "Ergenekon" kelimesinin bu davayla birlikte anılmasının önlenmesi için bir karar alınmasını istedi. Kartal, sözcüğün şuurlarda olumsuz bir etki, bir görüş olarak yer almaması için alınacak kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasını da istedi.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, müdahil taleplerinde bulunan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, DTP milletvekilleri Ahmet Türk ve Sebahat Tuncel ile İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Akın Birdal'ın taleplerini "suçtan zarar görmedikleri" gerekçesiyle reddini istedi.

Savcı yine müdahil talebinde bulunan Dicle Anter, Pervin Buldan, Sait Şirin'in de aralarında bulunduğu bazı kişilerin taleplerinin de kabul edilmemesi yönünde görüş bildirdi. Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesinin müdahillik talebinin de ilgili soruşturma kapsamında ele geçirilen dokümanların hedef gösterme olarak değerlendirilemeyeceği ve suçtan doğrudan zarar görülmediği gerekçesiyle reddini talep etti.

Savcı Pekgüzel, İHD İstanbul Şubesi, Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu'nun da müdahillik taleplerinin reddi yönünde görüş bildirdi. Mehmet Ali Pekgüzel, Şebnem Korur Fincancı'nın talebinin ise kişisel bilgilerin kaydedilmesi ile ilgili davanın sanıklarından Ümit Sayın Behiç Gürcihan hakkında dava açıldığını ifade ederek, Fincancı'nın bu gerekçeyle davayla katılma talebinin kabulü yönünde görüş bildirdi. Savcı  ilk duruşmada da bombası atılması nedeniyle Cumhuriyet gazetesinin davaya müdahil olmasının kabul edilmesini istemişti.

 Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında tutuklanan İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Kurumu öğretim üyesi Doç. Ümit Sayın'ın üniversitedeki öğretim üyelerini takip etmek için askeri istihbarattan eleman, araç ve teknik destek istediği iddia edilmişti. Polisin Doç. Sayın'ın bilgisayarında ele geçirdiği belgelere göre Sayın başta İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Mesut Parlak olmak üzere 12 kişinin ev, iş ve cep telefonlarının, üçüncü kişilerle olan ilişkilerinin takip etmişti. Doç. Sayın'ın İstanbul'daki 1. Ordu İstihbarat Başkanlığı'na gönderdiği belirtilen gizli raporların ilki 28 Haziran 2005, ikincisi 29 Haziran 2005 ve üçüncüsü de 7 Temmuz 2005 tarihliydi. Sayın, başta İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Şebnem Korur Fincancı olmak üzere kurum çalışanları hakkında araştırma istiyordu. İddiaya göre Doç. Sayın askeri istihbarattan üstteğmen veya teğmen düzeyinde bir istihbarat subayının da kendisine yardımcı olarak görevlendirilmesini ve rahatlıkla hareket edebilmek için de kendisine "TSK danışmanı" kimliği verilmesini de istemişti.

Savcının müdahillik taleplerine ilişkin görüşlerini dile getirmesinin ardından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengün, duruşmaya ara vermeksizin talepleri değerlendirmek amacıyla heyetle birlikte odalarına çekildi. Mahkeme heyeti, yapılan değerlendirme sonucunda Cumhuriyet Gazetesi Vakfı, Yeni Gün Haber Ajansı Basın Yayın A.Ş ile Şebnem Korur Fincancı'nın "suçtan zarar gördükleri" gerekçesiyle müdahillik talepleri kabul edilmesine karar verdi. Bu arada, duruşma sırasında, tutuklu sanıklardan Sami Hoştan'ın mübaşir olarak salonda bulunan ceza infaz memurunun getirdiği bir bardak suyu içtiği görüldü. Tutuklu sanıkların takım elbiseli ve kravatlı oldukları gözlendi.

'Ergenekon" davası kapsamında 46'sı tutuklu 86 sanığın yargılamasının süreceği Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde, ilk günün aksine sakinlik hakimdi.

Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi nizamiyesine gelen basın mensupları, burada el dedektörü ile üzerleri arandıktan sonra kimlik kontrolünden geçirildi. Gazeteciler, daha sonra da yerleşke içindeki "ziyaretçi giriş bölümü"ne geldi. Bu bölümde, duruşmayı iç salonda izleyecek olan 6 ajansından birer muhabir ile diğer basın mensuplarının kayıtları yapıldı. Bu işlemin ardından haber ajanslarının muhabirlerinden birine duruşma salonuna giriş, ikinci muhabire ise bu salonun olduğu binaya giriş kartı teslim edildi. Diğer gazete ve televizyon muhabirlerinden ise sadece birine adliye binasına giriş kartı verildi.

Daha önceki uygulamadan farklı olarak cep telefonları ve kamerasız diz üstü bilgisayarlarını adliyenin bahçesindeki prefabrik odalara götürmelerine izin verilen haber ajansları muhabirleri ile gazete ve televizyonlardan birer muhabir, duruşmanın yapılacağı salonunun bulunduğu alana alındı. Bu arada, ziyaretçi giriş bölümünde, yoğunluk yaşanmaması için avukatlar ve tutuksuz sanıkların girdiği bölüm ile gazetecilerin yerleşkeye alındığı bölümün ayrıldığı görüldü. Yerleşkeye giren gazetecilerden birer haber ajansı muhabiri, mahkeme heyeti, sanıklar, avukatlar ve izleyicilerin bulunacağı ve duruşmanın görüleceği iç salona alınacak.

Öte yandan, girişinde güvenlik kontrolü yapılan duruşma salonunun bulunduğu binanın bahçesine gazeteciler ve avukatlar için 2 ayrı prefabrike oda yapıldı. Her birinin içinde çelik dolaplar olan bu odaların birini gazeteciler, diğerini ise avukatlar kullanacak.

Avukatlar ile gazeteciler, yanlarında getirdikleri diz üstü bilgisayar, cep telefonu gibi elektronik eşyayı odalardaki dolaplarına koyarak kilitleyebilecek. Avukatların, duruşmanın yapılacağı salona kamerasız diz üstü bilgisayarlarını sokabileceği, gazetecilerin ise yasa gereği cep telefonu, diz üstü bilgisayar gibi elektronik eşya ile salona giremeyeceği kaydedildi.

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir