Ergenekon 2-3 tetikçiden mi ibaret?

Ergenekon 2-3 tetikçiden mi ibaret?

Ergenekoncular bir-iki bombacıdan ibaret değil. İki kanat var. Asıl dikkat edilmesi gereken güç sol kanat. Çünkü sağ kanat operasyonel gücü temsil ederken sol kanat asıl teorisyen sınıfın olduğu ayaktır.

Ergenekon'un sol kanadı çökertiliyor!

Ergenekon kitaplarının yazarı, dikkat edilmesi gereken gücün sol kanat olduğunu belirterek, operasyonları anlamlı buldu. 'Ergenekon'un Çöküşü 1' ve 'Ergenekon'un Çöküşü 2' kitaplarının yazarı Zihni Çakır, "Ergenekon'un sol kanadı da çökertiliyor." dedi.

Yazdığı kitaplarla birçok ilişkinin çözülmesine katkıda bulunan Çakır, bir süredir Ergenekon'u sağ ve sol kanat olarak ikiye ayırıyordu. Veli Küçük ekibinin sağ kanat olduğunu öne süren Çakır, "Asıl dikkat edilmesi gereken güç sol kanat. Çünkü sağ kanat operasyonel gücü temsil ederken sol kanat asıl teorisyen sınıfın olduğu ayaktır" diyordu.

Doğu Perinçek, İlhan Selçuk ve Kemal Alemdaroğlu'nun gözaltına alınmasını bu nedenle anlamlı bulan yazar, şunları söylüyor: "Ergenekon terör örgütünün sadece operasyonel bir kanat tarafından kurgulanmadığını, teorisyen sol bir kanadının olduğunu hep ifade etmiştim. Bu operasyon, Ergenekon terör örgütünün deşifre sürecinde sol kanadına da ulaşılabildiğini gösteriyor."

Gözaltıların AK Parti'ye açılan kapatma davasıyla ilgisi olmadığını savunan Çakır, bunun Ergenekon soruşturmasının doğal süreci içerisinde cereyan ettiğini vurguladı. "Operasyonlar, bugünkü gözaltılardan çok daha fazla ses getirecek isimlerle devam edecek." öngörüsünde bulunan Çakır, sonuna kadar gidilmemesi halinde Ergenekon denilen yapının çözülmesinin ve tasfiye edilmesinin mümkün olmadığını kaydetti.

Konuyla ilgili Sabah'taki köşesinde bir yazı kaleme alan Emre Aköz'ün Ergenekon'un 2 tetikçiden ibaret olmadığı yönündeki vurguları dikkat çekici. Sert ulusalcı, militarist, demokrasi karşıtı, otoriter bir ideolojiye sahip olan Ergenekoncular, iki bombacı, üç maceracıdan ibaret olmayıp emekli generallerden aktif siyaset taraftarı ordu mensuplarına; akademisyenlerden gazetecilere; iş adamlarından dernek-vakıf yöneticilerine; siyasetçilerden mafyaya kadar birçok kesimi barındırıyor. Aköz'e göre bunlardan kimi Ergenekon'a para sağlıyor; kimi fikri katkıda bulunuyor; kimi eylem düzenleyip, tetikçilik yapıyor; kimi de dernek ve vakıf kurarak yeni elemanlar buluyor...

Bu nedenle ki artık Giresun Üniversitesi Rektörü, eski binbaşı, Prof. Osman Metin Öztürk'ün, Ergenekon'dan tutuklanan emekli tuğgeneral Veli Küçük'e, "Her zaman emrinizdeyim" diyebilmesine şaşırmamak gerektiğini söyleyen Aköz, son olarak sözü medyanın da dünden beri sürekli dramatize ettiği İlhan Selçuk'un yaşına getiriyor. Aköz, yaşından dolayı İlhan Selçuk'a iyi bakılması gerektiğini belirtiyor ama darbeciliğin yaşta değil başta olduğunu belirtmeden de geçmiyor.

HAKSÖZ-HABER


Emre Aköz'ün yazısı:

Ergenekon'u 2 tetikçiden ibaret mi sanmıştınız?

Doğu Perinçek ... İlhan Selçuk ... Kemal Alemdaroğlu ... 'Ergenekon Operasyonu'na bu ünlü simaların da dahil edilmesine şaşıranlar çok oldu.

Gözaltına alınmak, hatta tutuklanmak bir kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez.

Ancak ünlü ya da saygın bir isme sahip olmak kimseye dokunulmazlık sağlamaz.

Eğer Ergenekon'un nasıl bir örgüt olduğunu bilirsek... Yukarıda ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.

***

Hikâyeyi 1945'ten başlatalım...

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Türkiye, Batı bloğunda yer aldı. En büyük korku Sovyetler Birliği'nin ülkeyi işgal etmesiydi.

ABD'nin yönlendirmesiyle alternatif bir güvenlik yapısı oluşturuldu. Özel Harp Dairesi ya da Kontrgerilla denilen bu örgütlenme; Meclis'in bilgisi, Yargı'nın denetimi dışındaydı.

Bu örgüt NATO üyesi tüm Avrupa ülkelerinde kurulmuştu. Mesela İtalya'daki adı Gladio idi.

Sovyetler dağılınca gizli örgütlerin "amacı, hedefi, mantığı" kalmadı. Avrupa bunları tasfiye etmeye başladı.

Ama tasfiye bazen kolay olmadı. Çünkü 'yarı-özerk' hale gelmiş; toplum içinde dal budak salmış olan örgütler direniyor; maddi ve manevi çıkarlarından vazgeçmek istemiyordu.

Türkiye'de ise köklü bir tasfiye yapılmadı. Eski yapı, yeni şartlara göre düzenlendi, sadece başıbozuklar tasfiye edildi.

Yeni şartları şöyleydi:

Yükselen Kürt hareketi... Kent nüfusunun ağırlık kazanması... Dünya ekonomisi ile bütünleşme... Avrupa Birliği süreciyle gelen şeffaflaşma, demokratikleşme, insan hakları... Kendini İslami kavramlarla ifade eden yeni orta sınıfların yönetime talip olması...

***

İşte 'Ergenekon' denilen gizli örgütlenme, bu şartlar altında Türkiye'ye yeni bir yön vermek için çalışıyor.

Sert ulusalcı, militarist, demokrasi karşıtı, otoriter bir ideolojiye sahip olan 'Ergenekon', iki bombacı, üç maceracıdan ibaret değil.

Zirve yönetiminde bazı emekli generaller olduğu tahmin ediliyor. Aşağıya doğru kadro zenginleşiyor: Akademisyenler, gazeteciler, eski subaylar, işadamları, dernek-vakıf yöneticileri, avukatlar, siyasetçiler, mafya...

'Ergenekon ideolojisi' normal şartlarda aynı masaya oturup çay içmeyecek simaları bir araya getiriyor.

Kimi Ergenekon'a para sağlıyor... Kimi fikri katkıda bulunuyor... Kimi eylem düzenleyip, tetikçilik yapıyor... Kimi dernek ve vakıf kurarak yeni elemanlar buluyor...

***

Sanırım artık Giresun Üniversitesi Rektörü, eski binbaşı, Prof. Osman Metin Öztürk'ün, Ergenekon'dan tutuklanan emekli tuğgeneral Veli Küçük'e, "Her zaman emrinizdeyim" diyebilmesine şaşırmıyorsunuz.

İşgale ve bölünmeye karşı kurulmuş olan kimi kanun-ötesi, paramiliter örgütlerin, kontrolden çıkıp devlete hükmetmeye, siyaseti yönlendirmeye kalkıştığını biliyoruz.

Bu sebeple ben, Ergenekoncuların, Silahlı Kuvvetler'in aklını çelmek için uğraştığını tahmin ediyorum.

Bir tarafta ordunun siyaset dışı kalmasını isteyen, demokrasiye bağlı kesim var.

Diğer tarafta ise bu değerlerin tersini benimseyenler... Ergenekon işte bu ikinci gruba 'oynuyor'.

Ev ödevi: Bu pencereden baktığınızda... Doğu Perinçek'in basın toplantısında, "Veli Küçük orduda görevliyken bize bilgi sızdırıyordu" demesini... Ya da eski GK Başkanı, emekli org. Kıvrıkoğlu'nun "Ben Org. Hilmi Özkök'ün Genelkurmay Başkanı olmasına karşıydım" açıklamasını nasıl yorumlarsınız?

Not 1: İnşallah 83 yaşındaki İlhan Selçuk'a gözaltında iyi bakılır. Aksi halde hükümetin üstüne kalır.

Not 2: Darbecilik yaşta değil baştadır. Celal Bayar ölene kadar İttihatçı olduğunu söylemişti.

(Emre Aköz / Sabah)

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir