Kenan Alpay’ın “Ekonomi, Terör ve de Ahlak” başlıklı yazısından konuyla ilgili bir bölüm şöyle:
CHP ve HDP’nin ‘hayır’ kampanyasıyla elde etmek istediği hedef en baştan bu yana besbelli: Statükoyu koruyup kollamak, Batı’ya endeksli bir toplumsal ve siyasal işleyişi baki kılmak, ülke ve toplumun İslami karakterini seküler-ulusalcı ideolojiye dayanan bürokratik hegemonya terbiye etmek. AK Parti ve MHP’nin ‘evet’ kampanyası bağlamında kimi ortak noktaları olsa da muharrik sebep ve nihai hedefleri itibariyle epeyce farklılıkları olduğu muhakkak. Bu yüzden Başbakan Yıldırım referandum kampanyasını MHP ile birlikte yürütmeyeceklerini net olarak vurguladı en baştan.
‘Evet’ ve ‘hayır’ cephesi diye kesin ve keskin bir ayrışma olduğunu söylememize imkân sağlayacak bir atmosfer yok. Her iki taraftan da marjinal sayılabilecek ‘ihanet ve felaket’ söylemlerinin ciddi bir karşılığı olmadığı görülüyor. Meclis’te sergilenen agresif ve provokatif hareketlerin toplumsal zeminde karşılık bulma olasılığı çok düşük gözüküyor. Ama bunlar ne referandum sürecini ne de ortaya çıkacak sonucun önem ve değerini düşürmez. Bilakis siyasal rekabetin daha olgun ve yapıcı bir zeminde ilerlediğine işaret eder. Hem içeride hem de dışarıda statükonun muhafazası için seferber olanları en çok kahreden mesele belki de toplumun sinir uçlarıyla oynanmasına müsaade etmeyen bu ağırbaşlı, olgun ve sabırlı tavrıdır.
(…)

