1. HABERLER

  2. İSLAM DÜNYASI

  3. MISIR

  4. Darbeciler Mısır’da Köşeye Sıkıştı
Darbeciler Mısır’da Köşeye Sıkıştı

Darbeciler Mısır’da Köşeye Sıkıştı

Abdullah Aydoğan Kalabalık: “İhvan, darbenin bu kadar ağır olacağını, ordu ise direnişin bu kadar kuvvetli olacağını tahmin etmiyordu”

28 Ağustos 2013 Çarşamba 11:45A+A-

Fahrettin Dede / Yeni Akit

Mısır’daki darbeciler, İhvan’ı bitirmeye yönelik planlarını adım adım uygularken, İhvan ise direnişten vazgeçmiyor. Mısır’da yaşananları Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Merkezi’nin (SETA) Mısır uzmanları Abdullah Aydoğan Kalabalık ve Can Acun ile Tahrir Meydanı’nda konuştuk. İşte o konuşmamız:

Mısır’da 3 Temmuz’dan bu yana bir kargaşa ortamı yaşanıyor. Bu kargaşa ortamını sebepleri ve yansımalarıyla nasıl okuyalım?

Can Acun: Önce şunun altını çizelim ki, darbeciler hiç beklemedikleri kadar büyük bir direnişle karşı karşıya kaldılar. Bu da onların rasyonalitelerini ve tüm oyun planlarını bozmuş oldu. Ben şu an için darbede, en azından siyasi koalisyonun tamamen çökmüş olduğunu düşünüyorum. Yaşanan katliamlara yönelik çok ciddi bir tepki oluştu ve bu tepkiler daha önceden darbenin yol haritasına dahil olan çeşitli unsurların koalisyondan ayrılmasına sebep oldu ki, bunların başında da Selefi Nur Partisi geliyor… Darbenin ilan edildiği Ulusa Sesleniş Konuşması’na dahil olmuşlardı ama gelinen noktada süreçten onlar da kendilerini çekmeye başladılar. Özellikle yeni anayasa tasarısında ‘İslami Partilerin kapatılması’ yönündeki taslak, onların da tepkisini çekti.

ORDU, BU DENLİ BÜYÜK DİRENİŞ BEKLEMİYORDU

Bildiğiniz gibi bir de Baradei var. Baradei, Ulusal Kurtuluş Cephesi ile darbeye giden süreci kendisinin hazırladığını da söylemişti. Hatta kendisi Batı’nın darbeye ikna edilmesinde önemli bir aktör olmuştu. Ancak yaşanan katliamlara ve özellikle de Rabia Meydanı’nda gerçekleşen katliamlara karşı bir pozisyon almıştı Baradei… Ama uluslararası ilişkiler çerçevesinde doğan durum ile istifa etti, yurtdışına çıkmak zorunda kaldı ve hakkında dava süreçleri başlatıldı. Darbenin aktörleri şu anda irrasyonel hareket ediyor. Kendilerine yönelik muazzam bir direnişle karşı karşıya kalınca, büyük katliamlar yapmaya başladılar. Bu anlamda, kaotik bir durum oluştu ve ülke şiddet sarmalına girdi. Marsa Matruh bölgesinde, Sina bölgesinde darbenin yol haritasında hiç de beklenmeyen gelişmeler oldu. Özellikle batı ile olan ilişkiler kopma noktasına geldi. Türkiye’nin çıkışının da burada önemli olduğunu görmemiz gerekiyor. Mısır darbecileri köşeye sıkıştı.

Abdullah Aydoğan Kalabalık: 3 Temmuz beklediğimiz bir gündü. Çünkü ülkenin yarı resmi El-Ahram gazetesi, 2 Temmuz gecesi saat 12’deki son baskısında kırmızı puntolarla attığı başlıkta Mursi hakkında “Görevinden mi alınacak, istifa mı edecek?” başlığı attı. El-Ahram’ın Genel Yayın Yönetmeni televizyonlara bağlanıp, “Bu bilgiyi çok sağlam kaynaklardan aldım” dedi. Bahsettiğimiz haberde, anayasanın iptal edileceği, Müslüman Kardeşler üyelerinin ev hapsine alınacağı gibi maddeler vardı ki; bunların hepsi yaşandı. Bu açıdan baktığımızda bu darbeyi sürpriz diye nitelememiz çok da mantıklı değil. Tabiî bu durumda mağdur olacak İhvan üyelerinin süreci en az hasarla atlatacağı düşünülüyordu ama böyle olmadı. Askerin farklı bir yöntem izleyerek bu süreci daha kolay şekilde geçiştirebileceği düşünülüyordu ama planlar uyuşmadı. Halk oyuyla kabul edilmiş anayasa, cumhurbaşkanı, halk meclisi; hepsi görevden alındı. İhvan, darbenin bu kadar ağır olacağını, ordu ise direnişin bu kadar kuvvetli olacağını tahmin etmiyordu.

Askerin beklemediği bu kuvvetli direniş nereye kadar devam eder?

A.A.K.: Direnişin önemli kısmı geride kaldı. Rabiatü’l Adeviyye bir semboldü ve bitti. Orası çok ağır ve kanlı bir operasyonla bitirildi. Müslüman Kardeşler’in birinci ve ikinci adamları ile çok sayıda üyesi gözaltına alındı. Adeviyye’nin sembol isimlerinden Muhammed Biltaci’nin kızı vurularak öldürüldü. Şimdi direniş yavaş yavaş devam edecektir. Seçimlere kadar süreceğini tahmin ediyorum ben.

İhvan’ın geleceğini konuşalım istiyorum. Mahkeme kararıyla binlerce üyesi tutuklandı. İhvan’ın geleceğini nasıl okuyorsunuz?

C.A.: Şu anda ‘Darbeye karşı direniş koalisyonu’ sadece İhvan-ı Müslimin’den oluşmuyor. Burada önemli bir koalisyon oluşmuş durumda. Bunun içinde Selefi hareketler var, Vasat Partisi var. Evet, İhvan’ın komuta kontrol mekanizması ciddi manada zayıflamış vaziyette. Ama İhvan’ın 80 yılı aşan bir organizasyon olduğunu biliyoruz. Birçok defa benzer şeylere maruz kalmış bir hareket. Liderleri işkenceler görmüş, takip edilmiş, dolayısıyla devlet baskısı altında yaşamayı öğrenmiş bir hareket. Ama bunun yanında şiddeti de direniş metodolojisi olarak görmeyen bir örgüt. Bütün katliamlara rağmen yönetimden yapılan açıklamalarda “Şiddete başvurmayacağız” denildi.

MURSİ, AİDİYET BAĞINI İYİ KURDU

Pek çok stratejist, diğer İslâm ülkeleriyle birlikte Mısır’ın da bölünebileceği ihtimalini konuşuyor. Bu hususta neler söylersiniz?

C.A.: Bölgede böyle bir risk var… 1 milyon insanın yaşadığı Sina Yarımadası, Camp David anlaşması ile şu anki statüsünü sürdürüyor… O bölgedeki insanların devletle ciddi sorunları var.  Bölgenin uzun süre İsrail kontrolünde kalması, özellikle Mübarek döneminde bölgenin sosyo-ekonomik olarak ihmal edilmesi... Bölge halkının fakir bırakılmış olması… Bunun yanında, bölgedeki asker ve polis güçlerinin bölge halkına çok kötü davranması, bunun sebeplerinden… İnsanların devletle aidiyet bağları kopmuştu; Muhammed Mursi döneminde ilk defa bölge ile aidiyet bağları yeniden kuruldu. Mursi bölgeyi ziyaret etti, buradaki insanlarla birlikte namaz kıldı, çadırları ziyaret edip insanların çayını içti. Mursi, böyle bir samimiyet oluşturdu ve bölgedeki insanlar devleti yeniden sever oldu. Mursi devrilince de Sina insanının devletle aidiyet bağı tekrar koptu. Pek çok Bedevi aşireti, ordu ve polis birliklerine karşı silahlı direniş gerçekleştirir duruma geçti. Bu da Mısır’ın bütünlüğü açısından çok ciddi bir tehlike…

Yine bölünme teorilerinde konuşmamız gereken yüzde 10’u bulan bir Kıpti nüfusu var ülkede…

C.A.: O iddia konuşuluyor ama Mısır’daki Kıptilerin müstakil bir devlet kurabilmeleri mümkün değil. Nüfus olarak yüzde 10 gibi önemli bir yapıyı oluştursalar da; tüm bölgelere yayılmış durumdalar. Çoğunluğu da Kahire’de yaşıyor. Yine Said bölgesinde ayrılıkçı aşiretler var. Özellikle Sudan sınırında… Buradaki insanlar da ordudan ciddi manada rahatsızlar.

MISIR NE BABAYİĞİTLER GÖRDÜ, HİÇBİRİ İHVAN’I BİTİREMEDİ

Bu katliamlar ve tutuklama operasyonları İhvan mensuplarını daha fazla biler mi?

A.A.K: Bugün televizyonda İhvan mensubu bir hanımı izledim, “Babalar ölse de çocuklar direnmeye devam edecek. Yolumuzdan dönmeyeceğiz” diyordu. Müslüman Kardeşler 85 yıllık ve 70 küsur ülkede şubesi olan İslâmî bir hareket. Bu fikrî hareket Türkiye ve Pakistan dışında dünyanın bütün ülkelerinde vardır, faaliyet yürütür. Dünyaca bilinen bir İhvan hareketi… Buradan ne babayiğitler geldi, geçti… Mısır’dan ne Enver Sedat’lar, ne Hüsnü Mübarek’ler, ne Kral Faruk’lar geldi geçti, ama Müslüman Kardeşler yok edilemedi.

İHVAN, ŞİDDET TUZAĞINA DÜŞMEDİ

Bu süreçte İhvan’ın şiddete çekilmeye çalışıldığını gördük ama…

C.A.: Kesinlikle, onda şüphe yok. İhvan’ın temel meşruiyetini halktan aldığı destek oluşturur. Ki, Muhammed Mursi 7 bin yıllık Mısır tarihinde halk tarafından gerçek manada seçilmiş ilk Cumhurbaşkanıdır. Temel desteğini halktan ve meşruiyetten alan bir yapılanmayı şiddete meylettirerek bitirme planları yapıyorlar. İhvan üzerinden dünyaya bir radikal İslâm örneği sunma planları yapılıyor. Bir el-Kaide’leştirme durumu söz konusu idi ki, İhvan bu tuzağa düşmedi. Baktığımızda, İhvan varlığını devam ettirecek.

Benim, seçimlerin dürüstçe gerçekleşeceği hususunda çok ciddi şüphelerim var. Siz ne düşünüyorsunuz?

A.A.K: Müslüman Kardeşler’in yahut onun siyasi kolu olan Hürriyet ve Adalet Partisi’nin kapatılması düşünülüyor olabilir. Ama seçimler adil şekilde yapılırsa, Müslüman Kardeşler en yüksek sayıda vekili çıkaracaktır. Önemli olan demokratik sürecin devam ettirilmesi…

DİĞER SİYASİ KURUMLAR İHVAN’IN ÖLÜSÜ KADAR İŞ YAPMAZ!

Gelecek açısından baktığımızda Mısır-Türkiye ilişkileri ne durumda?

C.A.: Ben, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır’daki darbecilerin oyununu bozduğunu düşünüyorum. Mısır darbecileri, “Bu bir darbe değil, halk devrimidir” diyordu ve batı ülkeleri ile beraber Körfez ülkelerinin ‘darbe’yi ‘darbe’ olarak tanımlamaması bu plana hizmet ediyordu. Erdoğan’ın ‘darbe’ demesi, katliamları kınaması, Mısır’daki darbecilerin oyununu bozdu. Bu sebeple de Türkiye’ye yönelik çok ciddi tepki göstermelerine sebep oldu. Bu durum, buradaki Türk kurumlarına da yansıyor.

A.A.K: Mısır için ümitvâr olmak gerekiyor. Mısır’da İhvan ve diğer Selefi hareketler çok güçlü hareketlerdir. Diğer siyasi oluşumların hiçbiri Müslüman Kardeşler’in ölüsü kadar iş de yapamaz, oy da alamaz. Bir taban var ve bu taban yok edilemez. Alt tabaka ve orta gelir tabakası Müslüman Kardeşler’in elindedir. Müslüman Kardeşler’in siyasi hüviyetini korumasından emin olamayabiliriz ama Cenab-ı Allah’ın da bir planı var.

HABERE YORUM KAT

1 Yorum